Deprem ve İzmir

Yayın Tarihi 06 Kasım 2020

Deprem ve İzmir

“Deprem öldürmez bina öldürür” dedik demeye devam edeceğiz. 1999 depremi sonrası deprem yönetmenliği ülkemizde yapılaşmanın daha önemine vurgu yapmıştı. Hayatımızda ilk defa deprem vergisi adı altında bir vergi çıkmıştı. Bu vergi daha sonra ÖTV olarak hayatımızda kalıcı hal aldı. Devlet vatandaşından alabildiğince vergi alır ama hayatını yaşanılır halde de tutmaz mı elbette ki tutması gerekir. Bizim ülkemiz gibi bir çok gelişmekte ülkelerde maalesef vatandaşın canı çok kıymetli değildir. Nitekim depremlerde ülkemizde şiddeti çok büyük depremler olmasa bile can ve mal kaybını ciddi hisseden ülke oluyoruz.

İzmir depremini sanayi de yaşayanlardanım. Aracın bakımı için sanayide işi bitmiş aracımı liften alıp tam geri çıkacak iken bir andan sanki 5 kişinin arabamı salladığını hissettiğim bir sarsıntı ve kaçışanlardan geri vitese arabamı takarak çıktığımda 40 yıldır deprem yaşıyorum bu kadar şiddetlisini yaşamadığımı söyleyeceğim bir sarsıntı yaşadım. Aklıma ilk gelen Bayraklı oldu. Kendi çalışma ofisimin de yer aldığı bölge zemin sıvılaşmasının yoğun olduğu alüvyonal bir bölge olması hesabı ile zemin davranışlarında binalara deprem etkisini en yüksek hissettirecek bir bölge idi. Nitekim korktuğum başıma geldi ve Bayraklı'dan bir bir çöken bina haberleri yayılmaya başladı. Trafik felç oldu. Çevre yolu deprem sonrası kilitlendi. Vatandaşımızda ciddi bir tedirginlikle dışarı çıkam araçlarına binerek bulundukları yerden uzaklaşma can havli hasıl olduğunu gördük. Doğal bir refleks ancak bilinçsizce yapılan bu hareket sonucu sistem tıkanıklığı olduğu gibi arama kurtarma faaliyetlerinin aksamasına neden oldu. Depremde çürük olan yapılaşması gerçekten kontrol edilmemiş son değişiklikle deprem yönetmenliğine uygun olmayan yapıların yıkılması gerekirken depremin yaşanması beklenmişcesine bir durum ortaya çıktı. “Bir musibet bin nasihatten evladır” cümlesi illaki yaşanmak zorunda yoksa akıllanmayacağız önlem almayacağız. Yani kaderci bir millet olmaktan vazgeçip bilimin ilimin ışığında gerekeni ivedilikle yapsak başımıza bu felaketler gelmeyecek. Japonya sürekli bu şiddet ve hatta daha büyük şiddette depremler yaşıyor ve bir tane vatandaşının burnu kanamıyor. Bizde ise baki Allah dedikten sonra ateşin düştüğü yeri yaktığını görmezden geliyoruz. Yazıktır günahtır. Rıza Bey apartmanı mı? Barış Sitesi mi? Oturanlar mı? Ölenler mi? Yetkililer mi? Kim sorumlu? Kimse bu sorumluluğu üstlenmiyor. Suçlu kim? Neden insanımız ölüyor? Sorgulamasını artık yapmak gerekiyor. Bana sorarsanız suçlu sistem, sistemi işletemeyen devlet, devleti yönetenlerdir. Her türlü vergi almasını biliyorsan vatandaşının hayatını yaşama hakkını garanti altına alacaksın. Her konuda …

Bir yer bilimci olarak ve bölgede yaşayan deprem bilimci olarak İzmir bu depremi çok ucuz atlattı diyenlerdenim. Gece uykuda bu deprem gerçekleşse idi. Ölü sayımız 4-5 kat artabilirdi. Depremin süresi 10 saniye daha sürseydi 10 binlerce vatandaşımızı kaybedebilirdik. Durum bu kadar vahim. Şimdi depremin 7 şiddetinin altında olmadığını bütün bilim adamları ifade ederken ısrarla AFAD'ın depremi küçük göstermesi de anlaşılır gibi değil. Bankalar boşaltıldı. Yüzlerce bina boşaltılacak 99 depremi öncesi yapılmış yapılaşma tekniği depreme dayanıksız bana göre binin üzerinde bina bayraklı bölgesinde boşaltılacak, boşaltılmalıdır. Sorumluluktan devletin kaçmayacağı çalışma yürütülmelidir.

Ayrıca belediyelerin son zamanlarda ve öncesinde ne kadar yapı yapılmışsa jeolojik etütleri incelenmelidir. Jeolojik etütleri doğrultusu da zemin iyileştirmeleri doğru yapılıp yapılmadığı dikkatle kontrol edilmelidir. Alüvyonal zeminde jetgroud dediğimiz zemine çimento esaslı harç enjekte ederek zemin dayanımını arttırmak yetersizdir. Forekazık gerekli zeminlerde zemin sıvılaşması ve deniz suyu kontağı olan yerlerde mutlak suretle forekazık uygulaması gerekir. Bu konuda mutlaka bütün bayraklı kontrol edilmelidir. Hatta bütün İzmir… devam edeceğiz...