Cemiyet Balosu’ndan notlar

Yayın Tarihi 23 Aralık 2019

Her zaman vurguladığım üzere, benim için, İzmir Gazeteciler Cemiyeti de tıpkı Mülkiyeliliğim gibi göğsümde (ve yüreğimde!) taşıdığım bir onur madalyası adeta (Zaten yakamda sadece ikisinin rozeti var yan yana...)

Her zaman vurguladığım üzere, benim için, İzmir Gazeteciler Cemiyeti de tıpkı Mülkiyeliliğim gibi göğsümde (ve yüreğimde!) taşıdığım bir onur madalyası adeta (Zaten yakamda sadece ikisinin rozeti var yan yana...)

 

Bu hafta sonu “ömrümün anlamı” Gülden Karabulut ile birlikte Kuşadası’ndaydık…

 

Cemiyetimizin Yılbaşı Balosu’na katıldık.

 

Notlarımı arz ediyorum:

 

* Genellikle her yıl böyle yılbaşına günler kala yapılan Cemiyet balomuz cuma ve cumartesi geceleri olmak üzere 2 bölüm halinde yapılıyor. Cumartesi için yerler birkaç saat içinde tükeniyor; sanki cumartesi rezervasyonu daha makbul bir şeymiş gibi. Yıllardır konuşulan bir şey bu; çalışan gazeteciler cumartesiyi, emekli olanlar cuma gecesini kullanıyor diye. Benim için her yol sevgi ve saygı; hiç farketmiyor yani… Artık çalışmadıkları halde orada olan, benim önlerinde saygıyla eğilip yanlarında onur duyarak oturacağım büyüklerim de çok, enselerinden çekip karşılıklı şakalaşacağım gençler de. Bu yıl bana cuma gecesi denk geldi.

 

* Geceyi etkili bir konuşma ile açan başkanımız Misket Dikmen hanımefendi yine harikaydı. Ülkeninin zor koşullarına rağmen böyle gecelerde eğlenmenin eleştirildiği bir dönemde çok doyurucu bir yanıt içeren kısa bir konuşma yaptı: Ataol Behramoğlu’nun “en zorlu anındayken bile kavganın, gökyüzüne bakmayı unutma” dizelerinde “haykırdığı” gibi, Misket Dikmen de böyle dayanışma gecelerinin insana güç ve moral verdiğini vurguladı.

 

* Biz Karabulut çifti, çok sevdiğim Yener Özkesen abim ve değerli eşi Emel hanımefendi ile yanyana oturduk, ben gece boyunca basındaki ilk yıllarımda bana büyük destek veren (hatta benim gazeteciliği seçmeme yol açtıklarını söyleyebileceğim) Öcal Uluç gibi, Okan Yüksel gibi büyüklerimle bir araya gelerek hasret giderdim.

 

* Gazeteci (ve başta gazetecilerin olmak üzere halkın sorunlarını müthiş bir enerji ile Meclis’e taşıyan) bir milletvekili olarak elbette Atila Sertel de oradaydı; bir dönem Yenigün’de yanyana sayfalarda yazarlık ve arkadaşlık ettiğimiz vekille de bir araya geldik.

 

* Biz Karabulut çiftinin, hep “güzel bir manzara” gibi gördüğümüz Hüseyin Aslan-Özgür Aslan çifti de oradaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde sohbet ettiğimiz Ege Koop Genel Başkanı ile zarif eşi baloya farklı bir renk kattılar.

 

* Yemek harikaydı, özenle seçildiği belli olan menü çok uyumluydu, şaraplar turizm açısından oldukça işlek sayılan bir otelde rastlanması neredeyse imkansız olduğu halde oldukça hoştu.

 

* Tunç Soyer’in yerinde olsam davete icabet eder ve (geçmiş yıllarda Aziz Kocaoğlu’nun yaptığı gibi) baloya katılırdım; ama kendi bileceği şey.

 

Allah bundan sonraki yılların notlarını yazmayı da kısmet eder inşallah…

Ama şimdilik bu kadar.