Deprem dersleri-2

Yayın Tarihi 11 Kasım 2020

Bu sefer depremi unutmayacağız. Zaten depremin de kendini unutturmaya niyeti yok. Baksanıza dün gece saat 23.30 da bu kez merkezi Kuşadası olan 4.2 şiddetinde depremle irkildik.

Bu sefer depremi unutmayacağız. Zaten depremin de kendini unutturmaya niyeti yok. Baksanıza dün gece saat 23.30 da bu kez merkezi Kuşadası olan 4.2 şiddetinde depremle irkildik.

Seferihisar açıklarında olan ve uluslararası kayıtlarda Samos depremi diye geçen ama en çok İzmir’de Bayraklı ve Bornova’da yıkıma, hasara ve ölüme yol açtığı için İzmir depremi diye söylenen depremin üzerinden on gün geçti. Bu arada deprem sonrası arama-kurtarma çalışmalarında, yardımlaşma ve dayanışmada ve koordinede çok iyi yol aldığımızı gördük.

Gerçi koordinasyon konusunda biraz daha kafa yormamız gerekir. Belki kıskançlığı hizmette yarışa dönüştürüp kimseyi dışlamadan, sivil toplumu, bireysel çabaları vs. dışlamadan herkesin emeğini değerlendirerek deprem yaralarını sarabiliriz.

Depremden çıkarılacak derslere çalışmalıyız. Ben bilim insanı değilim. Bilim insanlarının söylediklerini aktarıyorum ve öneri getiriyorum.

Deprem öncesi, deprem sırasında ve deprem sonrası yapılacaklar iyice belirlenmeli.

Deprem öncesi yapılacaklar listesini sadece naaş torbası depolama olarak görme aşamasını çok şükür çoktan geçtik.

Deprem derslerinde benim en çok önem verdiğim konu şu: Deprem eğitimi!

Herkes deprem eğitimi almalı. Bu konuda Japonyayı yakalamalıyız.

Mesela Milli eğitim Bakanlığı şimdi internet üzerinden çocuklara ders veriyor, bunun yanında özel eğitim setleri hazırlanır ve Eba tv den yayınlanır. Öğretmenler canlı yayınlarla deprem eğitimi verir ve hazır çocuklar evde iken bu koronavirüsle mücadele dönemini, bu pandemi dönemini faydalı geçiririz.

Bir diğer eğitimle ilgili önerimi de meslek örgütlerine yapıyorum.

Örneğin İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği üniversitelerle ve mühendis odaları ile ve Tabib Odası ile görüşerek depremin psikolojik yönünden tutun da deprem anında ne yapılacağına dair ve bir çok alt başlıkta oda üyeleri esnafa eğitim verdirebilir. Eğitim alan her esnafa veya esnaf yakınına bir de bu eğitimi aldığına dair kartvizit verilir. Aynı ehliyet gibi bir kart verilir ve o kişi en azından bir AKUT, bir AFAD eğitimcisi gibi olamasa da yine de kendini ve yakınındakileri kurtarabilecek niteliğe ulaşmış olur.

Örneğin İzmir Barosu, örneğin Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Odası ve başka Odalar kendi üyelerine Deprem Eğitimi verdirebilirler. Nasıl ki meslek içi eğitim aldırıyorlar bu deprem konusunu da aynı önemde görüp eğitim aldırabilirler.

Gelelim kamu kurumlarına. Belediyeler de kendi personellerine deprem eğitimi aldırabilir. Bu konuda belediyeler daha şanslı, çü,nkü İtfaiye daire Başkanlığı bünyesinde bunu yapabilirler. Gerçi İzmir Büyükşehir Belediyes depremle ilgili Daire Başkanlığı oluşturdu. Bu çok yerinde ve iyi bir girişim.

Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı kuruldu. Bu daire başkanlığı bünyesinde Afet ve Risk Yönetimi şube müdürlüğü, Deprem ve Zemin inceleme şube müdürlüğü, Mühendislik Jeolojisi şube müdürlüğü kuruldu. Bir de bu konularda eğitim Şube Müdürlüğü kurulsa daha iyi olur. Bu da benim önerim.

İBB Genel sekreteri Dr. Buğra Gökçe’ye bağlı Genel Sekreter Yardımcısı A. Suphi Şahin’in sorumlu olduğu Deprem daire başkanlığı bu eğitim konusunu da çözerse soruna temelden yaklaşılmış olunur. Tekrar etmeye gerek yok ki bir sorunu temelden çözmeye başlamazsak her seferinde başa dnmek zorunda kalırız ve gerçek çözüme uhiç bir zaman ulaşamayız. Emekler ziyan olur bir arpa boyu yol alamayız. 1999 depreminden sonra bir arpa boyu yol almadığımız gibi.

Deprem dersleri elbette bu kadar değil. Deprem eğitiminden sonra bir de Deprem tatbikatı önerim var biliyorsunuz. Başka öneriler de geliştirilebilr. Önemli olan eli taşın altına koyarak çözüm konusunda el birliği yapmak. Çok dersler çıkardık depremden, deprem bize hayatı öğretmeye devam ediyor. Ve hayat her şeye rağmen akmaya devam ediyor.