CHP Kongresi analizi…

Yayın Tarihi 07 Şubat 2018

CHP Kongresi analizi…

Ankara’dan bildiriyorum.

 

Cumhuriyetin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi genel kongresini yaptı. Adalet ve Cesaret adı verilen kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan seçildi. Muharrem İnce rahmetliler Bülent Ecevit’in İsmet İnönü’den genel başkanlığı aldığı kongreye yaptığı tarihi atıf gibi bir sonuç alamadı. Geçen kongrede de benzer oy alan Muharrem İnce genel başkanlık yarışına devam edeceği mesajını verdi.

Genel başkanlıktan sonra merakla beklenen Parti Meclisinin kimlerden oluşacağı konusu da liste delmelerle merakları giderdi. Gerçi Tuncay Özkan’ın dediği gibi ‘liste delme’ yoktu, delegenin tercihi idi bu sonuçlar ama maalesef kongreler bir maç havasında ele alındığı oynanan futbolun stratejisi ve taktiğine bakılmadığı için kim kime gol attı diye bakılıyor.

Böylesine tarihi bir kongreyi magazin havası dışında tarihi önemine uygun değerlendirip analiz etmeye çalışırsak şunları söyleyebiliriz.

Cumhuriyeti kuran parti başlangıçta temel Cumhuriyet esaslarına dayanıyordu ve daha sonra 6 oku geliştirerek kendine dünya devlet yönetimi siyasetinde ideolojik temel oluşturuyordu.

İkinci dünya savaşından sonra CHP yine gelişen dünya koşulları karşısında kendini Ortanın Solu olarak tanımladı.

70’li yıllarda ise Ecevit’le birlikte Sosyal Demokrat olarak siyasi yelpazede kendine yer buldu.

Bu kurultay öncesi de partinin kendini nasıl tanımlayacağı, bundan sonra hangi esaslar üzerine siyaset inşa edeceği ve dünya siyasi tarihinde ideolojik yelpazede yerini belli edeceği bir kongre olması beklentisi vardı. Hatta özgürlükçü demokrasi temelli bazı çıkışlar olmuştu.

Fakat içinde bulunduğumuz koşullar gereği kongrede Adalet kavramının öne çıkması partinin tarihte nasıl bir yer edineceği konusunda ipucu verecek miydi? Çünkü ne acıdır ve ne trajiktir ki, maalesef adaletle birlikte cesaret de siyasi-ideolojik yelpazede kendine yer bulmuştu bu kongreyle.

Üniversitelerde siyaset bilimi hocaları, hatta uluslararası siyasette siyasi terminoloji olarak ‘cesaret’ kavramını yazmak, açmak, tanımlamak zorunda kalacaklar.

CHP’nin genel başkan veya parti meclisinin kimlerden oluşacağı sorunu yoktu, bundan sonra nasıl bir ideolojik-siyasi hat izleyeceği sorunu vardı.

Bu ne ölçüde giderildi bu kongreyle inanın bunu şimdiden a priori  bilgi olarak veremiyorum.

Parti meclisine seçilen kişilere ve onların şahsında bugüne kadarki siyasi duruş-çizgilerine bakarak şimdi’nin ve ardılının nasıl bir hat çizeceğini öngörebiliyorum.

Orhan Sarıbal, Ali Öztunç, Öztürk Yılmaz ve İlhan Cihaner’le CHP’nin kongreyle vermek istediği mesaj olan ‘cesaret’ adlarıydı.

Erdal Aksünger ise çalışkan olmak ve beklenti içinde olmamanın adıydı.

Tuncay Özkan hep aynı yerde kararlı duran temsiliyetin adıydı.  

Sevda Erdan Kılıç’ın parti meclisine girişi sessiz ama içten, alçakgönüllü çalışmanın halk içinde olmanın sonucuydu.

Lale Karabıyık iktidar olunmadan da siyasi kararlılıkla doğru ve haklı olunduğundan siyasi iktidara yanlışından döndürme adımı attırabilineceğinin ispatıydı.

Parti genel başkanı gibi dimdik duran Haluk Koç’un aldığı oy anasının ak sütü gibi hakkıydı.

Selin Sayek Böke’nin sol çıkışı bir ihtiyacın kongreye yansımasıydı.

Kamil Okyay Sındır’ın parti meclisine aday olmaması da önümüzdeki dönemin siyasi gelişmelerinin bir işaretiydi. İzmir’in Sındır hocaya ihtiyacı olacak gibi görünüyor.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bu parti meclisi ve oluşacak Merkez Karar Yönetim Kurulu ile kısa ve uzun vadeli programlara sağlam hazırlık yapmış ve artık cumhuriyet-demokrasi-özgürlüklerle birlikte adalete ulaşmak için iktidar olmanın alt yapısını oluşturmuştu. Şimdi gözler oluşacak yönetim kurulundaydı…