Eğitim rezaleti başladı

Yayın Tarihi 18 Eylül 2014

2014-2015 eğitim öğretim yılı ders zilleri çaldı. Çaldı da nasıl çaldı?

Sırası olmayan okul mu dersin, kantini olmayan okul mu dersin, akıllı, akılsız tahtası olmayan okul mu dersin, müdürü hizmetlisi olamayan okul mu dersin… Rezaletler içerisinde bir eğitim öğretim yılı başladı.

Eğitimin özelleştirilmesine doğru adım adım yaklaşılan süreçte; özel okullara gidene 3500 TL‘lik teşvik uygulamasına geçildi. Geçildi de Milli Eğitim okullarına gidene bir şey yok. Milli Eğitim okullarına giden yavrularımızın sınıf perdelerinin olmadığını sıralarının natamam olduğunu, hizmetli olmadığı için sınıfları pislik götürdüğü, zamanında yemekhane kantin yapılamadığı için tam gün eğitim alan çocukların öğlen yemeklerini yiyemeden okulda aç susuz sefil olduklarını gördük. Nerede mi İzmir’in en gelişmiş semti olarak bilinen Mavişehir’de gördük. Doğunun en ücra köyünde değil. İsmini açıklamayacağım okullardan birinde yaşanılan bu acı gerçek ülkemizin eğitim öğretim yönetmenlerinin nasıl bir durumda olduklarını göstermektedir.

Okul düşünün sıra yok, okul düşünün hizmetli yok. Okul düşünün akıllı akılsız tahta yok. Okul düşünün güneş gören sınıflarında perde yok. Okul düşünün ısıtma soğutma sistemi yapılmamış. Okul düşünün 35 derece sıcaklıkta şakır şakır terleyen çocukların ders görmeye çalıştığı okulu düşünün. Sizce burası neresi İzmir’in tam göbeğinde hatta en pahalı semtlerinden birisi Mavişehir.

Dün havuz medyasının manşetlerini süsleyen bir sendika patronunun açıklaması ile ilgili dikkatlerim fişeklendi. İzmir Eğitim Bir-Sen’in patronu Abdurrahim Şenocak, Narlıdere’de Belediye’nin okullar arasında ayrımcılık yaptığı ile ilgili bir habere büyük puntolarla imza atmış. Okulları boyama hatasına düşen Narlıdere Belediyesi’nin özellikle İmam Hatip Okulu’nu boyatmadığını Sayın Eğitim Bir-Sen İzmir Şubesi patronu diline dolamış ve manşetlere taşıtmış. Belediyenin okulları boyama zorunluluğu mecburiyeti var mı? Bu görev Milli Eğitim Müdürlüğü’nün asli görevi değil mi? Kaldı ki sizin görevini okulların boyanması ile ilgili mi yoksa eğitimci sendika üyelerinizin sorunları ile ilgili midir? Eğer ki eğitimci sendika üyelerinizin sorunları ile ilgili ise sevgili Sendika Şube Başkanı, sizden öncelikle İzmir ve Türkiye genelinde görevden alınan okul müdürleriyle ilgili, adam akıllı bir cevap beklerdik. Keşke çıkıp eğitim öğretim yılı başlarken okulların boyasından sorumlu olmayan belediyelere laf atmaktansa müdürü olmayan yöneticisi olmayan okulların bir kaosa nasıl sürüklendiğini anlatmanızı buna karşı tepki göstermenizi beklerdik. Kaldı ki özelleştirilme yolunu tutan eğitim sisteminde siz sendikaların ilerde ne kadar söz sahibi olacağı da malumunuz. Ama günü kurtarmanın peşinde olan yandaş yakındaş zihniyetle eğitim sisteminin katledilişine göz yumarak boya işleri ile ilgili yaklaşımınız ne yazık ki tartışma bile konusu olamamıştır. Sayın Şenocak’ın ne yapmaya çalıştığını neye hizmet ettiğini herkes yakinen artık biliyor. Hatta Eğitim Bir-Sen üyesi iseniz Milli Eğitim’de ciddi görevlere gelmenizin mümkün olabildiği bu süreçte bu kadar Milli Eğitim sorunlarına sessiz kalan Eğitim Bir-Sen kime nasıl hizmet edeceğine de zaten karar vermiş durumda görünüyor.

Şimdi tüm eğitim camiası çalışanları ve ilgililerine seslenmenin zamanı diyorum. Bence eğitim sistemindeki aksaklıkları lütfen haykırın anlatın sorunların çözümü için herkesin ayağa kalkmasını sağlayın. Senin adamın benim adamım zihniyeti ile eğitim sistemi çökme noktasına gelmişken, halen bir velinin okula davet edildiğinde para için davet edildiği okul ihtiyaçları için davet edildiğini göz ardı edemezsiniz. Ya ayağa kalkın haykırın ya da size değince de bağırmayı da kesin.