Cumhuriyetçi Avukatlar bölünmedik diyor!

Yayın Tarihi 13 Ekim 2016

İzmir Barosu'nda seçime doğru köşe yazımı yazdıktan hemen sonra bir kurye büroma Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun seçim bildirgesini getirdi. Bülten içindeki bildiride büyük harflerle CUMHURİYETÇİ AVUKATLAR GRUBU BÖLÜNMEMİŞTİR yazıyordu.

Ben dünkü yazımda bölündü dememiştim zaten. Bölündü görünümü veriyor demiştim. Aynı kapıya çıkar demeyin. Çünkü hangi gruba sorsan bölündük demiyor.

Konu dün kısaca belirttiğim gibi şu: Mevcut Başkan Av. Aydın Özcan ittifakla geçen dönem Cumhuriyetçi Avukatlar grubunun adayı olarak seçimlere girdi ve kazandı.

Dün bildirgesi gelen Av. Mehmet Kozan’ın başkan adayı olduğu Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu bu yaz başından beri ön seçim yapılmasını istedi ve ön seçime göre başkan ve yönetim kurulu adayının belirlenmesini önerdi. Başkan Aydın Özcan iki dönem kuralı gereği ön seçime girmedi ve Kozan grubu ön seçim yaptı. Tabii burada özetlemek ve hatırlatmak istemiyorum ama hoş olmayan gelişmeler de yaşandı. İki taraf ve onların taraftarları açısından da üzücü idi bu durum. Ama maalesef yaşandı. Sanırım bu cumartesi günü de hatırlatmalarla o hoş olmayan günlere döneceğiz. Umarım herkes sağduyulu davranır.

Şimdi, hem başkan adayı Mehmet Kozan hem de Başkan Aydın Özcan Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu adını kullanıyor.

Önceki kongrede de Çağdaş Avukatlar Grubu bu görüntüyü vermişti. Bölündüler görüntüsü İzmir Barosu'nda efsane olan Çağdaş'a seçim kaybettirmişti. Gerçi rahmetli Av. Nevzat Erdemir’in kişisel karizmasının da seçimi kazanmasında önemli rolü olmuştu. Nitekim merhum Erdemir üç dönem seçim kazanmayı başarmıştı ama ömrü üçüncü dönemi tamamlamaya yetmedi.

Aslında bana göre sorun grupların en doğal olan seçim yarışından kaynaklanmıyor, yasadan kaynaklanıyordu.

Baroda başkan ve yönetim kurulu 2 yıllığına seçiliyor. Diğer meslek odalarında 4 yıllığına seçiliyorlar. Bir başkan ve yönetim yapacaklarını 2 yıla nasıl sığdırsın. Doğrusu 4 yıllığına seçimdir. Yasal düzenleme olsaydı bir dönem iki dönem tartışması belki yine yapılırdı ama bu boyutta olmazdı. Başkan ve yönetim de projelerimi yetiştiremedim demezdi.

Av. Mehmet Kozan’ın bir iddiası var: mevcut Başkan Aydın Özcan’ın “bir dönem başkanlık yapacağını taahhüt ettiğini” söylüyor.

Sanırım başkan bunu kongrede yanıtlayıp, açıklık getirecektir.

