Cumhuriyete giden yolda-2

Yayın Tarihi 08 Kasım 2017

Cumhuriyete giden yolda-2

29 Ekim 2017 günü Cumhuriyetimizin 94’üncü yılını kutladık ve 100’üncü yıl sözü verdik.
10 Kasım 2017 Atamızın aramızdan ayrılışının 79’uncu yıldönümü.
Geçen hafta Cumhuriyete giden yolda Nutuk’tan yaptığım alıntılar çok ilgi gördü. Bu hafta da yine Nutuk’tan alıntılarla siz değerli okurlarıma bir nebze olsun Nutuk’u baştan sona bir kez daha okuma fikir verebilirsem ne mutlu bana.
* * *
16 Mart 1920’de İtilaf devletleri İstanbul’u işgal eder. Aynı gün Mustafa Kemal “Protesto” bildirisi yayınlar. İstanbul’da İngiliz, Fransız, İtalya Siyasi Temsilcilerine, Amerika Siyasi Temsilcisine, Bütün Tarafsız Devletler Dışişleri Bakanlıklarına ve Fransa, İngiltere, İtalya Millet Meclislerine verilmek üzere Antalya’da İtalyan Temsilciliğine gönderir bu tarihi Protestoyu. Özü şudur:
“Biz, haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz savaşımın kutsallığına ve hiçbir gücün bir ulusu yaşamak hakkından yoksun bırakamayacağına inanıyoruz”
 * * *
27 Mart 1920. Henüz TBMM açılmamış. Temsil Heyeti Adına imzasıyla Mustafa Kemal “İllere, Bağımsız Sancaklara ve Kolordu Komutanlarına” hitaben bir telgraf gönderir. “…Ulus tarafından olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin Ankara’da toplantıya çağrılması….zorunlu görülmüştür.”
Mustafa Kemal telgrafta geçen “olağanüstü yetkilere sahip meclis” kavramından kastın ne olduğunu Nutuk’ta izah eder. “Ben ilk yazdığım taslakta “kurucu meclis” deyimini kullanmıştım. Amacım da toplanacak meclisin ilk anda “rejim”i değiştirmek yetkisiyle donanmış olmasını sağlamaktı. Fakat bu deyimin kullanılmasındaki amacı gereği gibi açıklayamadığım veya açıklamak istemediğim için, halkın alışmadığı bir deyimdir diye, Erzurum ve Sivas’ta uyarı aldım. Bunun Üzerine “olağanüstü yetkilere sahip bir meclis” deyimini kullanmakla yetindim.”
 * * *
Bir yanda emperyalistlerin askerleri, ordularıyla açık işgali, bir yanda iç tartışmalar ve “kurucu meclis”in nasıl kurulacağı sorunu. Bu koşullar altında da dünyaya ve günümüze demokrasi örneği: Temsil Heyeti adına gönderilen telgrafın 8’inci maddesi: “Seçim, gizli oyla ve salt çoğunluk esasına göre yapılacak ve oyların sayımı, kurulun kendi içinden seçeceği iki kişi tarafından kurul önünde yapılacaktır.”
Gizli oy açık sayım!
Ne yazık ki yıllar sonra açık oy, gizli sayım’ı yaşayacaktık. Oysa görüldüğü gibi kurucu meclis yeni bir Cumhuriyete giden yolda yeni bir demokrasi yolunun da önünü açıyordu.
Cumhuriyete giden yol, demokrasiye giden yoldu! Temsil Heyetinin bildirisinin 9’uncu maddesine bakalım ve günümüzle karşılaştıralım: “Seçim sonucunda, bütün kurul üyelerinin imzalayacakları veya kendi mühürleri ile mühürleyecekleri üç nüsha tutanak düzenlenecek; bir nüsha yerinde tutularak diğer iki nüshanın biri seçilen kişiye verilecek, diğeri meclise gönderilecektir.”
* * *
Rivayet mi, gerçek mi bilemiyorum; derler ki Ernesto Che Guevera’nın Küba Devriminden sonra gittiği Bolivya’da öldüğünde sırt çantasından Nutuk kitabı çıkmış. Yine söylenir ki; Mao Ze Dung Nutuk Kitabını başucu kitabı olarak yanında bulundururmuş. “Ben Çin’in Atatürk’üyüm” demiş. Araştırmacı tarihçilere büyük görev düşüyor. Ben Che Guevera’nın Küba’da bakan olduktan sonra Ankara’dan Nutuk kitabını istettiğini ve bir çevirisinin Küba’ya ulaştırıldığını ve ulaştıran devlet görevlisinin yakın zamana kadar yaşadığını anlatandan dinlemiştim. Tarihçi Sinan Meydan’ın bu konularda geniş araştırmaları var. Cumhuriyete giden yolda, demokrasiye giden yolda tarih bize yol gösteriyor. (Siz bu yazıları okuduğunuz sırada ben Atatürk'ün evinde Selanik'te saygı duruşunda olacağım.)