Ezan nedir niçin okunur?

Yayın Tarihi 21 Nisan 2021

itibarı ile herhangi bir şey hakkında bildiride bulunmak, duyuruda bulunmak, haber vermek anlamlarına gelir. Dini açıdan ise ezan, namaz vakitleri için yapılan ilahi bir duyurudur. Günde kılınan beş vakit namaz için, namaz vaktinin geldiğini haber verdiği, Müslümanları, namaza davet ettiği için ilahi bir duyuru olarak kabul edilir. Öyleyse ezan, namaz vakitlerinin geldiğini haber veren, peygamberimiz tarafından uygulamaya konulmuş ilahi bir namaz vakit duyurusudur. Bu duyuru, minarelerden ya da belirlenen yüksekçe bir yerden okunur. Ancak şimdi minareye çıkılmadan teknik imkanlardan yararlanılarak müezzin odasından okunur haldedir. Ezandan bütün amaç, namaz vaktinin geldiğini Müslümanlara duyurmaktır.

 

EZAN HANGİ NAMAZLAR İÇİN OKUNUR?

Ezan sadece farz namazlar için okunur. Sünnet, nafile, şükür, hacet ve vacip namazlar gibi namaz türleri için ezan gerekmez.

1) Camide kılınan namazlar için zaten ezan da okunur, kamet de yapılır. Ama cemaat dağıldıktan sonra namaz için camiye gelen kişinin, tek başına kılacağı namaz için ezana ve kamete gerek görülmez. Tabi bu işlerin daha teferruatları da vardır. Müslümanların, o teferruatları camilerdeki hocalarımızdan, vaiz ve müftülerimizden sorarak öğrenmeleri mümkündür.

2) Evde kılınan namaza gelince, ezan, namaz vakti geldiğinde camide okunduğu için evde okunması şart değildir. Ancak okunması, daha bir faziletli sayılır. Şunu demek istiyorum. Kılınacak namaz için ezan okunmaması hatta kamet yapılmaması, namazı geçersiz hale getirmez.Yine de namazımız, Allah’ın izni ile makbuldür. Evde tek başına veya cemaatle kılınacak namazlarda, tasvip gören, bulunduğumuz şehir ortamı için geçerli olan, ezan okunmasına gerek görmeden sadece kamet yapılarak namazın kılınmasıdır.

3) Kişi şehir dışında ki bahçesinde çalışıyorsa ezanın da kametinde okunması sünnet olarak görülür. Kimsenin rahatsız olmayacağı böyle bir yerde dağın taşın, bütün yer altı, yer üstü mahlukatın ezan sesi ile inlemesi faydalıdır. Ama sadece kametle kılması halinde de, kişinin namaz, Allah’ın izni ile kabul olur.

 

OKUNAN EZANLAR, PEYGAMBERİMİZ ZAMANINDAKİNİN AYNISI MI?

Evet bugün okunan ezan, Peygamberimiz zamanında okunan ezanın aynısıdır. Hiçbir değişme yoktur. Tek değişme artık teknik gelişmeler sayesinde minarelere çıkmadan ezanların mikrofon aracılığı ile cami içindeki müezzin bölmesinden okunmasıdır. Daha geniş bir sahaya yayılmasının sağlanmasıdır.

Bizler eskiden, minarelere çıkardık ve minarenin şerefiyesinde yani minarenin balkonunda, ezan okudukça sağdan sola doğru dönerek sesimiz dört bir tarafa yayılsın isterdik. Ama artık buna da ihtiyaç kalmış görünmüyor. Çünkü, minarenin dört bir tarafına hoparlör konulmuş durumda ve artık ezan bir anda her taraftan duyulabiliyor.

Ezan duyurusunda ki bu değişiklik yanı sıra günümüzde Şiilerde küçük bir değişikliğe gidilir. Şiiler

Muhammedürrasülüllah yanı sıra, ezana ilaveten, Aliyyün veliyullah ifadesini eklerler. Bu arz edilenler dışında ezan, aynen Peygamberimiz zamanındaki şekli ile okunmaktadır.

 

EZANIN BUGÜNKÜ ŞEKLE GETİRİLMESİ NASIL OLDU?

Bilindiği gibi İslam dininde namaz, İslamiyet’in doğuşundan 9 sene sonra farz kılınmıştır. Namazın farz kılındığı ilk zamanlar, Mekke şehrinde Müslüman olanlar, Müslümanlığı kabul edenler vardı. Dolayısı ile namaz kılanlar da vardı. Ama sayısı azdı. Müslüman sayısı ile ilgili olarak verilen bilgiler tam sağlıklı değildir. O günün Müslümanları, namazlarını, vakitleri birbirlerine duyurarak kılıyorlardı. Ezan okuyamıyorlardı. Çünkü Mekkeli Müşrikler Müslümanlara eza cefa yapıyordu. İki kişiyi de, Müslüman oldukları için şehit etmişlerdi. Bu sebeple ezan okumalarına imkân yoktu.

