CHP değişir mi?

Yayın Tarihi 06 Ağustos 2020

CHP’nin yanlışları olmasaydı, biz de böyle yıllar boyu eleştirel bir bakış açısıyla yazacak bu kadar yazı konusu bulamazdık elbette...

CHP’nin yanlışları olmasaydı, biz de böyle yıllar boyu eleştirel bir bakış açısıyla yazacak bu kadar yazı konusu bulamazdık elbette...

Şimdiye kadar hiç dayım, amcam, halam, yengem, ablam, abim vesaire yakınım Belediye Başkanlığı’na aday falan olmadı mesela ama o süreçleri meslek gereği çok yakından izlediğim için,  ne adaletsizlikler, ne haksızlıklar gördüm, yazsam kitap olur (ama neden yazayım da kendim yetmezmişim gibi başkalarının da asabını bozayım)!

Geç yerel seçimleri falan, gel Genel Seçimlere…

Milletvekili seçimlerinde milyonlarca seçmenin yer aldığı seçim bölgeleri için vekil adayı olacakların birkaç kişi tarafından belirlenmesi olacak iş mi Allah aşkına (Başta ön seçim olmak üzere onca adil yöntem varken…)!

Hangi birini yazıp, hangi birini uzun uzun anlatayım…

Zaten anlatmaya kalkışacağım şeylerin çoğu da, bilinçli CHP sevdalılarının hepsinin de çok iyi bildiği şeyler olur…

Bu Kurultay da, yine CHP’nin kendisini değiştirebileceği ya da değişim adımlarını atabileceği bir fırsat olabilirdi ama olmadı gibi görünüyor…

Her şey çok dar bir çerçeve içinde kalmış gibi görünüyor...

Hep “görünüyor” diye yazdım tabii, çünkü siyasette kesin sınırlar yok. Yeni MYK, yeni görev dağılımları… İzleyeceğiz kendilerini.

Ben hemen “Kılıçdaroğlu gitmeli” diyenlere de hiçbir zaman hak veremedim mesela, dünyaya bakış açım ve siyaseti yorumlama tarzım ile böyle olamam çünkü.

Hiçbir sonuç tek bir adamın varlığına bağlı olamaz çünkü… Bir zamanlar hepimizin bildiği üzere “şu Deniz Baykal bu partinin başından bir gitse gör bak sen o zaman CHP’yi, tutabilene aşk olsun” diyenlerin sesleri kulağımda hala çınlayıp duruyor mesela…

Değişim tabandan başlar…

Taban, önündeki engelleri (yavaş da olsa emin adımlarla birer birer) kaldırmayı başarabilirse, tabanın özgür iradesiyle seçilecek adamlar yukarı çıkar, zirvenin coğrafyasını değiştirir (oligarşiler paramparça olur), tavan ile taban arasındaki uçurum ortadan kalkar, CHP gerçekten Cumhuriyet’in ve Halk’ın Partisi olur.

Olur mu? Kim bilir!

Ne kadar zamanda olur? Belli mi olur?

“Hiçbir sonuç tek bir adamın varlığına bağlı olamaz” diye yazınca aklıma Muharrem İnce geldi…

Muharrem İnce parti kurup seçime girerse, alacağı oyun % 1’in altında kalacağı üzerine isteyen herkesle bahse girebilirim…

Böyle şeylerin çok örneği var; dünyanın her köşesinde de, Türkiye’de de...

Muharrem İnce hocamız (ben kendisini çok severim) koskoca CHP kendini aday gösterince acayip bir havalara girdi, girdiği seçim (Cumhurbaşkanlığı Seçimi) diğer seçimler gibi (Genel Seçimler gibi) çok seçenekli olmadığı için iyi bir oy aldı; CHP karşıtları aldığı oyu “CHP’den daha fazla!” diye yorumlayıp onu kışkırtınca, o da düğmesine basılınca harekete geçer gibi, bir anda (düşünce parçası kalmayacak kadar tehlikeli bir yüksekliğe kadar) daha da havalandı!

Bu işler tek bir kişinin şahsi performansına bağlı olsaydı, Messi ya da Ronaldo pat diye vatandaşlık değiştiriverir, Kıbrıs Rum Kesimi’ni ya da ne bileyim Cebelitarık’ı şak diye Dünya Şampiyonu yapıverirlerdi.

Parti falan kuramaz yani… Kursa da hiç fark etmez.

***

Hem sonra ne partisi?

İnce’nin bu çıkışının parti falan kurmakla ilgisinin olmadığını, bunun yeni MYK’yı oluşturma sürecinde Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu “korkutma” operasyonu olduğunu söyleyenler de var.