Cuma günü, mübarekliği, değer ve öneminin nereden ileri geldiği

Yayın Tarihi 15 Nisan 2021

Bugün İslâm âleminde mübarek görülen gün ve gecelerden sayılan cuma gününden bahsedeceğiz. Cuma, Müslümanların tolu halde, yani cemaat halinde bir araya gelerek, toplu ibadetin yapıldığı gündür. Toplanmak anlamına gelen cuma, toplu ibadetin yapıldığı gün olmakla beraber aynı zamanda Müslümanların bayramı olarak kabul edilen ve çok kutsal olarak görülen bir gün olarak da tanınır.

Cuma, şu üç özelliği de üzerinde taşır.

1) Cuma, bildiğiniz gibi haftanın, perşembeden sonra gelen ve çok mübarek sayılan, duaların kabul olacağının vaat edildiği bir gündür. Arapça toplama, toplanma anlamlarına gelen cem kelimesinden türetilen bir kelime olarak görülür. Cuma ismi de cemaat ismi de cemiyet ismi de bu cem kelimesine dayanır. Öyleyse cuma dediğimiz zaman, Müslümanların, toplu halde kıldıkları Cuma Namazı akla gelir. Hani birisine, cuma günü ne yapacaksın desek, perşembeden sonra gelen gün anlaşılır. Ama cuma günü sabah birisine, Cuma'ya nereye gideceksin desek, hangi camiye gideceksin anlamına gelir ve size gideceği camiyi söyler. Yani cuma dediğimiz zaman halkımızda günden çok Cuma ibadeti akla gelir.Tabi bu da, halkımızın cumaya verdiği önemi gösterir.

2) Cuma günü, Müslümanların camilerde toplanma ve toplu ibadet etme özelliğini de üzerinde taşır. Cumanın yaratılarak Müslümanlara hediye edilmesinin bir nemli sebebi de budur. Ayetlerden hadislerden anlıyoruz ki, Allah (cc) cuma günlerini, Müslümanlara hediye olarak göndermiştir.

Müslümanlar, toplumların bu kadar çoğalmadığı, iletişim işinin bu kadar gelişmediği o Müslümanlığın ilk zamanlarında cuma günleri camiye biraz daha erken gelirler ve sohbet ederler, konuşurlar, dertleşirlerdi. Sıkıntısı olanın sıkıntısını, ellerinden geldiğince gidermeye çalışırlardı. Cumaya gelmeyen olursa niçin gelmediğini, bir derdi, sıkıntısı veya bir hastalığı olup olmadığını hemen araştırır ve hemen yardıma koşarlardı.

Kısacası cuma günleri o mübarek günün feyzinden, rahmetinden istifade için cumaya gelinmesi yanında, birbirleri ile selamlaşmak, kucaklaşmak, birbirlerini yoklamak, varsa yapılacak yardımlaşma, onu yapmak için bir araya gelirlerdi.

Kısacası, cuma toplu ibadetinin konulmasının bir sebebi de, bu ibadetin önemli bir insani, ve sosyal yönünün bulunmasıdır.

Tabi bugün İslamiyet’in ilk zamanlarındaki o ortamı bulma imkanı yoktur. Camilerde o kısacık zamanda, Kim kimin derdini dinleyebilecek de yardıma koşacak. 10 bin kişilik camiler var. Herkes kendi derdine düşmüş. Bu sebeple de artık o tür yardımlaşma, yazılı ve görsel yayın organları tarafından yapılıyor.

Ama yine bu tür yardımları yapacak olanlar, o Cuma Namazı'na gelen Müslümanlardır. Yani insanların kalplerini duyarlı hale getirecek olan, zengini fakiri, küçüğü büyüğü omuz omuza aynı safta toplattıran, aynı safta yer aldıran, cumanın hayrı, cumanın bereketidir.

  1. Cumanın bir güzelliği de, Cuma Namazı'nda insanlarımız, namazdan çıkmak için selam verirken, önce sağdaki omuz omuza olduğumuz Müslüman kardeşimizi sonra da solumuzdaki kardeşimizi, “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” diyerek selamlamamızdır. Bu selam şu demektir.“Müslüman kardeşim! Allah’ın selamı ve rahmeti senin üzerine olsun. Ben yanındayım arkadaş korkma. Her sıkıntı halinde de bil ki ben seninle beraberim.”

    Her hafta Cuma Namazı'nda bu şekilde birbirini selamlayan Müslüman kardeşlerimiz, elbette ki basında, sıkıntı içinde olduğu bildirilen Müslüman kardeşlerine yardım eder, Müslüman’a o yardım elini uzattıran Cuma Namazı'dır. Cuma Namazı'ndan aldığı feyizdir.