Peygamberimiz 23 yıllık peygamberlik döneminin 13 yılını Mekke’de 10 yılını da Medine’de geçirmişti. Demek ki, Mekke’de namaz farz olduktan sonra üç yıl kalan ve üç yıl Mekke’de namaz kılan Müslümanlar için bir kere bile ezan okuma imkânı bulunamamıştır. Bu sebeple de Mekke’de kalındığı sürece Peygamberimiz ezan okutmamıştır.

Ayrıca o zamanki Müslüman olanlar genellikle gariban, fakir fukara, cariye ve köle durumunda olan insanlardı.İlk Müslümanlar öyle ağırlıklarını koyacak kişiler değillerdi. Hz. Ömerler, Hz. Hamzalar sonradan İslamiyet’e girdikleri için İslamiyet’in ilk yıllarında o cesaret ortaya konulamamıştı. 622 yılında Medine’ye hicret eden Peygamberimiz, ezanı yine uygulamaya koymadı. Medine’de de önceleri namaz vakitlerini ezanla değil, Sahabeler ilesokaklarda gezerek ve Essalah, Essalah (Namaz vakti) (Namaz vakti) diyerek namaz vakitleri bildirildi. İlk zamanlar namaz vaktinin geldiği bu şekilde bildiriliyordu. Ama zaman geçtikçe bu tutumun verimli olmadığı görüldü. Bunun için de, peygamberimiz buna köklü bir çare aramaya karar verdi.

 

 

EZAN OKUMAK ŞART MIDIR?

Ezan Peygamberimizin hiç terk etmediği bir sünnettir. Ezan, okunması konusunda mezhepler arasında farklılıklar olsa da genelde bazı mezheplere göre sünnet, bazı mezheplere göre de, Sünnet-i Müekkede olarak yorumlanır. Ancak bazı Hanefi mezhebi alimlerine göre vacip olarak yorumlandığı da görülür. Hicretten önce Mekke’de müşriklerin korkusu ile hiç ezan okunmadı, Müslümanlar gizliden gizliye namazlarını kılmayı sürdürdüler. Ama ezan okunmasa da namazlar kılınmaya devam edildi. Bir ezan şartı aranmadı.

Hicretten sonra da Medine'de, bir süre daha ezan okunmadan namazlar kılındı. Ashap namaz vaktini kendi aralarında duyurarak kılmayı sürdürdüler. Bir süre de, namaz vaktini duyurmak için ashaptan bazıları yukarıda da belirttiğimiz gibi sokaklarda “Essalah, essalah (Namaz vakti-Namaz vakti) diyerek dolaştılar ve namaz vakitlerini bu şekilde duyurdular.Yani o zamanlar ezan okunmadı diye namazlarının kabul olmadığından bahseden olmamıştır. Çünkü ezan farz olan bir çağrı değildir. O bakımdan Allah indinde elbette ki namazlar kabul olmuştur.

Eğer ezan okunmadan kılınacak namazlar kabul olmayacak olsaydı, tabi ki Peygamberimiz bunu Müslümanlara bildirirdi. Burada ezandan amaç, namazların vaktinde kılınmasını sağlamaktır. Ama biz şimdi her türlü imkâna sahipken ezan okunmasın demek istemiyoruz. Elbette ki ezanlarımız okunacaktır. Allah bu ülkenin semalarından ezan seslerini eksik etmesin. Mehmet Akif’in dediği gibi, (Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli) ezanlar bizim şiarımızdır. Ezansız bir cami, ezansız bir namaz ezansız bir Müslüman yerleşim yeri düşünemeyiz.

Bugünkü düzen, ezan okunmasını sağlayan bir düzendir. Devletimiz ve halkımız bu imkânı sağlamıştır. Artık ezanlar bir ülkenin bir şehrin Müslüman olduğunu gösteren güzellikleridir. Bizim anlatmak istediğimiz, vaktinde kılınmak şartı ile ezan okunmadan kılınan namazlar olmuşsa bunlar kabul olmuş mudur, ezan okunmadan namaz kılınacak olsa o namaz kabul olur mu? Soruların cevaplamaktır. İnşallah Allah indinde onlar da kabul olmuştur. Tekrarlanmaya gerek yoktur.

 

EZAN DUYUNCA NE YAPILMALI?

Tabi ki ezan, Müslümanları camiye davet ediyor ve namaz vaktinin de geldiğini duyuruyor. Bu sesi yani ezan sesini duyan bir Müslüman ne demeli ve bu çağrıyı duyunca nasıl karşılık vermelidir. Yapacağı bir şey var mıdır? Ona bakalım.

Allah (cc) ve Peygamberimiz, ezana karşı saygılı olunmasını istiyor. Saygılı olunursa, Allah katında o kişi için ecir vardır, sevap vardır. Allah’ın emrini tutma vardır. Bunu hem hadislerden hem de, Hac Suresi 30. Ayeti'nden anlıyoruz. Allah (cc) bu ayetinde, “Her kim Allah’ın ve Resulünün, hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır.” (Hac-30) Öyleyse, ezanı duyduğumuz zaman Allah’ı anmayı, hakkımızda hayırlar dilemeyi unutmamalıyız. Saygılı olmalıyız.Peki ezana karşı saygımızı nasıl göstereceğiz? Kuran ve hadislerden anladığımıza göre iki şekilde gösterebiliriz.

