CHP'de Syriza etkisi!

Yayın Tarihi 22 Nisan 2015

Yunanistan'da iktidara gelen Radikal Sol Koalisyon'un (Syriza) seçim beyannamesini okuduğumda neden seçildiklerini anladım. Acaba dedim, Türkiye'de de bir siyasi parti bu programı okuyup, inceleyip Türkiye için örnekleme yapar mı?

7 Haziran'da seçime girecek siyasi partiler halka neler vaat ettiklerini beyannamelerinde açıklamaya başladılar. Türkiye gündemi geçtiğimiz üç seçimde siyaset ağırlıklı oluştu. Halk darbe-şeriat ikilemine sıkıştırılıp iki ucu tutulmaz çıkmaza sıkıştırılıp demokrasi sandığa hapsedildi.

Türkiye bir türlü gerçek gündemini ele alamadı, tartışamadı. Ekonomi ve sosyal sorunlar dar siyasetin labirentlerinde kayboldu. Deprem ve ekonomik krizle allak bullak edilen zihinler nispi ve geçici tedavilerle oyalandı. Emeklilerin durumu, hastanelerin durumu, makarna ve kömür yardımı ile palyatif işler yoksulluğun köksel nedenlerine inilmesine bir türlü izin vermedi.

 

* * *

Syriza Yunanistan'da halka dokunan, somut, hatta çok çok somut bir program önermişti. Programı internetten arayıp bulun ve okuyun isterim. Göreceksiniz ki asla laf kalabalığı yok. Asla soyut vaat yok. Asla gelecekte bir gün vaadi yok. Şimdi, hemen şimdi yapılması gerekenler var. 27 Ocak 2015 tarihli "Yunanistan seçimleri Türkiye'yi etkiler" başlıklı yazımı Yenigün Gazetesi’nden tekrar okursanız bugünlere ilişkin ipuçları bulabilirsiniz. Kısa bir alıntı yapayım:

"Yunanistan’ın genç lideri Türkiye’deki söyleme örnek olacak şekilde konuşuyor:

“Yunanistan bir sayfayı kapatıyor. Kemer sıkma felaketini, korku ve otokrasiyi, beş yıllık utanç ve acıyı geride bırakıyor”.

“Benim partim, siyasi istikrar ve ekonomik güvenlik için yeni bir sosyal kontrat vaat ediyor. Kemer sıkma politikasına son vererek demokrasiyi güçlendirecek, orta sınıfı yeniden ayağa kaldıracağız."

 

* * *

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı seçim beyannamesi tıpkı Yunanistan'daki gibi "Yeni bir sosyal kontrat vaat ediyor."

Şimdi Türkiye'de "kaynak sorunu" tartışılıyor.

Aslında tartışılan kaynak sorunu değil, "paylaşım sorunu" dur.

Ekonomi, üretim ve paylaşım demektir. Üretilen milli hasıla nasıl paylaşılacaktır?

En tepedekiler, burjuva ve tekelci burjuva pastanın en iyi yerlerini ve çoğunu alır, milyonlarca emekçi halka kırıntı kalır ve onu da haksız paylaştırırsanız bunun adına demokrasi diyemezsiniz.

Pastadan halka daha çok pay ayırma programı yaparsanız da bu kez, kaynak tartışması başlatılır. Hatta işin içinde iş aranır, dış güçler denir. Ama halkın istemi ortada, bu istemi kimse değiştiremez. Halkın beklentilerini başka yönlere çekmek isteyenlere karşı da dikkatli olmak gerekir.

 

* * *

Şimdi CHP şunu yapmalıdır. Seçim beyannamesini diyelim halka iyi anlattı ve kabul gördü. Geçmişte merhum Ecevit iki kez Büyük Burjuva tarafından gazete ilanları ile yıpratıldı ve iktidardan edildi.

Çünkü büyük burjuva pastadan başkasının pay almasını istemez.

CHP seçim beyannamesini tekelci burjuvaziye karşı sigorta ettirmelidir. Sigorta da halkın sahiplenmesi ve kararlılığın ortaya konmasıdır. Yani Sayın Kılıçdaroğlu halkın karşısına çıkıp "Ben bu programı tekellere karşı da, tekellere rağmen de uygulayacağım” demelidir.

Yani program temellendirilip güçlendirilmelidir.

CHP'nin kaynak sorunundan ziyade asıl sorun budur.

Ben de yakında emekli olacağım. Ben de emekçi halkın bir ferdiyim. Bu seçim beni de ilgilendiriyor. Halkın gerçek gündeminin tartışılmaya başlanması her şeye rağmen iyidir.

Diğer partilerin de gündemlerini ekonomiye kaydırmalarını dilerim.