 

CUMA GÜNÜNÜN MÜSTAKİL BİR SURE İLE TALTİFİ NE ANLAMA GELİR?

Bütün bu güzelliklerin hayırların gerçekleşeceği cuma günü, Müslümanların haftalık toplanma, haftalık toplu halde ibadet etme günü, af ve mağfiret günü olduğu için de ayrı ve müstakil bir sure ile taltif edilmiştir. Allah (cc), Cuma Suresi ile Müslümanları, Cuma'ya davet nidasını duydukları anda, Cuma Namazı'nı kılmak için camiye koşmalarını istemektedir. Surede Cuma'ya gidilmesi ile ilgili olarak bildirilenler aynen şöyledir. “Ey İman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, (Ezan okunduğu zaman) hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişinizi bırakın. Eğer bilmiş olursanız bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma-9). “Namaz kılınınca artık yeryüzüne o zaman dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin (Ne arzu ediliyorsa) Allah’ı çok zikredin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Cuma-10).

 

CUMA GÜNÜNÜN KUTSALLIĞI NEREDEN İLERİ GELİYOR?

1) Cuma gününün kutsal sayılmasının en önemli nedeni, Allah Teâla’nın cuma gününü kutsal saymasıdır. Sıkıntısı olan, derdi olan, isteği olan Müslümanların dünyadaki bu sıkıntılarını atlatabilmeleri için, aynı zamanda tabi ki ahretteki güzellikler kazanabilmeleri için cuma gününü bir fırsat günü olarak yaratmıştır. Cuma günlerinin çok önemli olmasının birinci nedeni demek ki, Allah (cc)'nin o günü mübarek bir gün olarak yaratmış olması ve yapılan duaların cuma günlerinde kabul edilecek olmasıdır.

2) Peygamberimiz de Allah (cc) tarafından cuma gününün neden önemli ve kutsal kılındığını bir hadisi şerifinde şöyle açıklıyor. “Güneşin üzerine doğduğu günlerin en şereflisi, en itibarlısı, cuma günüdür. Çünkü cuma gününde, ilk insan Âdem yaratılmış, o gün cennete alınmış ve yine o gün Âdem, cennetten dünyaya belli bir süre için gönderilmiştir.” (Müslim) buyurarak cuma gününün önemini çok net bir şekilde bu hadisiyle açıklamaktadır. Demek ki, Adem (as) o gün yaratılmış, o gün cennetten çıkarılmış ve yine o gün, bir süreliğine dünyada yaşamaya mecbur edilmiştir. Bu bilgiler tabi ki, insan açısından önemlidir. Cumanın neden önemli bir gün olduğu anlaşılmaktadır.

3) Bazı İslam bilginleri, âdem Aleyhisselam ve Havva validemiz ile ilgili verilen bilgiler yanı sıra, kıyametin de cuma günü kopacağı bilgisini verirler. Bu alimler, aynı zamanda ahrette de günlerin olduğunu, ahretteki cuma gününe de Yevmül Mezid ismi verildiğini söylemektedirler. Yine aynı zamanda, Allah (cc)'nin Kuran-ı Kerim’de,“Dünya’da salih amel işleyenleri cennetimle cemalimle mükâfatlandıracacağım” buyurmamasının, ahrette ki, dünya cuma gününe karşılık olan “Yevmül Mezit” gününde olacağını da haber vermektedir. Bu sebeple, cuma gününün, haftanın diğer günlerinden daha şerefli kılınmasının bir önemli sebebinin de bu olduğu anlaşılmaktadır. Böyle olunca tabi, 1)Aylar içinde nasıl en hayırlısı Ramazan ayı ise, 2)Geceler içinde de yine en hayırlısı Kadir Gecesi ise, 3) Günler içinde de en hayırlısının, cuma günü olduğu anlaşılmaktadır.

Demek ki Allah (cc), saydığımız nedenlerle, cuma gününü diğer günlere göre daha hayırlı kılmıştır.

 

CUMA GÜNÜNE ULAŞAN BİR MÜSLÜMAN, SEVABA KAVUŞMAK İÇİN NELER YAPMALI?

