Dilsiz şeytanlar

Yayın Tarihi 15 Nisan 2016

Peygamber efendimiz (SAV) ne güzel demiş. “Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytandırlar” diye!

Peki, önce kendimizi sorgulayalım, Haksızlık karşısında susuyor muyuz, susmayıp gerekli tepkileri gösteriyor muyuz.? Haklıya haklı, haksıza haksız diyebiliyor muyuz? Zulmedene karşı durup zulme engel olabiliyor muyuz? Gözünüzün önünde yapılan haksızlık ve zulüm karşısında nasıl bir görev üstleniyoruz?

“İğneyi kendine çuvaldızı ele batır” atasözümüzü hatırlatarak işe önce kendimizden başlamamız gerekmez mi? Eğer ki siz dilsiz şeytansanız karşınızdaki insanları, “dilsiz şeytan” diye adlandıramaz, eleştiride bulunamazsınız. Aksi durumda her türlü eleştiri ve tepki hakkınız vardır.

Yahu ne yapalım ekmeğimizden edecek diye yakınanlar, işsiz kalırsam evime ekmek götüremem, karım çalışıyor, kocam çalışıyor, kızım, oğlum çalışıyor diye haksızlık karşısında susanlar... Hatta utanmadan alkışlıyoruz, korkumuzdan da konuşamıyoruz mu diyeceksiniz. İnanılmaz haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm ediliyor ama susuyoruz. Bunları dile getiren siz de dilsiz şeytanlardan mısınız? Vatanınızı, yaşamınızı birilerinin fanusu içine mi sıkıştırıyorsunuz?

İşte bunlar sizin elinizde, isterseniz, dilsiz şeytan olun, isterseniz onurlu şerefli haysiyetli insan olun. Peygamber efendimiz (SAV) boşuna söylememiş. Yarın yakınma dönemi bitince bu sefer hesap sorulmaya başlanacak. Hesap verecekler sırasına dilsiz şeytanlar da girmeyecek mi sanıyorsunuz?

Dilsiz şeytanın kimliği, dili, mezhebi, inancı ne olursa olsun. Dilsiz şeytandır. Adı üstünde şeytan! Allah tarafından lanetlenmiş şeytandan bahsediyoruz.

Şimdi gelelim AKP’li bir gurubun, CHP lideri ile ilgili afiş yaparak İzmir sokaklarına asmalarına!

Sevgili siyasi parti temsilcileri ve taraftarları, bugün cumhurbaşkanına hakaretten gençler tutuklanırken., hakaret suçlaması ile AKP’ye karşı olanlar ceza evlerinin yolunu tutarken çocukların tecavüze uğraması sonucu sesi sedası çıkmayan kişiler ve kurumlar! Herkesin işi kötü giderken belirli kişilerin siyasete bağlı zenginleşmeleri gün ve gün artarken! Suç işlediği halde mağdur rollerine bürünen ve arkasından pişkince konuşmaya kendilerini savunmaya çalışan ama kursaklarından haram geçirenleri gördüğü halde gözünün önünde birçok şey yaşanırken neden tepkisiz kalırlar?

Bu memleket bizim, bu ülke bizim, ama bizim kelimesi neden kullanılmaz. “her koyun kendi bacağından asılır” fikri ve egoistliği ile nereye kadar! Susun konuşmayın. İşinize geldiği gibi davranmaya devam edin. Bakalım sonunuz ne olacak.

Hayatta en değerli varlık çocuklar, bu çocuklar istismara, tacize, tecavüze uğrasınlar bunun karşısında susun! Ama sizden olan bir bayan bakana laf edildi diye düşünerek, samimiyeti tartışılır biçimde kıyamet koparmaya çalışın. Sizden olunca mı kıyamet koparıyorsunuz? diye eleştirsem sanırım taraf olduğum suçlaması ile karşı karşıya kalırım. Ama vicdani olarak da ahlaki olarak da sizlerin de çocukları var, yakınlarınızın da çocukları var. Bu tarz bir olay size, ailenize yansısa bu kadar suskun kalır mısınız? Şimdi eleştiri hakkımızı kullanıyoruz diye afiş yapıp sokaklara asıyorsanız, çocuk tecavüzleri ve istismarları ile ilgili Ensar vakfını eleştiren bir eylem içine neden girmiyorsunuz? diye sormazlar mı insanlar size!

Lütfen arkadaşlar; bu memleket bizim. Ahlaksızlıklara, namussuzluklara, şerefsizliklere, hırsızlıklara hep beraber duralım. menfaatiniz, çıkarınız, diliniz, dininiz, partiniz ne olursa olsun ses çıkaralım, karşı duralım. İşte o zaman dilsiz şeytan olmayız.