Futbol soslu siyaset gündemi

Yayın Tarihi 11 Ağustos 2020

Her ne kadar futbol için “kitlelerin afyonu” dense de, bu spor çok sevilen bir şey…

Her ne kadar futbol için “kitlelerin afyonu” dense de, bu spor çok sevilen bir şey…

Kitleleri peşinden sürükleyen bir yapısı var.

Ve aslında hepimiz de biliyoruz ki; “futbol asla sadece futbol değil!”

Ben de bugün gündemi ara sıra yaptığım gibi futbol sosu ekleyerek yorumladım…

(Copy-pasteçilere duyurulur, keşke böyle yapabilenler biraz daha fazla olsa!)

 Her yıl transfer bombaları patlatan ama sezon başlayınca sahada “nem kapmış bomba gibi” bir türlü patlayamayan Fenerbahçe bu sezona da yine aynı hareketlerle girdi. Ard arda tanıtım videoları da geldi. Bunlardan birinde “Fenerbahçe bir oyuncuya talip olursa o oyuncu mutlaka çubuklu formayı giyecektir!” diye bir laf var.

Bütün rasyonaliteye, mentaliteye aykırı çok kötü bir slogan. Özgür irade diye bir şey yok yani, oyuncunun tercihi falan filan hiç önemli değil yani! “Ya benimsin ya kara toprağın!” şeklindeki zavallı düşüncenin farklı bir versiyonu!

Şimdi ki dünya görüşümle futbolcu olsam, böyle diyen bir takıma asla gitmem! Biz neyiz ki, karşı taraf çağırınca hemen gidelim!

Ama siyasette işler değişiyor; herkes ipekböceği gibi dönüşüme uğruyor, gerektiğinde her çağrılan yere gidiyor!

Caner Erkin’in yaptığını yıllar önce Emre Belözoğlu da yapmıştı. Cimbom’dan Fener’e gittiğinde.

“Fenerbahçeli olduğunu herkes bilir!” falan gibi laflar… O ilk gün,  Fener’e yeni gelen ( ya da dönen) oyunculara bakıyorum, Fener armasını öperek poz veren tek oyuncu Caner…

“Yuvaya dönüş “ gibi şahane bir konu için oldukça gereksiz sözler ve itici bir fotoğraf. Söyledikleri doğruysa, Beşiktaş-Fenerbahçe maçlarında nasıl bir ruh haliyle oynadı acaba? (diye sormadan duramıyor insan.)

Ama oluyor böyle şeyler; daha 3-5 sene önce birbirlerini hainlikle suçlayan siyasetçilerin şimdi nasıl kader birliği yaptıklarını da görüyoruz.

Bu arada herkes hemen “yuvaya dönüş” yapmıyor; gidip geldiği yeri kötülemeye başlamıyor.

Meral Akşener hanımefendi MHP’ye dönmedi mesela.

Fenerbahçe “Yeğen... Yeğen...” diye videolar hazırlayıp herkesi tahrik edip kızdırıyor ondan sonra da  sezon içinde “herkes Fener’e karşı şampiyon olacakmış gibi hınçla oynuyor” diye yakınıyor!

Fener’in tanıtım videolarının birinde “çubuklu forma hırs demek, mücadele demek, inanç demek” diye “şiir okutmuşlar.” Son iki sezonda bu formayı giymemişler miydi?

Gökhan Gönül forma için poz verirken üzerinden çıkardığı formayı dürüyor, sandalyenin üzerine öpüp de bırakıyor! Sakin ol kaptan, bir takımımızın forması bu; hırka-i şerif değil!

Daha dün İzmir ilçelerinde gelecek hayalleri kuran Mert Hakan Yandaş kendini bir anda Fener’de bulunca neler söylemiş neler… Yok söz vermenin önemi,  Yok sözün ardında duran kulüp olmak falan filan… Dur ya… Yemin edip şövalye olmadın, altı üstü bir transfer sözleşmesi imzaladın...

Sevgili kardeşim, bunları bırak, hemen antrenmanlara başla… Sivas’taki performansını 2 misline çıkaramazsan 2 yıl içinde kendini Aşağı Mahalle İdman Yurdu’nda bulursun.

Vardır bu tür belediye başkanları da… 40 bin kişilik ilçelerden gelip 4 milyonluk kentlerin başına geçerler. Büyük bir şaşaa şamatası ile başlarlar ama 5-6 yıl sonra kimse onları hatırlamaz bile.

Duruyorum, duruyorum, çok sevdiğim Ali Koç başkanlığındaki Fenerbahçe yönetimine ve gepegenç kardeşlerime hak veriyorum; çünkü futbol dediğin, spor olduğu kadar bir şov da… Bütün bu “gövde gösterileri” de bu şovun bir parçası!

Ama sonra biraz da zorlanarak verdiğim hakkı geri alıyorum; çünkü şov sahada olmalı!

Hani belediye başkanları ve/veya vekillerin de sık sık yaptığı gibi artistlik yaparak değil, icraat gerçekleştirerek!

Şimdilik burada kalsın; gerekirse devam ederiz.