CHP’deki “kopuşlar” üzerine…

Yayın Tarihi 01 Şubat 2021

Bugünlerde siyasetle ilgisi olan herkes CHP’deki “kopuşlar”ı konuşuyor.

Bu süreçte üzerinde biraz olsun düşünülmesi gereken çok sayıda nokta var; sıralayayım…

 

* CHP’deki karar vericilerin tercihleri (bakın açıkça yazıyorum) kendilerini rezil edici nitelikte… Daha geçtiğimiz günlerde İzmir’den örnekler vererek yazmıştım (Bakınız: Yenigün, 8 Aralık 2020, “Menemen”de Tunç Soyer’in dahli var mı?”) ( https://gazeteyenigun.com.tr/kose-yazisi/menemende-tunc-soyerin-dahli-var-mi ), bu son durum da bir “yanlış tercih”in sonucu, çünkü mesela bu Mehmet Ali Çelebi adlı arkadaş, son genel seçimlerde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İzmir’de sırasını bekleyen sayısız parti emekçisinin önüne “ithal aday” olarak kendi elleriyle koyduğu “biriydi!

 

* “Bu arkadaşlar CHP’den ayrılmakta haklılar mı?” orasına karışmam, benim işim değil o. Ama, ne olursa olsun ayrılacakları en baştan “kararlaştırılmış” çünkü Kılıçdaroğlu ile bir araya geldikleri ve Parti’de değişim istediklerini bildirdikleri görüşmenin 3 gün sonrasında istifa ettiler… Samimiyseler neden makul bir süre daha kalmadılar ki; bir Parti 3 günde değişebilir mi?

 

* Mehmet Ali Çelebi, ciddi ciddi acayip bir şey önererek, “CHP’nin 1 milyon 200 bin üyesi var; gelin bir referandum yapalım, bana haksız derlerse milletvekilliğinden istifa edeceğim” diyor; terkettiğin Parti’nin adamları sana, “katılacağın “hareket”in lideri, cumhurbaşkanlığına CHP’nin gücüyle değil de, bağımsız olarak aday olsun, ne kadar oy toplayacağını o zaman görürüz!” diyorlar mı?

 

* CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel istifaların ardından süreç için “Saray operasyonu” dedi. Başka ne diyebilirdi ki?

 

* Muharrem İnce, “önce ikna etmeye çalışıyorlar, sonra iftira atıp, suçluyorlar” diye yorum yaptı ve hakaretamiz bir yaklaşımla Kılıçdaroğlu ve Özel’i kastederek “bir büyük tek adam, bir küçük tek adam!” dedi… Peki kendini nasıl tarif eder acaba?

 

* İnce ne zaman CHP genel yönetiminden söz etse, “seviyesiz, yakışıksız, mesnetsiz” sözcükleri sabun köpüğünden balonlar gibi havaya savruluyor; o zaman neden o Parti’de duruyorsun kardeşim?

 

* Gazeteciler İnce’ye “istifa”yı sorduklarında, “çok kısa süre içinde istifa edeceğim” diyor; “çok kısa” ne demek, bir otobüse binerek yaptığı blöflerine hiç aldırmayan Genel Merkez’e son ana kadar en azından birkaç talebini kabul ettirmeye mi çalışıyor? Bir kağıda 1-2 satır çızıktırıp herhangi bir notere gitmek bu kadar da zor mu?

 

* Olan bitenler üzerine, (bu notu okumadan önce dikkatinizi toplamak için ilk notumu bir kez daha okumanızı tavsiye ederim) Atalarımızın yüzyıllardır söyleyegeldiği müthiş laflar var; “Her ağacın kurdu kendinden olur” gibi, “Ağaç baltaya demiş ki; sen beni kesemezdin ama ne yapayım ki sapın benden!” gibi…

 

* Bu arkadaşlar bize yana yakıla anlatmaya çalıştıkları kadar “onurlu” iseler, CHP’den istifa etmeleri yetmez; milletvekilliğinden de istifa etmeliler.

 

“Üzerinde biraz olsun düşünmek için” bu kadar nokta yeter de artar her halde…

 

***

 

Not: İzmir’de yine bir “deprem fırtınası” başladı. Allah hepimizi korusun...