Corona çölünde bir vaha…

Yayın Tarihi 04 Mayıs 2020

Ben 4 Mart 2020 Çarşamba günü yayımlanan yazımda coronavirus ile ilgili uyarılar yazarken, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) daha pandemi ilan etmemişti…

Ben 4 Mart 2020 Çarşamba günü yayımlanan yazımda coronavirus ile ilgili uyarılar yazarken, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) daha pandemi ilan etmemişti…

2 aydır coronavirus yazıyorum; herkes de zaten aynı şey ile yatıp kalkıyor.

Yeter ama ya!

Bugün size rehberlik edeyim, bu bitmek tükenmek bilmeyen coronavirus çölünde, hayal meyal de olsa bir vahaya girelim; biraz soluklanalım…

Size coronavirus sonrası dönem için önerilerde bulunayım.

Dikkat edin ama; orijinaldir! Hiçbir web ortamında benzerini bile bulamazsınız.

Buyrun;

* Bir gün Kula’ya gidin, çok yakın… Kulalıların divlit dedikleri yanardağ kraterlerini görün.

* Doğduğunuz bu şahane topraklarda bir zamanlar neler olup bittiğini azıcık olsun merak ediyorsanız, ama yanında aşk, tutku, serüven de olsun diyorsanız, Valerio Massimo Manfredi’nin 3 kitaplık “Büyük İskender” serisini okuyun.

* Emma Shapplin’den sırf “Spente Le Stelle” dinlemek olmaz; ara sıra “Miserere, Venere”yi de dinleyin.

* Yolculuk sırasında köylerden geçerken, arada köyülere yakınlarda “yeni dönem aşılarından olmayan” “koca” karadut ağacı olup olmadığını sorun. Bulun, tadın.

*Jean Michel Jarre’dan Oxygène dinleyin.

*Yolunuz Toroslar’ın bitmek üzere alçaldığı Isparta taraflarına düşerse, dağlarda “Keklik Yemliği” bulun, salatanıza koyup yiyin.

*Roza Eskenazi’den İzmir’in eski şarkılarını dinleyin.

* Bulabildiğiniz herhangi bir yerde keçi sütünden yapılma ayran için, farka şaşırın.

* Kütahya’nın Tavşanlı’sına yolunuz düşerse Hotan Suyu için.

* Arada arayıp bulun, Doğan Kardeş, Hayat, Ses, Teksas-Tom Miks “mecmua”ları okuyun.

* Sagopa Kajmer’in 10-15 yıl önceki eski şarkılarını dinleyin.

* Sadece hepimizin bildiği Süleymaniye, Selimiye hayranlığı yetmez, arada yolunuz düşerse Isparta Senirkent’teki camileri de görün.

* Yolunuz Konya ve civarına düşerse, unutulmuş tepelerde un ufak olmuş şahane kalelerin kalıntılarını okşayın.

* Bir gün, Toroslara yakın geçerseniz köylülere “dağ çayı var mı?” diye sorun; Yunanlıların ünlü “Çay Vouno”sunun yanında, (değer bilmeyen bizlerin elinde olduğu için) “garip kalmış” sideritis türü dağ çaylarımızın olağanüstü tadını alın.

* Sadece “Simyacı” ile yetinmeyin; Paulo Coelho’nun diğer kitaplarına da “dalın”; mesela, Beşinci Dağ, Işığın Savaşçısının El Kitabı, Şeytan ve Genç Kadın gibi...

Şimdilik bu kadar.

Sevdiyseniz belki çarşamba günü de devam ederiz...