Büyük tehlike kapımızda: Susuzluk!

Yayın Tarihi 04 Ocak 2021

Büyük tehlike kapımızda: Susuzluk!

Su, yeryüzünün en büyük zenginliği ve hayatın olmazsa olmazıdır.

Suyun gelecek yarım yüzyılda değer olarak petrolün yerini alması muhtemel.

Lakin dünya nüfusunun üçte biri tatlı suya erişimde sıkıntı çekiyor.

Acil olarak tedbir alınmadığı takdirde 2030 yılında erişim sıkıntısı toplam nüfusun üçte ikisine ulaşacak.

Özelleştirmeler sonucunda suyun kullanımının belirli ülkelerin tekeline geçmesi durumunda, zaten orantısız dağılan yeryüzündeki tatlı su kaynakları, gerek gelişmekte olan gerekse geri kalmış ülkelerin suya erişim konusunda büyük sıkıntılar yaşamasına sebep olacak.

Bu durumda su sıkıntısı çekilen ülkelerde çeşitli bulaşıcı, salgın hastalıkların yaygınlaşmasına ve insanlığın önü alınamaz bir kâbus görmesine vesile olacaktır.

En ciddi felaket senaryolarından biri de çok yakın bir gelecekte patlak vermesi beklenen su savaşlarıdır.

Yeryüzünde çok sayıda ülke tarafından paylaşılan nehirlerdeki suyun artan tüketimi karşılayamaması savaşları daha da olası hale getirmektedir.

Çok yakın bir gelecek için öngörülen bu büyük tehlike bütün insanlığı tehdit ediyor.

Avrupa’nın ortasından geçen Tuna Nehri ve birçok Afrika ülkesi tarafından paylaşılan Nil Nehri örnekleri üzerinden düşünülecek olduğunda, çıkabilecek savaşın boyutlarını tahmin etmek çok da zor değildir.

Aynı tehlike ülkemizde içinde mevcuttur. Güneyde komşularımızla paylaştığımız Fırat ve Dicle nehirleri buna birer örnektir.

Bunun yanı sıra küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, çevre kirliliği ve endüstriyel atıkların arıtılmadan doğrudan su kaynaklarına karışması gibi sebeplerle tatlı ve temiz su kaynakları yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bütün dünyayı tehdit eden bu sorunun çözümüne yönelik devletlerin su kaynaklarının korunması için yeni politikalar üretmesi şarttır.

Hayatın ana maddesi olan suyun korunması ve herkese eşit dağılımı için sadece tüketimi ön plana çıkaran faydacı kapitalist yaklaşımlar yerine, suya eşit erişim imkânı sağlayacak yeni anlayışlar benimsenmeli ve yeni teknolojiler geliştirilmelidir. Aksi halde hem insan nesli için hem de dünya üzerindeki tüm canlılar için büyük bir felaket senaryosu kapıda beklemektedir.

Suyun kullanımı ve tüketimi vazgeçilmez bir insan hakkıdır

Suyu gereksiz kullanmakta insana ve insan haklarına yapılmış en büyük sabotajdır.

Birey olarak sızdıran muslukları ve tuvaletleri onarmak, su savurgan muslukları, duş başlıklarını ve tuvalet rezervuarlarını tasarruflu sistemlerle değiştirmekle bir başlangıç yapabiliriz mesela.

Diş fırçalarken, banyo yaparken, traş olurken, ellerimizi yıkarken vb… tüm kişisel ihtiyaçlarımız için suyu doğru ve yerinde kullanmalıyız.

Özellikle okullarda ve işyerlerinde verilecek paneller, toplumsal bilinci kuvvetlendirme konusunda çok faydalı olacaktır.

Su tasarrufu bizler için ne kadar gerekliyse geleceğimiz için de o kadar değerlidir.

Unutmayın!

Yarınınızı korumak istiyorsanız bunu suyu korumakla başlayarak yapabilirsiniz!