Büyükşehir kumpas davası ve demoklesin kılıcı!

Yayın Tarihi 22 Şubat 2017

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun 400 yılla yargılandığı kumpas davası haftaya kaldığı yerden görülmeye devam edecek.

Türkiye’de bütün kumpas davaları bittiği halde İBB Çete davasının hala sürmesi İzmir kamuoyunda soru işaretleri bırakıyor. Yargıyı etkilemek adına değil ama İzmir ve Türkiye kamuoyu adına soruyorum: Bütün büyükşehir bürokratlarının haksız yere yargılandığı bu dava kumpas olduğu açığa çıktığı halde neden düşmüyor?

Bu dava unutuldu mu?

* * *

Nasıl unuturuz, bir sabah ansızın İzmir Büyükşehir Belediyesinin basılmasını!

Nasıl unuturuz sayın Aziz Kocaoğlu’nun Paris’te EXPO toplantısında iken İBB’nin ikinci defa basılarak bürokratların gözaltına alınmasını! Aziz Kocaoğlu’nun personeline sahip çıkarak alelacele Paris’ten İzmir’e dönmesini, “alacaksanız beni alın!” demesini. (Şu EXPO dosyası bir kez daha açılmalı, neden böyle yapıldığı ortaya çıkmalı!? Papa’nın-diyalog- hatırına mı EXPO, İtalya-Milano’ya altın tepside sunuldu!?)

Ne yapacaktı Kocaoğlu, bütün bürokratları alınırken sessiz mi duracaktı? Merkezi iktidar ve yerel muhalefet partilerinin bile isyan ettiği bir operasyondu İBB’ye yapılan. Vali “Aziz Kocaoğlu’na her şeyimi emanet ederim.” diye güven belirtiyordu, sayın Binali Yıldırım Aziz Kocaoğlu’na yapılanın yanlış olduğunu açıklıyordu.

* * *

Geçen duruşmada savunmanlar davanın geldiği aşama olarak artık bir kumpas olduğunun anlaşıldığını, dosyaya bakan emniyetçilerin, savcıların ve mahkemenin yasadışı işlerden tutuklu olduğunu söylediler. Objektif olduğu belirtilen şimdiki mahkemenin, öncekiler için “masumiyet karinesi”ni hatırlatması kafalarda soru işaretleri bıraktı.

Öncekiler için kumpasçı nitelemesini devletin en yukarısındaki yetkililer yapıyordu ama davaya yeni bakanlar tarafından hala bu değerlendirme uygulamaya geçmiyordu.

Aziz Kocaoğlu geçen duruşma sonrası “bu dava İzmir kamuoyunda bitti”, şeklinde algının olduğunu, oysa bitmediğini belirterek İzmir halkının duyarlılığına seslenmişti.

Bakalım haftaya görülecek duruşma öncesi kamuoyu duyarlılığı ne kadar olacak?

* * *

Bazı gerçekleri görmek için illa hukukçu olmak gerekmez. Veya şöyle diyeyim, hukukçular gerçekleri söz karmaşası içinde boğmaz ve halkı bilgilendirmede yalın olurlar.

Örneğin, bir soruşturmanın kanunda yazılı yetkililerce yapılması gerektiği gibi. Ceza Muhakemesi Kanunu soruşturmayı Cumhuriyet savcılarının yapacağını söylüyor. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür, diyor.

Örneğin, CMK; görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür, diyor. Bunu kıyasen genişletirsek, devletimizin önceki dönem için savcı, hakim kılığına girmiş terör örgütü mensupları dediği kişiler tarafından yapılan soruşturma ve yargılamalar HÜKÜMSÜZDÜR, deniyor.

* * *

Bu kadar basit. Nitekim İstanbul’daki ve başka yerdeki kumpas davaları bu gerekçe ile birer birer bitirildi. Şimdi İBB davası da bitirilmeli. Aziz Kocaoğlu ve bürokratların tepesinde sallandırılan Demoklesin Kılıcı kaldırılmalı. Adaletin gereği, kamuoyunun ve hukukun beklediği bu. Ayrıntıda boğulmak, bilirkişi raporu üstüne rapor aldırmak, acaba daha ne var diye dosyayı devam ettirmek hukuki olmaz. Başlangıcı hukuki olmayan soruşturmanın devamı da hukuki olmaz. Hala bir sorununuz varsa İBB ile o başka!

* * *

Ben, kamuoyundan bana intikal eden bir kanaati bir şey eklemeksizin sadece aktarıyorum. O zaman kaldırın Demoklesin Kılıcını ki, gazeteciler hizmetlerle ilgili eleştiri hakkını kullansın, siyasetçiler polemik hakkını kullansın. Bu kadar ağır yargı baskısı altında yine de yapılan hizmetler tarihte alkışlanacak. 400 yılla yargılanan bir kişinin eleştirilmesi haksızlığa haksızlık katacak olduğundan belki de daha iyisi için yapıcı kritikler de yapılamıyor.

O yüzden Kaldırın İzmir’in üzerinden Demoklesin Kılıcını!