“Corona”nın gölgesinde siyaset

Yayın Tarihi 23 Mart 2020

Corona gündemi öyle bir göçürdü ki, ne İdlib kaldı, ne Libya, ne Doğu Akdeniz gerginliği…

Corona gündemi öyle bir göçürdü ki, ne İdlib kaldı, ne Libya, ne Doğu Akdeniz gerginliği…

Oysa yazacak ve konuşacak o kadar şey vardı ki!

Genel gündemi bırakalım; yerele bakalım mesela; CHP İzmir’deki ihraçlar… 4 dönem (yani 20 yıl kadar!) Menemen Belediye Başkanlığı yapan Tahir Şahin ile yine geçmişte 3 dönem (yani 15 yıl kadar!) Selçuk Belediye Başkanı olarak görev yapan Vefa Ülgür (kardeşi Sefa ve oğlu Anıl ile birlikte) Parti’den ihraç edildi.

Ben bu süreci yazabilseydim şu fikri işlerdim; “Demek ki CHP’deki karar verici mekanizma, o kadar çok adam varken, aday olarak seçe seçe ileride ihraç edecekleri adamları seçmişler ve o adamlar Belediye Başkanı olarak bizleri yıllarca yönetmişler!

Neyse...

Gündem coronavirus.

Maalesef (onu kesin bir biçimde yenip, yeniden normal hayata dönerek tekrar yüzümüzün gülmeye başlamasına dek) hep öyle de olmalı.

 

Geçen yazımda “cehalet” vurgusu yapmış, bizim insanlarımızın coronavirus salgınını hiç “takmadıkları” gerçeğinin altını çizmiştim.

Kendini bildi bileli özgürlük yanlısı biri olmama rağmen, tam da “olağanüstü hal” ilan edilmesinin ve “sokağa çıkma yasağı” konmasının şart olduğunu yazmaya (ve neden geç kalınıyor diye sormaya) hazırlanırken İçişleri Bakanlığı “65 yaş üstü vatandaşlar” (ve kronik hastalığı olanlar) için “kısmen de olsa” yasak başlatıldığını duyurdu.

Yani mesela camilerin toplu ibadete kapatılması gibi, (yaşlılar “dışarı çıkmayın” uyarılarına aldırmayınca) bir radikal önlem daha yürürlüğe konmuş oldu.

 

Benim şahsen hayatımda ilk kez gördüğüm bambaşka bir dönem başladı şimdi.

Ben de not defterimi açtım; bu çok zor dönemde oldukça kritik adımlar atan iktidarın uygulamalarını, muhalefetin tutumunu, kitlesel sağlığı düşünerek kendi kendini kapatan büyük firmaları, insan sağlığına verdiği önemin bir göstergesi olarak (benim onurlu gazetem Yenigün gibi!) çalışanlarını evinde çalışmaya başlatan kuruluşları, dışarı çıkamayan insanlara destek veren ve halkıyla omuz omuza olan yerel yönetimleri tek tek kaydederek hepsine notumu veriyorum; bu belayı atlattığımızda bizzat bu dönemde olup bitenlere göre tavır alacağım çünkü.

 

Yerel yönetim” yazınca aklıma geldi; geçen yazımda, coronavirus etrafı kasıp kavururken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kokteyle katılmasını eleştirmiştim

Birkaç CHP’li dostum arayıp “Başkan’a yüklenmişsin” dediler, ve lütfen gülmeyin “o zamanlar corona bu kadar yaygın değildi!” diye “savunma” yaptılar (yok ya hiçbiri avukat falan değil!), güldüm geçtim.

Şimdi şöyle;

14 Şubat’ta Avrupa’daki ilk coronavirus ölümü (Fransa’da) gerçekleşti. 19 Şubat’ta İran’da da ölümler başladı. İlerleyen günlerde coronavirus İtalya’nın üzerine kabus gibi çöktü (22 Şubat’ta ilk ölüm haberleri geldi). Şubat’ın son günlerinde ise Avrupa’nın dört bir yanında insanlar boğularak can veriyordu!

Mart’ın ilk günlerinde dev bir morga dönüşmeye başlayan Avrupa’da, hayatı durma noktasına getirme pahasına önlemler alınmaya başlanırken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 11 Mart’ta coronavirusü “küresel salgın” (pandemi) ilan etti, Türkiye’de ilk vaka da o gün görüldü (mesela geçmiş dönem Kara Kuvvetleri Komutanlarımızdan rahmetli Aytaç Yalman’ın solunum zorluğu yüzünden hastaneye kaldırılması da o gün!) (Demek ki virüs 11 Mart’tan daha önce girmiş!)

 

İzmir'de de 12 Mart Perşembe akşamı bir kokteyl vardı.

Vahim değil mi?