Futbollu yazı

Yayın Tarihi 17 Eylül 2020

Siyaset üzerine yazmaya, başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimleri yakından izlemeye elbette devam edeceğim. Hani Büyükşehir’in İzmir’de trafik sorununu çözecek alternatif bir ana arter yaratma vaadi nerede? Hani ne oldu, önceden bedava olan, sonra naylon bazlı hammadde ile insanın yüzünü tahriş ettiği halde ücretli hale getirilen maskelerin dağıtımı? Yardımların dağıtım şekli, süt sorunu, belediye şirketlerinin durumu, hepsini yazmayı sürdüreceğim, kuşkusuz… Ama bugün ilginç bulacağınızı tahmin ettiğim “futbollu bir yazı” için mola...

Siyaset üzerine yazmaya, başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimleri yakından izlemeye elbette devam edeceğim.

Hani Büyükşehir’in İzmir’de trafik sorununu çözecek alternatif bir ana arter yaratma vaadi nerede?

Hani ne oldu, önceden bedava olan, sonra naylon bazlı hammadde ile insanın yüzünü tahriş ettiği halde ücretli hale getirilen maskelerin dağıtımı?

Yardımların dağıtım şekli, süt sorunu, belediye şirketlerinin durumu, hepsini yazmayı sürdüreceğim, kuşkusuz…

Ama bugün ilginç bulacağınızı tahmin ettiğim “futbollu bir yazı” için mola...

***

Milletçe (neredeyse her alanda) çok iddialıyız…

Ama iş sonuç almaya gelince?

Futbol, bu çok iddialı olduğumuz alanların başında geliyor…

Peki futbolu bilmek?

Acaba?

Gerçekten futboldan anlıyor muyuz?

Orasını pek sormayın.

Şampiyonluğa oynayan takımlarda olmaları gerekirken (bu takımları attıkları gollerle deyim yerindeyse “rezil rüsva” eden) Theofanis Gekas gibi, Yevgen Seleznov gibi oyuncular makine gibi tıkır tıkır çalışırlarken “yaşlı damgası yedikleri için” (Galatasaray gibi köklü bir kulübün bile aylarca forvetsiz kaldığı bir ligde!) gözümüzün önünde tükenip gittiler , kendilerini çoktan kanıtlamış Eren Derdiyok gibi, Erkan Zengin gibi oyuncuların tartışılmaz kalitelerini sorgulaya sorgulaya onları adeta futboldan soğuttuk,

oynadığı futbolla Hollanda’yı sarsarken önce Kayserispor’a gelen, oradan da Trabzonspor’a geçen Bilal Başaçıkoğlu’ndan nedense hiç yararlanamadık…

Camı pırlanta, pırlantayı cam sanmaktan kurtulma zamanı geldi de geçiyor bile; Fransa Ligue 1’de Lorient’da oynayan (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı) Umut Bozok ve benzeri onlarca müthiş potansiyelli oyuncuyu artık görmek zorundayız.

Aksi takdirde kulüp yöneticilerimizin futboldan gerçekten anlayıp anlamadıkları iyice sorgulanır hale gelebilir.

Yöneticiler uyurken, fidan iken ağaç olan, kimsenin haberi olmadan şahane meyveler verdikten sonra kuruyup giden ağaçlar misali çoook gencimiz var!

Mesela Oltan Karakullukçu

Denizlispor İzmir’de Göztepe’den 5 gol yerken o, ikinci yarıda oyuna girdiği Ankaragücü-Erzurumspor maçında, Erzurumspor 1-0 yenikken 4 dakikada 2 gol atıp takımına deplasmanda zafer kazandırdı!

Yolu Denizli’den geçmiş (Denizli Büyükşehir Belediyespor’dan) ama kimse farkedememiş, Denizli’den Bolu’ya, Derince’ye, Bayburt’a, Afyon’a gitmiş-gelmiş, kimsenin ruhu bile duymamış!

Avrupa’nın çok yakınımızda bir yerinde, Bulgaristan’da, Birsent Karageren diye bir futbolcu var…

Lokomotiv Plovdiv takımında oynayan bir Türk genci.

Bulgaristan Milli Takımının son dönem en önemli gol silahlarından biri.

Çatır çatır gol atıyor! Son golünü 5 gün önce 12 Eylül’de ünlü Ludogorets’e attı, 10 gün önceki milli maçta Cardiff’de Galler’e karşı 90 dakika forma giydi, temmuzda da şahane oynadığı maçta CSKA gibi bir devi dize getirip Bulgaristan Kupası’nı kazanmışlardı…

Manisa’dan çocukluk arkadaşım Cengiz İbret’e bağlı bir oyuncu… İbret, birkaç yere bildirdi ama farkeden yok!

Tıpkı Oltan Karakullukçu gibi.

Ama artık kulüplerin futbol şubelerini yönetenler gerçekleri görmek zorunda.

Hangi kulüpte yönetici olursan ol, hangi kriterleri uygularsan uygula, isabetli transferler yapamadığın sürece takımın küme düşüyor ve sokağa çıkamaz hale geliyorsun çünkü!