Ekrem Oran ve Çeşme

Yayın Tarihi 18 Eylül 2019

Daha önceki başkan arkadaşları tek kalemde silip atıyor değilim bu yazıda…

Daha önceki başkan arkadaşları tek kalemde silip atıyor değilim bu yazıda…

Ama en başından söyleyeyim, Tunç Soyer dışında bir kente bu kadar yeni bir soluk veren, kentine henüz daha birkaç ay içinde böylesine ruhuna uygun bir şekilde dokunan bir başkan ilk kez görüyorum…

Ekrem Oran’dan söz ediyorum.

Tanımam etmem…

Çiftlikköy’de yaşayan ve her söylediklerine güvenip inandığım akrabalarım o aday olduğunda ve seçimi kazandığında “Çok iyi oldu Doğan, herşey çok daha güzel olacak buralarda!” dediklerini hatırlıyorum sadece…

25 yıldır hasret kaldığımız Çeşme Festivali’ni de o “diriltti”, efsaneyi geri getirdi…

Ege’nin iki yakasındaki insanların, Türkiye ve Yunanistan’ın “ölümsüz pırlantaları”nı da onun sayesinde göreceğiz…

Festival bugün başlıyor…

5 gün boyunca, yürekleri bir arada çarpan halkların durumunu anlatan çok güzel söyleşilere katılacak, şahane konserler ve etkinlikler izleyeceğiz…

Bu akşam Şinadika ve Kafe Aman İstanbul’un konserleri var…

Adını İzmir’in eski bir Rum Mahallesi'nden alan Şinadika, İzmir’in yüzyıllardır kısılamayan o güzel sesini bugünlerde hem fısıldayan hem de haykıran müthiş bir İzmir grubu… Özellikle solistleri Andonia Persidou hanımefendiye özellikle dikkat çekiyorum; Roza Eskenazi’nin efsanevi sesini yaşatıyor gibi…

Bir başka vurgulamak istediğim kişi, yine bir solist… Kafe Aman İstanbul’un kurucusu ve solisti olan Stelyo Berber… Stelyo beyefendi, müzikte o kadar kolay para ve ün kazanma yolları varken, nitelikli bir sevda olduğu için, o inanılmaz güzel sesiyle zor olanı, daha güzel olduğu için, daha doğrusu adeta bir aşk olduğu için, o eski şarkıları, Bizans müziği alyapısıyla daha da renklendirdiği rebetiko şarkıları tercih etmiş… “Aslında Mikis Theodorakis’in, Yorgos Dalaras’ın yanında olmalıydı” diye düşündüğüm Stelyo’nun söylediği şarkılar insanın koluna girip götürüyor...

Bilmem müzikten az da olsa anlayanlar için Eleftheria Arvanitaki’yi anlatmama, tarif etmeme gerek var mı? Dev bir sesin, Çeşme semalarında çınlamasını asla kaçırmamak gerek.

Bir insan, “Ege Denizi’nin, adaların, sahillerin, buralarda yaşamış halkların kadim kültürlerinin bir sesi var mıdır, bunu nasıl duyabiliriz?” diye sorarsa, ona, “Solon Lekkas’ı dinleyin” derim, o da Çeşme Festivali’nde! Üstelik siz biraz ısrar ederseniz, Tsakitzis/Çakicis’i yani Çakıcı Efe türküsünü de söyleyecek!

Daha neler neler var; 1800’lerin İzmir, İstanbul, Selanik gibi kozmopolit metropollerinden sesler getiren İzmirli grup Kırıka… Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinden alkışlanan usta klarnet sanatçımız Hüsnü Şenlendirici… (Hüsnü deyince aklıma geldi; keşke Vasilis Saleas da Çeşme’de olsaydı…)

22 Eylül’e kadar sürecek Çeşme Festivali’nin final konseri, Türkiye müzik mozayiğine bambaşka bir anlam katan Yeni Türkü’den...

 

Teşekkürler Başkan Ekrem Oran, bizi inanılmaz güzelliklerle buluşturduğun için…

Biliyorum, hep söylüyorsun, “Ben bu yaptıklarıma yıllardır hazırlanıyordum” diye…

Biz de meğer yıllardır seni bekliyormuşuz...