Dağlardaki hazineler!

Yayın Tarihi 08 Temmuz 2015

Dere şırıltıyla akıyordu. Az yukarıda küçük bir şelale meydana getirmişti. Su şelaleden dökülürken çağıldıyordu, uğulduyordu. Derenin sesi geceyi ve karanlığı bölüyordu.

Orta yaşı devirmiş adam, derenin üstündeki derme çatma köprüde uyku tulumunun içinde gecelemişti. Dağdan kaya veya kütük yuvarlanmasına aldırmadan. Gözünü açtığında derede mavi ve siyah kelebekler uçuşuyordu. Cep telefonu ile yerinden kalkmadan resimlerini çekti, videoya aldı.

Dere şırıltıyla akıyordu. Dere suyundan içen kelebeğe akıyordu, kıyısında vıraklayan kurbağaya akıyordu, tersine yüzmeye çalışan alabalık yavrusuna akıyordu, eğrelti otuna akıyordu, çiçeğe akıyordu, böceğe akıyordu, insan akıyordu…

‘Dereler boşa akmasın’ diye HES’lere gerekçe arayanlara Karadeniz gezisindeki rehber ne güzel yanıt vermişti: ‘dereler boşa akmaz, doğaya akar!’

* * *

Sabahtan bir telaş vardı Gölcük yaylası eteğindeki köyde. Bozdağ bütün heybetiyle çağırsa da köylünün beklentisi Ödemiş’ten gelecek ilaçlama ekibindeydi. Ve Dolaylar köylüsü sevinçle gelen ekibi karşıladı. Başlarında nefes alacakları zehirli gazdan koruyucu maskeler, üzerlerinde uzay giysileri gibi kıyafet olan adamlar bir anda ortalığı dumana boğdular. Köylü dumandan rahatsız olmadı. Duman haşeratı yok edecekti, ah bir de her türlü haşeratı yok etseydi, her türlü paraziti, keneyi, kan emiciyi…

Dolaylar köyünde ÇED toplantısı vardı. Çevresel Etki Değerlendirme toplantısı altın ve gümüş madeni için yapılacaktı. Dağda maden vardı, hazine vardı ama köylü istemiyordu!

Ödemiş belediyesi ekipleri köyü ilaçladılar ve Çed toplantısı yapılamadı. Bu, dördüncü defadır yapılamayan toplantıydı. Daha önce köyün içine hendeklerin kazılmasından dolayı yapılamamıştı. Köylünün zekası ile kimse baş edemezdi!

* * *

Adam selfi videosunu izliyordu bilgisayarında. Videodaki adam ‘Bu üçüncü zirvem’ diyordu. ‘İlk zirvem Mamut dağına ikinci ve üçüncüsü Çaldağı’na!’

Adam seviniyordu. Soruyorlardı ona: ‘Zirveye çıkınca ne oluyor?’

Adam soruya şaşırıyordu, omuz silkerek: ‘Hiiç’ diyordu. ‘Zirveye çıkınca zirve yapmış oluyorsun!’

Adam Çaldağı’nda önceleri nikel olduğunu bilmiyordu. Nikel madeninin çıkarılabilmesi için milyonlarca ton sülfirik asit kullanılması gerektiğini bilmiyordu. 100 binden fazla ağacın kesilmesi gerektiğini bilmiyordu. Turgutlu ilçesinde protestoların olduğunu bilmiyordu. Adamın aklı almıyordu; dağdaki bir hazineyi almak için diğer hazinelerin yok edilmek istenmesini anlamıyordu!

Adam hatırlıyordu Bergama Ovacık köylülerini, nasıl da siyanürlü altına karşı mücadele etmişlerdi. Son yıllarda dağlardaki altın, gümüş ve nikel çıkarılması çalışmalarına eskisi gibi tepki örgütlenemiyordu.

* * *

Dere çağıldıyordu. Adam dünkü zirve tırmanışını düşünüyordu. Zirvede Çallı dede yatıyordu. Adam Çallı dede yatırında ellerini göğe kaldırdı ve dua etti. Dağların doruğundan gökyüzüne savurdu iyi sözlerini, içinden geçenleri. Rüzgar alıp götürdü onları, gazete kağıdı arasına satır oldu, okundu ses oldu.

Adam bunları yazarken dere hala çağıldıyordu. Dağlar içinde ve zirvelerinde ne hazineler barındırıyordu!