Cumhuriyet!

Yayın Tarihi 30 Ekim 2019

Bu köşede başkalarının yazdığı yazılara yer verdiğim de oldu; Gazete kurulduğundan bu yana 1-2 tane...

Bu köşede başkalarının yazdığı yazılara yer verdiğim de oldu; Gazete kurulduğundan bu yana 1-2 tane...
Mesela geçen yıl, bana göre dünyanın en seçkin kuaförlerinden biri olan ama asla sadece bir kuaför olmayan tam bir toplum sevdalısı adam niteliğindeki sevgili dostum Harun Cici’nin Türkiye’nin toplumsal yapısını anlatan “Aşure gibi olabilmek” başlıklı yazısı bunlardan biriydi.
Bugün de yıllarca TV’lerdeki programlarıma canlı yayın konuğu olan Orhan Ayber üstadımızın bir yazısına açıyorum burayı; buyrun...

Bugün tek konumuz var; Cumhuriyet...
Bu yazımı yazarken itiraf ediyorum, çok zorlanacağımı biliyorum.
Yaklaşık 60 yıl önce başladığım siyasi yaşamımda pek çok defa toplum önünde çok konuştum, hiç zorluk çekmedim. Yaklaşık 40 yılı aşkın pek çok televizyonlarda siyasi yorumculuk yaptım hiç zorlandığımı anımsamıyorum.
Ancak bugünkü yazımı yazarken çok ama çok zorlanıyorum. Çünkü istiyorum ki;
    1) Yazım buram buram Cumhuriyet kokmalı.
    2) Yazımda büyük önderimiz M. Kemal Atatürk’ün ki son yüzyılımızın yetiştirdiği en yüce insandan söz etmeliyim. Yaşamı vatanını kurtarmak için savaşmış ve sonra tüm dünyaya “Yurtta barış, dünyada barış” demesi dünya literatürüne geçmiş bir liderden söz ediyorum.”
    Ülkemiz en zor günlerinde vatanın büyük bölümü işgal altında iken halkına moral vermek için “Toroslarda bir Yörük çadırında bir duman tütüyorsa bu ülkeden umut kesilmez” dediği gibi umutlu ve halkına güven duyması gibi ülkemizin bugünkü durumunu umutsuz olduğunu dillendiren kişilere karşın Atatürk’ün yaşadığı bu topraklardan asla umutsuz olmayacağımı ifade etmek istiyorum.
    3) Son günlerde ülkemiz ile başta ABD ve onun gayriciddi başkanı Trump olmak üzere Avrupa parlamentosu ülkelerinin her biri emperyalizmin acımasız ülkelerinin kararlarını ciddiye almıyorum.
    Şimdi nasıl bir ülke özlüyorum, sırasıyla yazmaya çalışayım;
    a) Türkiye küresel saldırılara karşın alınması gerek en önemli görev; bir dönem ülkemizin yetiştirdiği efsane dış işleri kadroları (ki pek çoğunu emperyalist ülkelerce korunan Ermeni çetelerince alçakça katledildiler) göreve davet edilmeli.
    Bu kadroların “monşer” diyerek kırılan onurlarına rağmen çağrıldıklarında seve seve göreve geleceklerini biliyorum. Mesela şu anda hiçbir büyükelçiliğimiz olmayan Mısır’da bu kadrolardan yararlanmalı.
    b) Türkiye’miz şu anda iklim krizi ve kuraklık riskini taşıyan bir ülkedir. Başta İstanbul ve İzmir şehirleri olmak üzere, maalesef bazı şehirlerimizde Devlet Su İşleri gibi müdürlüklerde imamlar görevlendirilmiş.
    Oysa bizim Devlet Su İşleri bir dönem dünyanın en önemli barajlarını yapmışlardı. Ben diyorum ki, o efsane Devlet Su İşlerinde halen emekli edilen kadrolar derhal göreve davet edilmeli.
    c) Diyanet İşleri Başkanlığı derhal Atatürk sevgisine sarılmalı veyahut görevini derhal bırakmalı. Çünkü çok net söylüyorum, bu ülkede Atatürk sevgisi o kadar yücedir ki buna karşı durmaya devam ederse temsil ettiği dine ihanet etmiş olur.
    d) Son yıllarda ülkemize musallat olmuş yeni nesil mandacılara, Avrupa Birliği, Gümrük Birliği, NATO gibi sürekli ülkemiz aleyhinde tutumları nedeni ile ekonomik, kültürel, ilişkilerde "Tam bağımsız Türkiye" diyen Atatürk’ümüzü, saygı ile anmak istedim bu yazımda.
    e) Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamı boyunca kurduğu bankalar her birinin amacı vardı. Etibank, Sümerbank, Halkbank, İş Bankası ve Ziraat Bankası gibi bankalarımız yeniden yapılanmalı ve gerçek görevlerine dönmeli. Bu bankalara ehli kişiler tarafından yönetilmeli.
    Ziraat Bankası Türk üreticisini destekleme görevine geri dönmeli. (Bu banka tamamı yabancı ülkelerden getirilen futbolcular nedeni ile iflas durumuna düşen kulüpleri kurtarmak istenmesi ayıbını taşıyor)  
    f) Anadolu’muz dünyanın en zengin coğrafyasıdır, şu anda yetkililerin ifadesi ile ülkemizde yetişme potansiyeli olan 130’dan fazla ürünü yurt dışından ithal ediyoruz. Sonuçta zaten çok borçlu ülkemizin kaynakları boşa gitmekte. Anadolu insanımız da üretimsizlikten mağdur olmakta.
    Bu nedenle ülkemizde üretilebilecek hiç bir ürün ithal edilmemeli ve ithali kesinlikle yasaklanmalı.