“Enkaz Başkanları”

Yayın Tarihi 17 Kasım 2020

Konak Belediyesi’nin “sağlam” Başkanı Abdül Batur’un “depremin siyaseti olmaz” sözü kulaklarımda çınlıyor ama depremden sonra, çok çalışkanlarmış gibi ortada koşuşturup duran belediye başkanlarına bakıp bir şeyler söylememek (daha doğrusu söyleceklerini yutmak) şahsen benim gibi bir insanın da gücüne gidiyor yani…

Konak Belediyesi’nin “sağlam” Başkanı Abdül Batur’un “depremin siyaseti olmaz” sözü kulaklarımda çınlıyor ama depremden sonra, çok çalışkanlarmış gibi ortada koşuşturup duran belediye başkanlarına bakıp bir şeyler söylememek (daha doğrusu söyleceklerini yutmak) şahsen benim gibi bir insanın da gücüne gidiyor yani…


 

Sözüm, en başta İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başında olan olmak üzere o belediye başkanlarına; Arkadaşlar, depremden önce koşmalıydınız; şimdi ne yapsanız boş!


 

Deprem olup bitmiş, hayatlar çökmüş, tabutlar taşınmış; deprem çadırlarına gidip kameraların önünde çaresiz insanlara el sallamak çok kolay; söyleyin bana depremden önce ne yaptınız?


 

Soruyorum; çıt yok!


 

Deprem olunca deprem akıllarına geldi; şimdi en fazla yardımı kendilerinin topladığıyla övünüyorlar, depremzedeleri oradaki buradaki evlere yerleşmeye davet ediyorlar, terkedilmiş lüks otelleri devreye sokuyorlar…


 

Nafile… Ne yaparsanız yapın artık eksilen aileleri tamamlayamazsınız!


 

İş işten geçtikten sonra harekete geçmenin ezikliği ile sosyal medyada “makyajlı mesajlar” vererek “sock puppet” hesaplara (sizin troll dediğiniz fake hesaplara) kendinizi alkışlatırsınız ama “Tunç Soyer’in kuşlara yem atma mesajı skandalı”ndan sonra onlara da inanan kaç kişi kalmıştır ki!


 

Deprem için depremden sonra değil; önceden bir şeyler yapmalıydınız; Hasan Karabağ gibi.

Çünkü, etraf günlük güneşlikken, bizi karanlığa karşı uyarmak için çırpınan tek adam oydu.


 

İzmir’i uzun yıllar önce (herkes uyurken) sürekli uyaran, aktif bir Deprem Etüd Merkezi kuran Bayraklı Belediyesi’nin geçmiş dönem Belediye Başkanı’nın son sohbetimizde söyledikleri çok çarpıcı:


 

“1985’de çıkarılan 3194 sayılı kanunun 39’uncu maddesi, metruk binaların ve kendi kendine durduğu yerde yıkılma tehlikesi arz eden çok acele yıkılması gereken yapılar ile ilgilidir. 1985’ten beri bu yasa ile ne yapılabildi ki! Bayraklı’da 7 şiddeti civarında hissedilen depremle bu binalar yıkılmıştır. Bu tür yıkımlarda hak sahiplerinin elinde sadece arsası kalır. Belediyeler kentsel dönüşüm için bu maddeyi kullanamamıştır. Bu ihtiyaçtan ötürü 2012 yılında 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu çıkarılmıştır, depremde risk taşıyan binalar için… Bu kanunda; “Binasını depreme dayanıklı hale getirmek isteyen vatandaşlar Bakanlığa bağlı lisanslı şirket veya kurumlara gitsin, binalarını test ettirsin, sonra bana gelsin” der. Eğer binanın yıkılması gerekiyorsa, 60 gün içinde kat maliklerine “yıkın” yazısı verir, “yıkmazsanız ben yıkarım, masrafını da alırım” der. Kat maliklerinin 3’te 2’si anlaşırsa dönüşüm yapılabilir. Bizim Belediyemizin lisanslı laboratuvarı yoktur. Bizim yaptığımız çalışma Bakanlığın istediği testleri ve risk analizlerini içermez. Amaç vatandaşı Bakanlığa yönlendirmede ikna edebilmektir. Çünkü kat malikleri arasında anlaşma olmazsa kesinlikle vatandaş evsiz kalabiliriz korkusuyla Bakanlığa gitmez. Bizim arkadaşların çabası ikna edebilme çabasıdır. Verilen yazı tavsiye yazısıdır. “Gidin kapsamlı test yaptırın” yazısıdır. Bakanlığın yasa için kullanabileceği laboratuvar risk analizleri değildir. Bakanlıklık kat maliklerinden birinin lisanslı laboratuvar sonuçlarıyla müracaatını esas alır. Bizim yaptığımız çalışma Türkiye’de ilk defa denenmiş ve çok sayıda binanın güçlendirilmesini sağlamış ve çok sayıda insanımızın hayatını kurtarmıştır. Bu konuyu ciddiye almayan vatandaşlarımız maalesef bizleri acı içinde bırakmıştır. Elazığ depremi dahil hiçbir depremde belediyelere “neden 3194/39uncu maddeyi kullanamadın” denmemiş, İzmir olunca maden bulmuş gibi bu maddeye sarılmıştır bazıları! Oysa herkes İzmir’in riskli alanlarını ve binalarını bilmektedir.
Bu devletimizin, özellikle Büyükşehir Belediyelerinin ortaklaşa yapacağı çalışma ile çözülecek önemli bir sorundur”


 

Anlaşıldı mı?

Anlaması gerekenler için defalarca tekrarlayabilirim...