CHP İzmir Kongrelerinin şifresi

Yayın Tarihi 16 Aralık 2019

İzmir’deki CHP kongreleri o kadar önemli, o kadar kritik ki, ne kadar olduğunu anlatmak oldukça zor.

İzmir’deki CHP kongreleri o kadar önemli, o kadar kritik ki, ne kadar olduğunu anlatmak oldukça zor. Hem son dönem siyasal konjonktürde kendine % 25’in üzerinde olacak bir çıkış arayan CHP genel siyaseti için yeni bir soluk ile, yeni bir anlayış ile yeni bir atılım olur mu, olmaz mı, hem de Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başta olmak üzere, şu an koltuklarından etrafı seyreden Belediye Başkanlarının kaç dönemlik olduklarını anlayabilmek için bu kongreler “tarihi bir viraj” gibi…

Manzarayı anlatayım; İzmir (yani özelde elbette CHP örgütlerini kastediyorum) karpuz gibi tam ortasından ikiye bölünmüş durumda… Bir tarafı mavi, bir tarafı beyaz…

 

Bir tarafta örgütünü çok iyi tanımayan bir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile “Başkan’ın Adamları” Rıfat Nalbantoğlu, Mustafa Özuslu, Murat Bakan, Heval Savaş Kaya…

Diğer tarafta “Büyükşehir Başkanlığı idealini oya gibi büyük bir sabırla işleyen” yani “rövanşa hazırlanan” Tuncay Özkan ile Abdül Batur, Ali Engin gibi başkanlar ve bütün İzmir milletvekilleri!

 

Örgütünü iyi tanımayan Büyükşehir Belediye Başkanı bunun farkında olsaydı ve bütün nabzı tutabilecek geniş bir ekip kurabilseydi onun için zafer kesindi ama olmadı; Büyükşehir Belediyesi’ndeki kadrosunu bile kuramayan Soyer, kongrelere oldukça hazırlıksız girdi…

 

“Başkan’ın Adamları” arasında bütün “iş”, Rıfat Nalbantoğlu’nun elinde ve geçmişte jakoben yapısıyla çok hakettiği halde milletvekili olamayan Nalbantoğlu’nun örgütün nabzını ne kadar tutabildiği şüpheli.

 

Tunç Bey'in seçilmesinden önce telefonunu neredeyse “arayanlar görünmüyor” diye tamirciye götürecek durumda olduğu söylenen Mustafa Özuslu ise bugünlerde o kadar çok popüler ki, adaylar, delegeler, hiç kimse ona ulaşamıyor! (Telefonu kitlendiyse bir kez daha tamirciye gitmiş olabilir!)

 

Soyer ve takımının kazanması garanti gibi olan tek yer Karşıyaka.

Diğer yerlerde büyük sıkıntı var; heyecanlanmayın, yavaş yavaş anlatacağım...

 

Buca, Çeşme, Çiğli, Narlıdere gibi yerlerde ibreTuncay Özkan tarafında gibi (Urla’da bile Başkan Tunç Soyer tarafında görünse de aslında belirgin bir Özkan etkisi var).

 

Konak’ta da Tuncay Özkan yapısı öndeydi ama Yalı Grubu, Nalbantoğlu tarafına geçince biraz olsun denge kurulur gibi oldu… Burada sonuç, son dakika pazarlıkları ile belirlenecek.

 

Bir de Karabağlar gibi ilginç “sahne”ler var… Orada Rıfat Nalbantoğlu Orhan Polat’ı çıkaramayınca Mehmet Türkbay’ın altını doldurma çabaları başladı...

 

Bu mücadelede iki taraf da, Genel Başkan’a “güç verme, güç katma”dan söz ediyor yani Türkçesi Kılıçdaroğlu’nun desteğini aldığı iddiasında… Bilmiyorlar ki sonuçta kim kazanırsa kazansın elbette Genel Başkan kazanmış olacak!

 

Ama 4,5 yıl önceden söyleyeyim; böyle giderse durum onu gösteriyor ki, en “büyük”ünden en küçüğüne çoğu belediye başkanı o kadar kötü sınavlar verecekler, boylarının ölçüsünü o kadar net alacaklar ki, gelecek dönem aday adayı bile olamayacaklar.