Demokrasi mi; nerede?

Yayın Tarihi 08 Aralık 2017

Demokrasi mi; nerede?

Hayatımızda sürekli her yerde, her an duyduğumuz bir kelimedir demokrasi! Dillerden düşmeyen en önemli kelime olarak bilinen demokrasi, gerçek hayata uygulandığında yer bulduğunu samimiyetle, bir hayat bir yaşam anlayışı haline getirildiği tartışılır.

Gelişmiş ülkelerde demokrasi, Demokles’in kılıcı ile özdeşleştirilip herkesin eşit olduğu hak ve özgürlükler açısından herkesin aynı olduğu kavramı üzerine durulur. İnsanın kendini ifade edebilme, yaşamının en önemli hakkıdır diye bilinir.

İnsani yaşama ve gelişmişlik düzeyinde ülkemizin dünya ülkeleri nezdinde çok alt sıralarda yer alması ülkemiz açısından bir utanç vesilesidir.

Biat kültürü ile inanç ve etnik kimlikler üzerinden toplumsal siyaset kuramları ön plana çıkarılmış insanlar arasında anlaşmazlıklar ve çatışma ortamları sağlanmıştır. Bu bağlamda mikser görevi gören emperyalizm ve kapitalizmin köleleri roller alıp, insan egemen bir toplumdan ziyade, kişiye endeksli yaşam ön plana çıkartılmıştır. 

İktidarlarını sağlayan kişilerin egemenliğinin arttığı bu sistemde bu kişilerde demokrasiyi dillerinden düşürmedikleri gibi demokrasiden yana hiçbir eylemleri söz konusu bile olmadığı gözlemlenmiştir. Kısaca demokrasi kişi egemen toplumlarda sadece sözde kalmıştır. Yerel yönetimlerden genel yönetimlere kadar siyasi görüşü ne olursa olsun her siyasinin kendine göre demokrasi anlayışı kanunu ortaya çıkarması demokrasiye vurulmuş en büyük hançer olarak insanlığa ciddi yara açmıştır.

Ülkemizde iktidarın demokrasi yi istediği yere çekerek kendi söylemlerine eylemlerine göre şekillendirmesi sonucunda, ülkemizde kalıcı, gerçek demokrasi ve oturması gerekli demokratik sistem oturtulamamıştır. Bu vesile ile de ülkemizde sürekli yolsuzluklar ile ilgili hükümetler ve bakanların isimleri ön plana çıkmaktadır. Toplum olarak bizler de iktidarın nimetlerinden nasıl faydalanırız düşüncesinde oldukça, demokrasi evlere şenlik bir tiyatro oyununa dönüşüyor.  Ülkemizde eski birkaç bakanla ilgili rüşvet iddiası gündemde iken bu kişiler hakkında bir savcılık soruşturması bile açılmaması enteresandır. Önceden açılmış davaların rafa kaldırılması gerekçe gösterilerek tekrar  dava açılamayacağı gibi absürt tartışmalar bile yapılmaktadır.  Demokrasinin egemen olduğu toplumlarda özellikle vatan bilinci üst seviyede bir dedikodu bile olsa erk sahipleri derhal koltuklarını bırakırlarken bizim ülkemizde bu mümkün  olamamaktadır. Kısaca demokrasi, onur, şeref, haysiyet, kavramlarını da, aynen Hak Hukuk ve Adalet gibi içinde barındırmaktadır. Kısacası demokrasi bir yaşam biçimi ama insani yaşam biçimidir. Peki ülkemizde var mıdır?  Peki şehrimizde var mıdır? Peki ilçemizde var mıdır? Peki partimizde var mıdır? Peki iş yerimizde var mıdır?  Peki sokakta var mıdır?  Veya yaşamda var mıdır?  Bir tek demokrasi ailede baba, anne, çocuklar araında kısmen vardır. Çocuklar büyüyene kadar! Ne acıdır değil mi?

Demokrasi için toplumsal bir devrime yeniden kuruluş ayarlarımıza dönerek ülkemizin yeniden yapılanmasını sağlamamız lazım! İktidara aday olan partilerin de kesinlikle bu eksende devrimsel programlar ortaya koymaları lazım. Aksi halde gerektiğinde Mustafa Kemal hatırlanır olur.  Ancak sürekli  Mustafa Kemal'in medeniyet dediği çağdaşlık dediği batı dediği insan dediği milletim dediği büyüme, gelişme, eşitlik, hak, hukuk dediklerinden çook uzakta kalırız. Toplumsal bir devrim için bir an evvel yeni programlar geliştiren geleceği gören delege ağaları ile değil topluma yön veren beyinlerle ve mücadele eden samimi gerçek sosyal demokratlarla bu ülke demokrasiyi yakalayacaktır.                                                                                                                             NOT: Kongrelerde kim seçilmiş önemli değil, demokrasi seçilmedikten sonra! 

Sevgiler saygılar!