1) Dilimizle, ruhumuzla, kalben saygı gösterebiliriz.

2) Tutum ve davranışlarımızla, bedeni hareketlerimizle saygı gösterebiliriz.

Bunların ne şekilde olabileceğine bakalım.

1) Peygamberimiz, ezana hürmet edilmesini, saygı gösterilmesini istiyor. O’nun ifadesine göre, ezan okunduğunu duyduğumuz an, en azından “Aziz Allah, hak bir Muhammedürrasülullah diyerek yaratanı anarak dilimizle, kalbimiz ile saygı gösterebiliriz. Veya hayırlar gönder ya rabbi” gibi dualarda bulunarak da gösterebiliriz. Amaç, Allah’ı anma, Peygamberimize salat ve selam gönderme şeklinde saygı gösterme olabilir.

Namaza ve Allah’a davet anlamını da taşıyan ezan duyulduğu zaman, O’na bu saygının gösterilmesi gerekir. O bakımdan Allah’ın anılması kişiyi de hayra götürecektir. Müslümanlar genellikle, Aziz Allah” veya “hayırlar gönder yarabbi” gibi bir dualarda bulunarak saygı gösterirler. Böyle yaparsak inanıyorum ki bu, kişi için faydalıdır. Allah da onun işini rast getirir. Hastasına şifa, derdine deva olur.

2) İkinci saygı gösterme hali de bedenen yapılabilecek bir saygı gösterme halidir. Mesela ezan okunurken, hareketlerimize de çeki düzen verebiliriz. Bir örnek vermek gerekirse, yine mesela ayağımız, ayağımız üzerine atılıysa, hemen normal hâle getirmek bu tür saygılı olmaya bir örnektir. Yine mesela konuşuyorsak, konuşmamızı kesip ezanı dinleyebiliriz. Uygunsuz bir davranış içindeysek derhal terk edebiliriz. Bütün bunlar bedenen gösterilecek saygı içine giren örneklerdendir.

Ama, İstiklal Marşı'nı dinler gibi esas duruşa geçin filan demiyoruz. Oturuyorsak yine oturmamıza devam edelim ama nasıl saygı gösterileceğini Allah’a şükrün nasıl yapılacağını hepimiz biliriz. O saygıyı göstermeliyiz. Bazı ulema, Kuran dahi okuyor olsanız, okumayı kesin ve ezandan sonra devam edin diyor. Düşünürsek ne denilmek istendiğini her halde anlarız. Ezana saygı isteniyor. Olay budur.

 

ÇOCUKLARIN KULAĞINA NİÇİN EZAN VE KAMET OKUNUR?

İslam âleminde tabi ki ülkemizde de, yeni doğan çocuklarımızın kulağına ezan okumak gibi güzel bir âdetimiz vardır. Doğan bir yavrumuzun kulağına ezan okunması âdeti aynı zamanda Peygamberimizin de bir sünnetidir. O bakımdan bunu bütün Müslümanlar yapar. Bundan güdülen amaç şudur. Kulağa okunacak ezan ile evladımızın kulağına ilk giden ses Allah kelamı olsun. Daima ezanları duyan, Allah yolunda olan bir hayırlı evlat olsun. Ezanını, kitabını, Allah ve Resulünü bilsin. Yavrumuz, kulağına okunan bu ezanla, Allah’ın sesini duymuş, ezan sayesinde Allah ile tanışmış olsun, düşüncesi ile ezan okunur. Amaç budur. Bugün için ülkemizde ve bütün İslam âleminde bu, dini bir âdet haline gelmiştir. Hemen hemen her Müslüman ailesi de bunu yapar.

Çocuğun kulağına ezan okunmasının zamanı diye bir şey yoktur. İslam uleması, ona isim bile vermeden doğum sonrası kulağına ezan okunarak, hem Allah ismi ona duyurulmalıdır. Hem de ezan vasıtası ile evladımızın Allah ile tanışması sağlanmalıdır derler. Alimler, ezan okunması işinde acele edilmesini tavsiye ederler. Çocuğa isim vermeden bile kulağına ezan okunmasının tavsiye edilmesi, çocuğun Allah ile tanışmasının geciktirilmemesi düşüncesine dayanır.

Bu âdet, bu görüş, Peygamberimizin bir hadisinden kaynaklanmaktadır. Hz. Hasan doğduğu zaman, Peygamberimiz torunu küçük Hasan'ı kucağına alarak sağ kulağına ezanı, sol kulağına da kameti okuduğu nakledilir. Bu hadis-i Şerif bize, İslam’da Peygamberimizin sünnetine dayanan böyle bir âdet ve geleneğin bulunduğunu göstermektedir. Müslümanlar da bugün aynısını yaparlar ve bu sünnete uyarlar. Tabi ki uymakta da fayda vardır