Büyümenin küçülmesi ve etkileri…

Yayın Tarihi 04 Nisan 2017

Yenigün gazetesinin genç ve dinamik yazarı Emrah Serbest kardeşimizin son yazısından 2016 büyüme analizini okuyunca benim içimden de serbest bir analiz yazma geçti.

2016 yılı büyüme rakamı 2.9 olmuş.

Bu iyi mi, kötü mü? 2017 için umut veriyor mu vermiyor mu?

Önceki yıllar karşılaştırması yapmadan bu sorulara cevap vermek zor.

 

* * *

 

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ekonomik büyüme ortalaması 4.9 olmuş, tek parti ve koalisyonlar dönemleri dahil. Bu durumda 2016 büyüme rakamının ortalamanın çok altında kaldığı tespiti ortaya çıkıyor.

Hatta bu 2.9 ekonomik büyüme rakamının bile gerçekçi hesaplanmadığını, hesaplama yönteminin değiştirilerek adeta hormonlu büyüme yaratıldığını söyleyen ekonomistlere rağmen yine de Türkiye ortalamasından yarı yarıya düşüş, mutlaka üzerinde durulması gereken bir durumdur.

Ekonomik büyüme ile birlikte işsizlik ve enflasyon rakamlarını ele alırsak daha geniş bir yorum analizi imkanı buluruz.

Dün enflasyon rakamları açıklandı. Buna göre Ekim 2008'den beri son 8.5 yılın en yüksek TÜFE rakamı ortaya çıktı. Enflasyon Mart 2017'de yüzde 11.29'a yükseldi.

Geçtiğimiz günlerde işsizlik rakamları da açıklanmıştı. Buna göre ortalama işsizlik yüzde 12.7 olurken genç işsizlik yüzde 25'e çıkmıştı.

Ben sizi rakamlara boğmak istemiyorum ama bu rakamlar devletin rakamları.

Siz zaten her gün sofranızda bu rakamları birebir yaşıyorsunuz.

Mart ayında en yüksek fiyat artışı mandalinada gerçekleşti. Yıllık bazda ise yüzde 21.7 ile en fazla artış alkollü içeceklerde oldu. Enflasyon ulaştırmada yüzde 17.6 ve sağlıkta yüzde 13.2 oldu.

 

* * *

 

Çin’in yüzde 7 ortalama ile büyüdüğü bir dünyada bizim yüzde 5 rakamını bile tutturamamamız düşündürücü.

Merak ediyorum İzmirli sanayici ve tüccarlar, ekonomi çevreleri bu rakamlara ne diyecekler. Basının,televizyonların ekonomi servislerine öneriyorum, hemen İzmir iş dünyasının görüşü alınsın. İzmir Ekonomik Kalkınma Kurulu sırf bu gündemle dahi toplansa Türkiye’ye örnek olur. Çünkü referandumdan sonraki gündemi şimdiden söylüyorum: EKONOMİ!

 

* * *

 

Eski İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tuncay Özilhan benim gibi düşünüyor. “Siyasetin dönüp ekonomiye yoğunlaşması lazım” diyor. Anadolu Grup Başkanı Özilhan, 2016 yılında yüzde 3'e yakın bir büyümenin sağlanmasının büyük bir başarı olduğunu söylüyor. Ve ekliyor:

"Bu, Türkiye'nin krizlere dayanıklı bir yapısı olduğunu gösteriyor. Bu, bir an evvel referandum ve siyasi konular toparlanıp ekonomiye yoğunlaşılırsa Türkiye'nin rahatlıkla daha yüksek büyüme rakamlarına ulaşabileceğinin de sinyali. Temennimiz, bir an evvel ekonomiye dönelim, yoğunlaşalım. İşsizlik sorununu çözmenin yolu, Türkiye'nin yüzde 4-5'leri yakalayacak büyüme trendidir. (Rakamlardan dolayı) Mutlu olduk, ama yetersiz. Siyasetin dönüp ekonomiye yoğunlaşması lazım."

 

* * *

 

Yenigün yazarı Emrah Serbest de “Yüzde 2.9 büyümüş olmak, 2017 için umut vaad ediyor.” diyor. Tuncay Özilhan da bunun bir başarı olduğunu söylüyor. Her iki ekonomiste de katılmıyorum. Yarı yarıya düşmüş bir büyümenin neresi başarılı bana ve kamuoyuna izah ederlerse sevinirim.

 

* * *

 

Yazımın bam telini sona sakladım. Özel tüketim yüzde 2.3 artmış. Devlet harcamaları ise yüzde 7.3 artmış. Hem biz hem devlet üretmeden tüketmeye devam etmişiz. Böyle tüketerek nereye varacağız, tüketerek tükeneceğiz. Büyümenin küçülmesini ve etkilerini referandumdan sonra hep birlikte göreceğiz. Benden söylemesi.