“Eğitim şart!” ama…

Yayın Tarihi 16 Şubat 2021

Bir zamanlar arkadaşlarımdan biri, bir başka arkadaşımla “dalga geçmek” istemiş… Dalga geçip kızdırmak istediği adamı yanına çağırıp, “ya senden bi ricam var; burada ışık çok fazla, gözlerim yoruldu, şu ampulü biraz gevşetsene, ışık loş hale gelsin”(!) demiş… Diğer arkadaşım da güleceği ya da kızacağı yerde -gayet sakin ve kendinden emin bir biçimde- gerçekten ampulü gevşetmeye başlamış!

 

Uzun yıllar boyunca aklıma geldikçe hep gülümsedim ve kendi kendime sordum; “acaba hangisi hangisi ile dalga geçti?” diye...

 

Hayatımızın anlamlarından biri olan eğitimde de benzer bir durumla karşı karşıyayız…

 

Sadece son iktidarı kastetmiyorum; her gelen hiç anlamadığı bir aygıtı tamir etmeye çalışıyor gibi “oynadı durdu” çünkü “eğitim” denen kutsal kavram ile.

Sonuç malum; işte herkesin görebileceği bir şekilde ortada duruyor.

 

Eğitimde son dönemin en önemli gündem maddelerinden biri “yüz yüze eğitim mi; uzaktan eğitim mi?” yani “okullar açılsın mı; açılmasın mı?”, “üniversiteler açılsın mı; açılmasın mı?”…

 

Uzun uzun yazmadan kısa notlar halinde arz edeyim yine…

En baştan söyleyelim, “açılma” söz konusu olduğunda elbette “normal” okullar ile “üniversiteler”in açılmaları aynı şeyler değil; çocuklarımız birer birer evlerine dönüyorlar ama, yurdun dört köşesinden gelip bir yerde toplanan üniversitelerdeki gençlerimizin içinde bulunduğu sosyalleşme süreci çok büyük bir risk arz ediyor.

 

Başka konulara da bakalım; köy okulları açıldı açılmasına da, öğretmenler neden aşılanmadı?

 

Hem sonra köy okulları neden açıldı; oralarda risk az olduğu için mi, yoksa, oralara internet (ve tablet gibi “araç”lar) ulaştırılamadığı için mi?

 

Geçelim üniversitelere; bu kadar riskli bir dönemde -gençlerin canı pahasına- gerçekten üniversiteleri açmayı düşünen kaç kişi vardır acaba?

 

YÖK neden kararını bir türlü açıklamıyor? Sağlık Bakanlığı’ndan görüş istemişler, Sağlık Bakanı

Fahrettin Koca, defalarca, “üniversitelerin bu dönem açılması büyük risk” diye görüş bildirmişken, Sağlık Bakanlığı resmi yanıtını neden geciktiriyor? YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç “topu sürekli Bakanlık’a atarak” neden “Bakanlık’ın görüşü bu hafta sonuna kadar netleşir” diye tweet atıyor? YÖK’ün görüşü net, Bakanlık’ın görüşü “bulanık” mı?

 

Neyse…

YÖK’e asıl ilgilenmesi gereken 1-2 şey hatırlatayım, bir gazeteci abileri olarak;

1-Üniversitlerin açılıp açılmaması ile ilgili bir anket yapmışsınız; benim birkaç öğrenci tanıdığımın o anketten haberi bile olmamış; illa ki birkaç gün gibi kısa bir süre içinde mi yapmanız gerekiyordu, biraz devam etse olmaz mıydı?

2- Üniversitelerde, mesela Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ne giden öğrencilere neden kitap dağıtılmıyor? Yanıtınız “artık teknoloji çağındayız; e-kitaplar var, kitapların PDF formatları var” ise, neden öğrenciler içinde bulundukları dönem dışındaki, mesela çalışmak istedikleri geçmiş dönemlerin PDF ders kitaplarına ulaşamıyorlar? Neden? Bu durumda, yani öğrencilerin geçmiş dönemlerin PDF’lerine bile ulaşamadığı (ve sınavların öğrencilerin kendi internetleri ve kendi elektrikleri(!) ile on-line yapıldığı) bir ortamda öğrencilerden yüzlerce liralık öğrenim harçları neden ve hangi hizmetlerin karşılığı olarak alınıyor?

 

Uzun hikaye...

 

Yani, “eğitim şart!” ama…

Nasıl eğitim?