Duvarlar yıkıldı

Yayın Tarihi 06 Ağustos 2013

Pink Floyd konserindeydim.¶

İstanbul’dan bildiriyorum.

Yıl 1966’ydı. Dünya 68’e hazırlanıyordu. 68 kuşağı geliyorum diyordu. Eğitim sistemindeki çarpıklıklar gençleri çileden çıkarıyordu.

Bir genç vardı Londra’da. Babası 2. Dünya savaşında ölmüştü. Mimarlık okuyordu ama kendilerini düşünce kalıplarına sokmak isteyenlere dayanamıyordu. Roger Waters idi adı. Sisteme en güzel tepki müzikle olurdu ve o da arkadaşları ile müzik grubu kurdu.

İlk kez Londra’da bir yer altı dergisi için konser verdiler.

Grubun ilk adı Sigma 6 idi. Sonra iki caz gitaristinin adını aldı. Pink Anderson ve Floyd Council’den sadece adları aldı ve efsanevi Pink Floyd oldu.

İşte o efsanevi grubun kurucusu Roger Waters İstanbul’dan geçti.

İstanbul’dan duvarları yıktı da geçti.

* * *

“O duvar yıkılacak” dediler. The Wall Live konserlerinde 199’uncu kez duvar yıkılacaktı. Berlin duvarının yıkılışını televizyondan izlemiş olan ben İstanbul’da duvarın yıkılışını kendi gözlerimle görmeliydim. Roger Waters binlerce kilometre öteden geliyordu ve be kalkıp ona gitmeliydim.

O gün de bugün de birileri düşünceyi kontrol edebileceğini söylüyordu. Baskı ile zor ile herkesin kendi istediği gibi düşünmesini istiyordu. Herkese tepeden bakıyordu, küçümsüyordu, ayaktakımı diyordu. Roger Waters çıktı ve “We don’t need no thought control”dedi.

Hey, Teacher, leave those kids alone!

Hey, öğretmen çocukları rahat bırak, senin düşünce kontrolüne ihtiyacımız yok!

Ama öğretmen dinlemiyordu, ama kendini öğretici sanan egemenler dinlemiyordu. Bir duvar örmüşlerdi insanların çevresine ve o duvarın yıkılmasını istemiyorlardı.Oysa..

“All in all you’re just another brick in the wall.”

“Böyle olduğu sürece duvardaki bir tuğladan ibaretsin”

O duvar, duvarlarınız, vız gelir bize vız, diyen bir gençlik geliyordu. Duvarlar yıkılmak içindi. O duvar yıkılacaktı.

O duvarın 199’uncu yıkılışına tanıklık ettim İstanbul Teknik Üniversitesi stadında onbinlerle.

“No dark sarcasm in the classroom” sınıfta küçük düşürülmek, ülkesinde küçük düşürülmek istemeyenler yıkacaktı tabii ki o duvarı.

O duvarla birlikte korku duvarı da yıkılacaktı.

* * *

 

Hani anlatılmaz yaşanır denir ya bazı anlar için, işte The Wall Live konseri de öyleydi. Roger Waters sahnede Türkçe konuştu bir ara. Duvarda resimler geçiyordu. İdam edilen Adnan Menderes’in resmi ve hayatı da vardı, vurulan Hrant Dink inde. Gezi eylemlerinde ölen gençlerin de. Sahneye Türk çocuk korosu çıktı. Sahne ve stad dev bir prodüksiyonun görkemi ile ses, görüntü, müzik çığlık, alkış, heyecan doruğunu yaşıyordu.

Londra’da olduğu gibi yine bir domuz havalandı ve seyircinin tepesine indi. Ve seyirci, seyirci olmaktan çıktı ve o domuzu parçaladı.

Ve o duvar 119’uncu kez yıkıldı. 110 metrelik duvar yıkıldı.

İstanbul’dan Roger Waters geçti. Ben de Fulya ile ona eşlik ettim. Oradaydım. Orada olmayı yaşadım.

Herkes içindeki, dışındaki duvarları bir gün bir tuğladan başlayarak yıkacaktı.