Ege-Karadeniz savaşa karşı!

Yayın Tarihi 14 Mayıs 2013

Ege Karadeniz Dernekleri Federasyonu’ndan bir elektronik ileti aldım.¶ EKAF, savaşa karşı çıkan kısa ama özlü bir kamuoyuna açıklama yapmıştı. İşte dedim, herkes, her sivil toplum örgütü, teröre, savaşa karşı duruşunu böyle net ortaya koyarsa savaş ağalarının hevesleri kursaklarında kalır.

Önce kısaca EKAF’ın açıklamasını yayınlamak istiyorum izninizle:

“Reyhanlı/Hatay’da yapılan terör saldırısı sonucu 50 yurttaşımızın ölümü,100 den fazla yurttaşımızın yaralanması olayı yurdumuzda insani değerleri olan herkesi derinden üzmüştür.

Teröristler ve terörden beslenenler bilmelidir ki; terörün başarısı olmaz, terörle sonuca gidilemez.

Terör kandır, gözyaşıdır, yıkımdır. Teröre başvurmak, terörden medet ummak zavallılıktır, aşağılıktır. Çünkü terörde hedeflenen amaç ne olursa olsun gerçekleşen; masum insanların ölümü, sakat kalmaları, yaralanmaları ve acıdan başka bir şey değildir.

Terör ister içerden olsun, ister dışarıdan gelsin, nereden gelirse gelsin, kime karşı olursa olsun terörün her türlüsüne, bireysel teröre de, örgütsel teröre de karşı olduğumuzu, Reyhanlı olayını yapanları ve yaptıranları şiddetle ve nefretle kınadığımızı kamuoyuna açıklıyoruz.”

EKAF’ı kutluyorum. Basın yasağının yürürlükte olduğu bir dönemde bize yasak kapsamı dışında bir görüşü aktarma fırsatı verdiği için.

* * *

Geçen yıl Ekim ayında meclisten geçen tezkere için bir yazı yazmıştım. O yazımdan bir bölümü tekrar hatırlatmak istiyorum.

 

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bir oy farkla geçmeyen 1 Mart 2003 tezkeresi onurumuzu kurtarmıştı. O tezkere geçse idi Irak’ta dökülen kanların ortağı olacaktık.

Amerika güneyden değil, kuzeyden, Türkiye-Irak sınırından girecekti. Savaş Türkiye topraklarına sıçrayacaktı. 1 oy her şeyi değiştirdi. O zaman AKP’de Milli Görüşçüler biraz daha fazlaydı ve tabanlarına duyarlı davrandılar. Şimdi bir çırpıda 4 Ekim tezkeresi geçti. Savaşa Hayır dedim. Savaş zaten var. Olacak olana değil, olan savaşa hayır diyorum. Suriye’deki savaş bizim savaşımız değil. Suriye halkının Esad’dan hoşnut olmadığı, Esad’ın devrilmesini istediğini bizzat gidip, gördüm, duydum. Suriye gezimin bazı detaylarını önceden yazmıştım. Şimdi bombaların düştüğü Akçakale’den geçmiştim Suriye’ye. Her yerde Esad’ın fotoğrafları vardı. Halk misafirperverdi ve sohbette görüşlerini gizlemiyordu: Esad gitsin. Peki nasıl? diye sorduğumda; “Biz bilmeyiz, Esad gitsin de nasıl giderse gitsin. Irak’ta Saddam gibi gitsin. Ama bize bir şey olmasın.”

Böyle diyorlardı, benim inanamayan gözlerle bakışımdan gözlerini kaçırarak.Savaş sana da bana da dokunur. Bana bir şey olmasın diyemezsin. Amerika’nın Suriye’ye girmesine hayırhah tutumuyla olur verenler gerçek bağımsızlığa ve demokrasiye, özgürlüğe ulaşamazlar. Suriye’de yaşananlar bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük mücadelesi değil, emperyalist bir savaştır.”

* * *

Adeta bugünü gören bir yazı. Bugünden yarını da görebiliriz. Bu savaş tamtamlarının çaldığı ortamda itidal çağrısı yapanlar en doğrusunu yapıyorlar. Amerika’nın oyununa gelmemek gerek. Ben her hafta TRT de Pazar sabahları kovboy filmi izlerim. Size de öneririm. Amerika iki Kızılderili kabilesini birbirine düşürmek için önce birinde suikast yapıyor ve bak diğer kabile yaptı diyor, sonra öbür kabileye suikast yapıyor ve iki-üç kabileyi bu basit ama hep tutan formülle birbirine savaştırıp aradan kendisi arazi kapatıyor, silah satıyor. Teksas-Tommiks çizgi romanlarında hep bunlar yazılır-çizilir. Benim anlattığım bu anekdotun bir benzerini geçenlerde Çanakkale Üniversitesi Rektörü Prof. Sedat Laçiner televizyonda anlattı. Ben önceki yıl savaştan önce ama savaş sessizliğinde Suriye’ye gittim ve gözlemlerimin bir kısmını okuyucu ile paylaştım. Şu sonuca vardım; emperyalizm eliyle barış, demokrasi ve ileriye yönelik değişim olmuyor, olmaz!

Bu kadar basit… Bu bir slogan değil. Hem slogan olsa ne olur. Bu doğru bir slogan.

İflah olmaz bir doğru: Savaşa hayır!