Gara - Suriye - Musul

Yayın Tarihi 17 Şubat 2021

Yanılmıyorsam, 2014 Eylül ayında Musul’da rehin alınan Türk elçilik görevlileri ülkeye kurtarılmış getirilmiş, Şanlıurfa GAP havalimanına inişleri gerçekleşmiş ve dönemin başbakanı Ahmet davutoğlu tarafından karşılanmıştı. Öztürk Yılmaz’ın Musul Konsolosu olarak kafalarına çuval geçirilerek rehin alınması hadisesi ciddi ses getirmişti. Kurtarıldılar. Bütün ülke sevinçle karşıladık. Olayın siyasi propagandasını AKP iktidarı kendi hanesine büyük bir başarı olarak yazmıştı. Kendi görüşüne göre tabii ki!

Suriye'de 40 a yakın Türk işit tarafından rehin alınmış daha sonra sözde işid militanlarının takası ile Türkiye ye getirtilmişti, 40 yakın rehin alınan Türk vatandaşının kurtulmuş olması sevindiriciydi.

Ne yazık ki son olarak 5 yıldır Gara’da bir hapishane haline getirilmiş mağarada, PKK tarafından esir tutulan, iktidara göre ve iktidar haber kanallarına göre, sivil vatandaş olduğu önce söylenen sonrada 5 yıldır esir tutulan MİT mensuplarından, askerlere, polis memurlarına kadar toplamda 13 güvenlik kişilik devletin güvenliğinden sorumlu askerinin, polisinin hain teröristler tarafından katledildiği anlaşıldı. Ülke yasa büründü. Ülkenin iktidar yanlısı kanadı, muhalefete çatarak sorumlusu muhalefet miş gibi propaganda yapmaya başladı. Kendi beceriksizliklerini birilerine yıkma konusunda becerikli olan bir iktidarın yapacağı da bu olabilirdi. Ancak. !

Türkiye Cumhuriyeti muz cumhuriyeti değildir. Ülkemin askeri rehin tutuluyorsa ne yapıp edip terör örgütlerine göz açtırmadan önce rehineleri kurtarırdım. IŞİD’in ateşe verdiği kurtarılamayan askerlerimizi dün gibi hatırlıyorum. Kafasına çuval geçirilen konsolosluk görevlisi vatandaşlarımızı dün gibi hatırlıyorum. IŞİD’in elinden kurtarılan vatandaşlarımızı dün gibi hatırlıyorum. Ama 5 yıldır PKK elinde rehin tutulan vatandaşlarımızın ailelerinin feryatlarını da dün gibi hatırlıyorum. Hele birisi var ki kız kardeşi ne yapıp ediyor sesin, duyara bilmek için Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğanın karşısına geçiyor ne olursunuz kurtarın kardeşimizi diyor. Ancak aldığı cevap elimizden bir şey gelmez oluyor. Saygı Öztürk’ün kaleminden okumuştum. Bu ülkenin evladına kıymet verilmediğini önemsenmediğini görmek içimi acıtıyor… Bu vatan uğruna canını feda edecek evlatlarımızın kıymetini devletimizi yönetenlerin bilmesi onları koruması kollaması gerekir. Yoksa bu ülkede vatan sevdalısı gibi görünen şovmenlik yapan korkaklardan başkası kalmayacak.

Şimdi soru üstüne soru, 5 yıldır rehin tutulan güvenlik görevlilerimiz nasıl kurtarılamadı. Sorumlular 5 yıl neyi bekledi. Güvenlik görevlisi vatandaşlarımızın katledilişine neden izin verildi. Pazarlık mı yapılıyordu? Kim bu işi takip ediyordu. Devletin hangi birimi? Bu birimde yer alan görevlilerin soruşturulmaları gerekmez mi? Terör örgütünün ana amacı ses getiren eylemler yapmak olduğunu herkes bilir. Terörist eylemler ne kadar çok ses getirirse o kadar popülaritesi artar. Güvenlik Stratejistleri böyle açıklıyor. Peki bu pirimi yapmalarına ülkemiz yetkileri nasıl müsaade ettiler. Şehit edilen vatan evlatlarının ana ocaklarına düşen kor ateşini söndürecek nasıl bir girişim de bulunuldu da becerilemedi.? Sayın Cumhurbaşkanı, “müjdeli haber vereceğim” diyordu. Acaba rehinelerin serbest kurtarıldığını mı açıklayacaktı da açıklaması mümkün olmadı? Bu soruları terör uzmanları ve milli güvenlik stratejistleri tartışıyor. Olan yine vatan evlatlarımıza oldu. Bir Türk dünyaya bedelse lütfen artık bir evladımız şehit olmasın. Şehitler üzerinden kimse de siyaset yapmasın. Terör belasından ülkemiz kurtulduğunda sanırım ülkemizde birkaç parti sıfıra yakın oy alacaktır. Bu kaygı olmaktan çıkmalıdır. Ülkenin güvenilir refah demokrasi ve özgürlüklerle taçlanmış bir ülke olması temennisi ile şehitlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine baş sağlığı ve metanetler diliyorum.