CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel

Yayın Tarihi 21 Eylül 2018

 

Türkiye’nin 3. Büyük ili olan İzmir de Chp İl Başkanlığı yapmak hakikaten ateşten gömlek.  Chp İl Başkanı demek; Geleceğin genel başkanı, genel merkez yöneticisi, milletvekili, Büyükşehir Belediye Başkanı demektir. Bu kadar önemli görevin sorumluluğu ve vizyonerliği hem il başkanı için, hem CHP ve CHP'liler için ve hem de İzmir için çok önemlidir. Bu göreve gelecek seçilecek kişinin siyasi tecrübesi bilgi birikimi prezantabl olması, hitap kabiliyeti, halkla iletişimi güçlü ve liderlik yeteneği çok iyi olmalıdır. Ben değil, biz diyebilecek mütevazılığa sahip olan ve sosyal demokrat kişiliği ile öne çıkmalıdır. Mikrofon şovmeni değil, içinden geldiği gibi mikrofona konuşmalıdır. Halk dili kullanan şöven siyasetten ve dost alışverişte görsün siyasetinden uzak, samimiyeti ile söylemi ve eylemi paralellik gösteren birisi olmalıdır. Sözde sosyal demokrat değil özde ve eylemde de sosyal demokrat olmalıdır. Chpli İl Başkanı; kişisel bekasını parti kurumsal bekasının önüne geçirmeden, parti kurumsal kimliğine sonuna kadar bağlı, aklı ile hareket eden, birilerinin değil, kendi aklı ile doğruyu yanlışı görebilen, birilerinin değil, partisinin adamı olan, kendine güvenen Atatürkçü, Cumhuriyetçi, devrimci, eylemci kişiliği ile örgütünü harekete geçirebilen ve güven veren kişiliğe sahip olmalıdır.

Deniz Yücel CHP İl Başkan Adayı olduğunda, herkesin kafasında soru işaretleri hakimdi. Çünkü İzmir şehri Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun gölgesinde kalacağını düşünüyordu. Hatta Aziz Kocaoğlu'nun adamı pozisyonunda, gölgesinde olacağı beklentisi hakimdi. Ancak eski duayen siyasetçi iyi bir CHP'li olan ve CHP’lilerin ağabeyi, hukukçu Esen Yücel'in oğlu olduğu, aldığı aile terbiyesi, çocukluğundan beri duayen bir siyasetçinin tecrübelerini birebir yaşayan ve onun eğitiminden geçen, bunu geliştirerek yeni nesil çağdaş Türkiye'de söz sahibi olacak birey olacağını, aldığı eğitimle başarılı bir ceza hukukçusu olarak, bunun mücadelesini vereceğini kimse görememişti.

İl kongresinde heyecanlı, bir o kadar gergin ortamdan rahat konuşma yapamamış olsa da, daha sonra mikrofona kendini yansıtan ciddi duruşu ile koltuğuna oturur oturmaz ilk günlerdeki yeni başkan heyecanını çabucak bertaraf etmişti. Gelişimci değişimci ve parti kurumsal kimliğini öne çıkaran, eylemlerde öne çıkan, disiplinli ve samimi çalışması ile kendine bakışları bir anda ters yüz etti. Özellikle son zamanlarda olağanüstü kurultay için imza toplanmasına, karşı duruşu ile parti kurumsal kimliğine sahiplenişi takdir edildi. Kameralar karşısına geçip çok kararlı net bir biçimde kurultay için imza toplanmanın yersiz, zamansız ve partiye zarar vereceğini dile getirdi. Bu konuda Aziz Kocaoğlu ile aynı fikirde olmadığını hatta kendisine gelen tepkilere karşılık “Ben il başkanıyım, benim nasıl hareket edeceğime başkası karar veremez” diyerek kendisi ile ilgili farklı düşünenleri ters yüz etti. Bunları yaparken, kimse ile kavga etmedi. İlişkilerinde, görev, yetki, sorumluluklarının sınırlarını çok iyi koyarak saygıda sevgide mesafede karalı durdu. Kamuoyuna kavgacı bir il başkanı değil, paylaşımcı parti disiplininden vazgeçmeden, koruyucu kollayıcı uzlaşmacı bir il başkanı profili sergiledi. Asla polemiklere bulaşmadı ucuz siyasetle uğraşmadı. Dedikodulara mahal vermeden, ben demedi. Biz diyerek devrimci özverili bir siyasetçi olduğunu gösterdi. Kısacası ilk zamanlar beni bile tereddütte bırakmış olan Deniz Yücel, eylemleri ve yaptıkları ile beni şaşırttı ve bu süreçlerde takdirimi kazandı. Deniz Yücel genç, yakışıklı, çağdaş, devrimci eylemci bir il başkanı olarak gençlere umut oldu, gençlere fırsat verilince neler yapacaklarını gösterdi. İdol olmasının yolu açıldı. Şimdi sıra 30'da 30 belediye de yapacakları ile geleceğin ciddi siyasetçisi olacağının yolunu açtı. Bu yolda kararlı duruşları ile eylemci ve birleştirici olacağını, şovmen siaysetçiler değil, reel başarılı siyasetçilerin CHP ye kazandırılmasını sağlayacağı ve başarısına başarı katacağı umudumla başarılar diliyorum.