İslamiyet de cuma günlerinin önemi büyüktür. Kuran’dan ve hadislerden anlıyoruz ki, cuma günleri Müslümanların isteklerinin kabul olacağı vadi yapılan bir gündür. Vaat edilen o sevaba, o güzelliklere kavuşabilmesi için cuma günleri Cuma Namazı'na gidecektir. Ancak Peygamberimiz, camilere temiz gidilmesini, kokar ayaklarla, çoraplarla, giysilerle soğan sarımsak kokularıyla gidilmemesini ister. Bunu da hatırlatmakta fayda görüyoruz.Yapılması gerekenleri maddeleyerek söylesek,

1) Öncelikle yapacağı iş, yukarıda da dediğimiz gibi,diğer cemaati rahatsız etmemek için temiz gitmelidir

2) Cuma, insanların ibadetlerinin, dualarının kabul olacağı vadinin yapıldığı bir mübarek gün olduğu için, isteği ne ise bu isteğini dualar eşliğinde Allah’a iletmelidir. Sadece ahret için değil dünya ile de ilgili isteklerini, Allah’tan, yapacağı dualarla istemelidir. (Rabbena, Atina fiddünya haseneten ve fil ahiratı haseneh.) diyerek yani (Allah’ım! Bize dünyada ve ahrette güzel şeyler nasip et.) şeklinde dua ederek isteklerini Allah’a iletmelidir.

3) Müslüman, Cuma için camiye gittiğinde, imamın okuduğu hutbeyi dinlemesi de gerekir. Cuma Namazlarında hutbenin dinlenmesi farz olarak müteala edilir. Müslümanlarla selamlaşmak, görüşmek, konuşmak da gerekir. Bunları yapan Müslüman, Cumayı cemaatle omuz omuza kıldığı, Allah’a dileğini ilettiği ve hutbeyi dinlediği takdirde, vaat edilen o sevaba ulaşacaktır inşallah.

 

KILINAN İLK CUMA NAMAZI NEREDE NASIL KİMLERLE KILINMIŞTIR

Peygamberimiz Hz. Ebu Bekir ile beraber dört kişilik bir grup halinde, iki de deve ile birlikte Medine’ye doğru yola çıkıyor. İlk durağı, Medine’ye çok yakın olan Kuba Köyü oluyor. Bu arada peygamberimizin Mekke’den çıktığı ve Medine’ye doğru hareket ettiği haberini alan Medineliler de her sabah Medine dışındaki yollara dökülüp peygamberimizi ve Hz. Ebu Bekir’i beklemeye başlamışlardı. Bütün Medineliler, peygamberin karşılanmasında orada bulunmak istiyordu.

Bir pazartesi öğle vakti Hz. Muhammed’in Medine’ye doğru gelmekte olduğu haberini alınca bütün Medineliler Peygamberi karşılama yürüyüşüne geçtiler. Medine halkı, bir peygamber karşılayacağı için çok mutluydu. Peygamberimizle kucaklaşma, sarılma yarışına girildi. Medineli büyük bir kalabalık, Peygamberimizin kalmakta olduğu Kuba’ya kadar geldiler. Peygamberimiz, Medine halkını Kuba’da bizzat kendisi karşıladı. Ancak Kuba’da bir mescid yapmak istediğini bu sebeple de birkaç gün o köyde kalacağını bildirerek Medinelilere, Medine’ye dönmelerini istedi. Ancak gelen Medineliler, Kuba’ya bir mescit yapmadan ayrılmayacağını söyleyen peygamberimizi yalnız bırakmadılar. El birliği ile üç gün içinde İslâm’ın ilk mescidini, teferruat olan ilâveleri ile birlikte tamamlayıp bitirdiler.

Bir cuma günü, sabahtan peygamberimiz, yanına gelen Medinelilerle beraber Medine’ye doğru yola çıktı. Karşılamaya gelen Medineliler rivayete göre 100 kişi civarındaydı. Bazı kaynaklarda 40 kişi olarak geçer. Peygamberimiz, yol üzerinde bulunan Ranuna Deresi denen dere yanına geldiklerinde cuma vakti de gelmiş oluyordu. Peygamberimiz, orada açık havada, o 100 kişi ile Cuma Namazı'nı kıldılar. Bazı kaynaklar “40 kişi ile kıldı” derken bazı kaynaklar da “12 kişi ile Cuma Namazını kıldılar” kaydı geçer. Ancak karşılamaya gelenlerin çokluğu 100 kişi ile kıldıklarını daha akla yatırmaktadır. Kısacası Peygamberimiz burada ilk Cuma Namazı'nı kıldırıyordu ve tabi ilk hutbesini de burada okumuş oluyordu. Cuma Namazı'ndan sonra da Medine’ye doğru yola revan olundu. Anlaşılan o ki, ilk Cuma Namazı, Medine’ye Hicret yolunda bu şekilde kılınmıştır.