CHP Kurultayı’ndan “özel” notlar

Yayın Tarihi 28 Temmuz 2020

CHP’nin bir Kurultay’ı daha geride kaldı. Allah, Cumhuriyet tarihimiz boyunca siyaset sahnesinden silinmeyen (faşist cuntalar bile silemedi!) bu partiye daha nice kurultaylar yapmayı kısmet etsin.

CHP’nin bir Kurultay’ı daha geride kaldı.

Allah, Cumhuriyet tarihimiz boyunca siyaset sahnesinden silinmeyen (faşist cuntalar bile silemedi!) bu partiye daha nice kurultaylar yapmayı kısmet etsin.

Kurultay ile ilgili “özel” notlarımı arz ediyorum efendim...

* Kurultay’daki isimlere şöyle bir bakın… Gerçekten seçimden seçime ortaya çıkanlar var… Sadece “ortaya çıksalar” iyi; hiç olmazsa seçimden seçime bir yararları, katkıları olur da, bunlar delik çoraptan parmak fırlar gibi çıkıp -onca parti emekçisi sabırla sırasını beklerken!- oraya buraya aday oluyorlar! Bir önceki kurultaydan bu yana yayınlanan haberleri şöyle bir tarayın, bu arkadaşların bazılarının ismini tek bir yerde bile göremeyeceksiniz. Sorarım size, gönül verdiğiniz CHP, oylarınızla 1923’ten beri sahip çıktığınız CHP, sadece sen-ben-bizim oğlan birkaç kişinin tapulu malı mıdır! CHP gayrimenkul müdür ara sıra birkaç kişiye kiralansın, menkul müdür CHP, birileri istediği zaman alıp götürsün! Atatürk’ün hatırına, cumhuriyet aşkıyla İzmirlilerin hasbelkader seçmek zorunda kaldığı (bundan sonra seçilmeyeceği şimdiden garanti olan) adamların istediği yöne gitmek zorunda mıdır CHP?

* Bakın hiç korkmadan yazıyorum… Kurultayda çok oy toplayanları “allame-i cihan” zannetmeyin. Bu “rekor oy” falan filan gibi söylemler hikaye… Nicelik değil; nitelik önemli. Sonuçta -hep söylediğimiz üzere- tarih boyunca örneklerini gördüğümüz gibi diktatörler bile çok yüksek oy oranları ile seçilebiliyorlar!

* Kurultayda Rıfat Nalbantoğlu için kendini adeta parçalayan, seçilebilmesi için varını yoğunu ortaya koyan, Rıfat beye “vefa” borcunu deyim yerindeyse CHP sanki kendisinin malıymış gibi, parti üzerinden ödeyen Tunç Soyer, (Seferihisar Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğu günlerde Nalbantoğlu’nun İl Başkanı olduğunu kast ederek) “o benim en eski yol arkadaşım” demiş … “En eski” diye tarif edilen dönem bu kadar kısa ise, ya daha önce tanıdığı CHP’lileri “yol arkadaşı” saymıyor ya da daha önceleri hiç CHP’li tanıdığı yokmuş!      

Soyer ile Nalbantoğlu bir “vefa”dır tutturdular gitti! Vefa sözcüğünün anlamını ve önemini bilmeyen var mıdır siz değerli okuyucuyular arasında? Yoktur. Hayatın temel anlamlarından biri olan vefa kavramını bilmiyorsak, hiç yaşamayayalım daha iyi! Tunç Soyer ile Rıfat Nalbantoğlu’nun “vefa” denen şeyin önemini kendi aralarında birbirlerine hatırlatmaları kendileri için yararlı oldu ama.

* “Vefa” falan filan denince benim aklıma bu monologların dışında daha önemli başka bir şey geldi; Tacettin Bayır’ın Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer almaması! Bu, bana göre şahane(!) bir “vefasızlık anıtı” idi. Türkiye’deki bütün vekiller arasında Bayır kadar CHP’nin “hamal”lığını yapan başka kaç kişi daha çıkar ki! Siyasetin ruhunu kavramış bir insan olarak ben şahsen bu vefasızlığı hiçbir zaman unutmayacağım.

* Tuncay Özkan çizik yedi. Belliydi böyle olacağı. “Kımıldama özürlü” olduğu hepimizin malumu olan Türk siyasetinde “hareketli nesnelere karşı gıcıklık” vardır. Dikkat edin yalnız burada “yazık oldu” demiyorum; başka bir şey diyorum: Özkan “ultra-mobil” idi, yani aşırı hareketliydi, haddinden fazla hızlı gitti; motoru yandı. Rektifiye başarılı olursa, yani aşırı zorlanmış motorun krank mili gibi, pistonlar gibi, silindirler gibi standartlara uymayan parçaları elden geçirilip eski gücüne kavuşturulursa, bundan sonraki ilk hedef; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ileri! (Ama patinaj çekip dikkatleri üzerinde toplamadan, sakince kalkış yapması lazım).

* Kurultayın “kazanan”larına baktığımda iki “odak” gözlerimi çok kamaştırdı: genelde Kemal Kılıçdaroğlu, özelde Abdül Batur tarafı. Kılıçdaroğlu bana göre son dönemin en güçlü görüntüsünü verdi, “La force tranquille” Abdül Batur da kendinden emin yürüyüşüne devam etti. 

Ömür biter, kurultaylar bitmez… Hele CHP gibi “ölümsüz” bir partide…

Ben de yaşadıkça -naçizane- her şeyi sizin için izlemeye ve size aktarmaya devam edeceğim.