CHP ve CHP'li belediyeler!

Yayın Tarihi 24 Temmuz 2019

Cumhuriyet Halk Partisi 31 Mart'taki yerel yönetim seçimlerinden sonra, başarısını değerlendirmek üzere Afyonkarahisar'da toplandı. 

Cumhuriyet Halk Partisi 31 Mart'taki yerel yönetim seçimlerinden sonra, başarısını değerlendirmek üzere Afyonkarahisar'da toplandı. 
CHP yerel seçime giderken söylemi şuydu: 1989 yılının başarısını tekrarlamak, o ruhu yakalamak!
1989 yılında sol başta İzmir, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerini kazanarak birinci olmuştu. 12 Eylül faşist darbesinden sonra solun ilk silkinişiydi. Sol bitti denirken solun bitmediği dünya aleme gösterilmişti.
2019 yılı 31 Mart seçimlerine gidilirken aynı başarı hedefleniyordu ama bu kez sol açılımla değil, sağ açılımla bu yapılmaya çalışılıyordu. 
CHP, yıllarca sağ seçmene uzak diye sağdan eleştiri almıştı. Dindar ve sağ seçmene uzak eleştirisi CHP'yi dindar ve sağ seçmene yöneltti. Bu yönelim CHP'yi en zor dönemlerinde %25 bandında tutan laik, cumhuriyetçi tabanında tereddüte yol açsa da fedakar taban aynı fedakarlığı gösterdi ve yerel seçimlerde her cefayı sırtlandı, CHP'yi Ankara, İzmir ve sancılı da olsa İstanbul yerel yönetimini alarak yine birinci yaptı. 
1989 hedefine bu şekilde ulaşılmış oldu. 
   *   *   *
Fakat şimdi CHP'li belediyelerin önünde bundan sonraki 5 yıllık yönetim için nasıl bir yol izleneceği sorusu duruyordu. 
CHP'li belediyelerin önündeki en büyük sorun ve karar vermesi gereken konu "Suriyeliler" di. 
Bazı CHP'li belediyelerin kamuoyuna yanlış ve eksik aktarılan ama "şuyu hakikatinden beter" dedirten haberler can sıktı. "Bu plaja Suriyeliler" giremez türünden haberleri CHP'li belediyelerin düzeltmesi ve doğru imaj çalışması yapması gerekiyordu. 
CHP'li belediyelerin "Suriyeliler" konusunu Afyonkarahisar kampında masaya yatırıp bir politika benimsemesi bundan sonraki hareketleri için görüş ve tavır birliğini sağlaması açısından elzemdi.
Suriyeli göçmenler konusunda İzmir iyi sınav vermedi. Hatta ilk başlarda ırkçılık düzeyine varan tavırlar sergiledi. "Biz Suriyeli göçmenlere iyi koşullar sağlarsak İzmir çekim merkezi olur, gelenlerle baş edemeyiz" dendi. Ya da sol gösterip sağ çakarak "Suriye'yi emperyalizm karıştırdı, neden biz sol belediyeler onun ceremesini çekelim" dendi. Ve daha ileri gidilerek "Suriyeliler hastalık saçıyor, İzmir'e hastalık yayacaklar" türünden Avrupa'da aynı yaklaşım olsa hemen Nazilikle suçlanacak söz ve eylemler geliştirildi.
Başta bu satırların yazarı ben ve diğer duyarlı gazeteciler ve aydınlar bu ırkçı anlaşışlara tavır gösterdik ve nihayet CHP'li belediyeler uluslararası bir sorun olan Suriyeli göçmenler konusunda evrensel ve insani yaklaşım neyse o tavrı takındılar. 
Göçmen sorunu nedeniyle emperyalizmin ortadoğudaki politikalarını deşifre ederken insanların yaşadığı drama da insani yardım ve çözümler üretmek gerekti. 
Göçmen, mülteci, yurdundan uzaklaşmak zorunda kalanlar vs. adı ne olursa olsun herkese eldeki imkanları zorlayarak el uzatmalı, yardım etmeli, onlar nereyi vatan belleyeceklerse kararı kendilerine bırakmalı.
Bu dünya hepimizin, herkesin her yerde yaşama hakkı var!
   *   *   *
CHP'li belediyelerin önündeki bir diğer sorun ise seçilmeden önce verdikleri "işçi çıkarmayacağız, kimseyi işinden etmeyeceğiz, kimsenin ekmeği ile oynamayacağız" sözü idi. 
Ama genel merkez kararı diye duyurulan bir uygulama yapıldı hemen 31 Mart sonrası. Bütün CHP'li belediyeler emekliliği gelmiş kadrolu çalışanları bir mesajla, toplantı yapmadan, görüşlerine başvurmadan, sonrasını düşünmeden kapı önüne koydu. 
Bunlar bankamatikçiler değildi. Yani çalışmadan aydan aya bankamatikten maaşını çekenler değildi. Sendikaları da ilgilenmedi bu çalışanlarla. 
Bir de belediye şirketlerinde istihdam fazlası diye veya seçim yatırımı diye işe alınanlar kapı önüne kondu. Yaşın yanında kuru, kurunun yanında yaş da yandı!
CHP ve belediyeler işte bu Afyonkarahisar kampında "emek en yüce değer" söylemini lafta değil özde uygulamaya geçirecek görüş ve tavır geliştirmelidir. 
CHP'li belediyeler aldıkları bu kararları gözden geçirip yanlış uygulamalardan geri dönebilirler.
   *   *   *
1989 yılında sol yerel yönetimlerde birinci parti oldu ama kendilerini iktidara taşıyan tabana hemen sırt döndüler ve 12 Eylül'ün köşe dönmeci zihniyetine sarıldılar. İki yıl sonraki seçimde kendine sırt dönülen seçmen uzaklaştı ve SHP birincilikten 3'üncülüğe düştü. 
Aynı tehlike ve risk şimdi de olabilir. CHP kendi değerlerine sırt döner ve sağa açılmayı abartıp, yediği sağ tokatlarla sağlaşırken bu kez de sol tokat yiyebilir.
*  *  *
CHP'nin yerel yönetimlerde ne yapacağı konusunda fazla uzağa gitmesine gerek yok, hemen Tunç Soyer'in ilk 100 günde İzmir'de ne yaptığı ve ne yapacağı konusundaki yol haritasına bakması yeterli.  
Derman belediyeciliği, sol, sosyal demokrat belediyeciliği söylemden çıkarıp fiiliyata geçirirse tarih tekerrür etmez, yok ama tabanından uzaklaşır ve halka derman olmazsa SHP'nin sonu gibi olur sonu. Bunu da kimse temenni etmez. En azından ben temenni etmem, çünkü halkın hayal ve beklentilerinin sekteye uğratılması yıllarca emek verilen birikimin heba olması anlamına gelir ki bu birikimi bir daha toparlamak yine yılları alabilir. 
CHP önündeki tarihi sorumluluğun bilinciyle hareket etmelidir ve inanıyorum ki CHP'ye bu sorumluluğunu hatırlatacak ve uygulatacak yetkin ve etkin insanlar vardır!