Füsun Demirel'in haklı isyanına ses verin!

Yayın Tarihi 11 Nisan 2018

Füsun Demirel’in haklı isyanına ses verin!
Geçen yıllarda "Gerilla annesini oynamak istiyorum" açıklamasının ardından oynadığı diziden çıkarılan ve kendisine oyun verilmeyen ünlü oyuncu Füsun Demirel sosyal medya hesabında gözyaşları içinde ''Hiç mi yürekli bir yapımcı yönetmen kalmadı. Artık dayanamıyorum'' diiyerek isyan etti. 
Bu tür bir vaka ülkemizde ilk defa gerçekleşmiyor. Fakat hem sosyal açıdan hem de hukuksal açıdan yapılan bu linç girişimini son derece yanlış bulduğumu söylemeliyim.
Bu durum özellikle medya alanında hayat görüşü, düşünce dünyası bakımından tehlikeli gözüken, farklı görüşe sahip insanlara yapılan ne ilk ne de son linç olacak. 
Görünen o ki Füsun Demirel’i hedef tahtası haline getiren zihniyet, daha uzun bir süre kendine benzemeyen, kendi gibi düşünmeyen, düşüncelerini özgürce ifade etmenin gerekliliğine inanan insanların hayatlarına, ideallerine, kariyerlerine fütursuzca saldıracak ve kimse de hesabını soramayacak onlardan. 
Verdiği röportajdaki sözleri çarpıtılınca kastettiği ‘gerilla’ kavramının terör örgütü ile özdeş bir kavram olmadığını, anlatmak istediğinin İtalya iç savaşında faşistlere karşı mücadele vermiş, ülkesinin kurtuluşu için savaşmış milis kadınları olduğunu belirtse de hem işinden oldu hem de ekmeğinden...
Allah aşkına Füsun Demirel’in düşüncesini beyan etme özgürlüğü yok mu? 
Peki ne diyordu düşünce ve kanaat hürriyeti hakkındaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25.maddesi: 
“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz”
Peki o zaman sorun ne?
Sorun, kendi aklını kullanmayarak kendi fikirleri ile varolmak yerine bir başkası gibi davranarak yaşamak fikrine karşı duymakta yatıyor.
Yaşadığımız zaman diliminde insanın özgürlüğü kullanabilmesi yani başka bir güce bağlı olmadan eylemlerini, düşüncelerini oluşturabilmesi gerekirken, bir kesimin özgürlükten anladığı ise farklılıkların bizim zenginliğimiz değil de birbirimize uzattığımız silahlar olduğu düşüncesi ne yazık ki...
Öyle ki tüm bu yaşananlar ve Füsun Demirel’in haklı isyanı karşısında tek dileğim; düşünce özgürlüğünün demokrasinin temel ilkesi olduğunu anladığımız, yoz düşüncelerden arındığımız, bize ilk öğretilenin tek doğru olmadığını sorguladığımız, bildiğimizle yetinmediğimiz, sorguladığımız, araştırdığımız ve yorumladığımız bir Türkiye...
Böyle bir Türkiye hayal ediyor ve fikri hür, vicdanı hür, irfani hür bireyler olmak istiyorsak eğer Charles Evans Hughes’in sözünü de kulağımıza küpe yapmak gerekiyor galiba!
“ Farklı olma hakkımızı yitirdiğimizde, özgür olma imtiyazımızı kaybederiz ”
Öyle değil mi?