Bu tartışmaların gölgesinde kalmaması gereken asıl konular avukatların sorunlarıdır. Hemen her grup avukatların sorunlarını tespit ediyor ve çözüm önerilerini sunuyor. Yıllardan beri o kadar güzel tespitler yapıldı ki artık özellikle genç avukatlarda umutsuzluğa yol açtı. Genç avukatların mesleklerine karşı umutsuz olmaları hem baro için hem de ülkemiz için hiç de iyi değil. Bütün gruplardan özellikle ricam birbirinizi eleştirirken lütfen özenli olun ve gençleri ürkütmeyin. Gençler üstadların tartışmalarına bakıp umutlanmaları gerekirken kısır döngüler içerisinde bocalamaya itiliyorlar. Avukatlar yargının kurucu unsurudur. Bu tanım çok önemlidir. Hakimler ve savcılar maalesef hala kendilerini çok ayrıcalıklı bir yere koyuyorlar. Sonra dönüp dolaşıyor emekli oluyor veya ayrılıyor ve baronun kapısını çalıyor avukat olmak istiyorlar. Peki o zaman soruluyor, siz savcılık veya hakimlik yaparken avukatlara nasıl davrandınız, avukatlara hangi gözle baktınız diye. Siz siz olun “bir gün avukat herkese lazım olur” sözünü unutmayın. Savunmanın kutsallığını unutmayın. Avukatların mitolojik “litai” efsanesinden geldiğini unutmayın. (İzmir Barosu'nda seçime doğru2-devam edecek)

CHP’li ilçe başkanları ve belediye başkanlarının Kültürpark projesine destek açıklaması toplantısına katıldım. Daha önce sayın Prof. İlhan Tekeli hocanın Asansördeki geniş anlatımlı toplantısına katılmış ve görüşlerimi yazmıştım. Ancak ne olduysa sayın başkan Aziz Kocaoğlu bir türlü odaların, demokratik kitle örgütlerinin desteğini alamadı Kültürpark projesi konusunda. Projenin iyi niyeti, çevreciliği, yeşil dokunun artması, yapılaşmanın azalması konuları bir yana bırakıldı ve Folkartla ilişkilendirilmesi tartışmaları devam ettirdi. Son olarak da SİT kurulunun tam karar verecekken bir daha yerinde tespit kararı alması gelişmeleri hareketlendirdi.

Konak Belediye başkanı Sema Pekdaş’ın okuduğu destek açıklaması bu açıdan önemliydi. Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’un öncülük ettiği ortak açıklamaya Bayraklı Belediye başkanı Hasan Karabağ’ın gelmemesi dikkatlerden kaçmadı. Karabağ ufukta olası büyükşehir adaylığını böyle mi göstermek istiyordu! Gelemeyen belediye başkanlarının mazereti açıklandı ama Karabağ’ın mazereti yoktu. Örneğin Seferihisar Belediye başkanı projeye desteğini açıklıyor ama yurtdışında olduğu için toplantıya katılamıyordu.

Ben toplantının ardında Büyükşehir Etüd ve Projeler Daire Başkanı Hülya Arkon ve Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş ile “Kültürpark Hepimizin” projesini inceledik. Hülya Arkon tek tek hangi ağaç hastalıklı, hangi ağaç sağlıklı anlattı. “Kültürpak Hepimizin” projesini daha sonra ayrıntılı yazacağım.

Şimdilik iki anekdotum var. Sıkı durun. Konak Belediye Başkanı Av. Sema Pekdaş İzmir Baro başkanımızdı. Hafta sonu yapılacak Baro seçimlerini sordum. Bana Çağdaş Avukatlar grubunu ve başkan adayı Av. Cemal Nedret Erdem’i desteklediğini açıkladı. Hatta “Ben Cemal ağabeyimin yanında stajımı yaptım, bütün desteğim ona. “dedi.

İkinci anekdotum da şu: Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar geçen hafta sonu CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katılımı ve onurlandırması ile yaptığı Türkiye’ye örnek açılışların mutluluğunu yaşıyordu. Yenigün Tv ve Yenigün gazetesinde yayınlanan Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ’ın Karşıyaka için kullandığı “Birkaç önemsiz açılış genel başkana yaptırılmaz” sözü şüphesiz can sıkıcıydı.

Kültürparktaki başkanlar toplantısı arasında kısa sohbette Akpınar bu söze karşılık üzerini vurgulayarak bana Hasan Karabağa hitaben şöyle dedi: “Muhatabım değil. Kendisini muhatap almıyorum.” Başka söze gerek var mı?