CHP'de Aylin Nazlıaka Vakası

Yayın Tarihi 23 Eylül 2019

Sayın Aylin Nazlıaka'yı tanımam…

Sayın Aylin Nazlıaka'yı tanımam…
Yöremin vekili değil; kardeşim, arkadaşım, yengem falan filan da değil.
Bir “iktidar milletvekili” olmadığı için, herhangi bir beklenti ihtimali sıfır…
Zaten, Partisinin Meclis'te ancak % 25'lik bir etkisi varken, üstüne üstlük bir de “kesin ihraç istemi” ile Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen bir vekil olduğu için ve % 99,99 ihraç edileceği için de kimseye artık bir menfaat katkısı olmayacağı gün gibi aşikar.
***
Yenilmiş bir savaşçıyı tutmak da, yenilgiye ortak olmak yani. Yürürlükte olan anlayış gereği “enayilik” gibi olmasın ama; ben CHP'nin Aylin Nazlıaka konusunda yanlış yaptığını görüyorum...
CHP'de Güneydoğu konusunda neler neler söylendi kimse disipline gitmedi… Sağ cenahtan Parti'ye monte edilenler ne terbiyesizlikler yaptı, kimsenin gıkı çıkmadı, hiçbir işlem yapılmadı.
Bu nedir?
***
Ortada bir sürü tuhaf gelişme ve çelişki var; bazılarını arz edeyim…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, Aylin Nazlıaka tarafından ortaya atılan CHP'li bir milletvekilinin odasından Atatürk posterini indirdiği iddiasının asılsız ve gerçek dışı olduğunun Parti Meclisi toplantısında ortaya çıktığını söylemiş… Ne yapmışlar orada, engizisyon mahkemesi mi kurmuşlar! Engizisyon Mahkemesi, şaşmaz bir hata payıyla Nazlıaka'nın haksız olduğunu nasıl anlayabilmiş?
Nazlıaka, “süreç artık bir linç kampanyasına dönüştüğü için, isim vermeyeceğim” diyor… Parti Meclisi'nde bütün baskılara rağmen, dediğini yapıyor, dik duruyor, 1980 öncesinde bir üniversite öğrencisinin bütün işkencelere rağmen arkadaşlarını satmaması gibi isim vermiyor, sonra ortaya birdenbire -delik çoraptan parmak fırlar gibi- Ankara milletvekili Necati Yılmaz çıkıyor ve “o bendim” diyor, “bunlar iftiradır” diyor ve bunu nasıl yapabildiyse, iddiaların iftira olduğunu ayrıntılı bir şekilde açıklıyor! PM de, böyle bir olayın gerçekleşmediğine kesin olarak kanaat getiriyor. PM'in Nazlıaka'ya değil de, Yılmaz'a inanması çok “subjektif”…
Yani soyut… Yani elle tutulur, gözle görülür bir şey değil...
Nazlıaka kimseyi suçlamadı ki!
Daha sonra yaptığı açıklamalarda da ısrarla, öyle şeyler söylemediğinin altını çizdi; “bu olay Atatürk düşmanlığı diye gerçekleştirilmemiştir” dedi.
Ne zamandan beri CHP'de, Atatürk resminin durumunu sorgulamak suç oldu! (CHP'nin resmi web sitesi yenilendiğinde, yenilenmiş sitenin ilk günlerinde eskiden olduğu gibi Atatürk resmi konmamıştı oraya; birkaç İzmirli partili benim Yenigün'deki uyarı yazımı Genel Merkez'e fakslayınca, Atatürk orada belirdi! E yani şimdi, yüzlerce CHP'li Parti'den mi atılacak!)
Yılmaz “tadilat için indirdim...” demiş. Atatürk resmini indirilmiş gördüğünde üzülmek ya da şaşırmak yasak mı!
***
Çok vekilin(!) var ya CHP, birisini gözünü bile kıpmadan harcıyorsun!
Koca koca adamlar toplandılar, 4 saat Aylin Hanım'ın durumunu konuştular...
Sizin durumunuzu kim konuşsun a efendiler!
***
Bu onurlu gazetede, bundan 3,5 yıl önce, 9 Şubat 2016’da yazdığım yazı bu…
Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Nazlıaka’yı "affetti" ve Aylin Hanımefendi nihayet “kendi deyimiyle aslında hiç kopmadığı” CHP’ye geri döndü.
Taaa o zamanlardan dikkat çektiğim bir haksızlık giderilmiş oldu.
Hayırlı uğurlu olsun.