Bülent Ecevit ve nezaket üzerine…

Yayın Tarihi 18 Ekim 2017

Bülent Ecevit ve nezaket üzerine…

Geçtiğimiz haftaya eski Başbakanlardan Bülent Ecevit hakkında konuşulanlar damga vurdu.
Ecevit’in başbakanlığı döneminde yaptığı ABD gezisinde çekilmiş bir fotoğrafla başladı polemik.
Aslında hiç gerek yoktu rahmetli Ecevit’in günlük siyasete malzeme edilmesine...
Hele hele Amerika ile haşhaş konusunda yahut Kıbrıs ve Ege konularında o kadar mücadele etmişken...
Zaten siyasi yaşamı boyunca hep farklı oldu Bülent Ecevit.  
Lakin ödün vermez tutumu ve dürüstlüğü her şeyin ötesine geçmişti.  
Liderliğini yaptığı CHP ve DSP’yi, İsmet İnönü’nün tarif ettiği ortanın solundan, demokratik sola geçiren bir lider olarak da görüldü, solu birleştirmeyen bir lider olarak da…
Ecevit için genel kanı Türk siyasi sahnesinde, ender bir kültür düzeyiyle eğitime sahip, eşsiz kibarlıkta, iktidar hayranlığı bulunmayan bir lider olduğuydu.
Askeri yönetimlerle ters düştü, siyaset yapması, demeç vermesi hatta yazması yasaklandı. Hapis yattı.Siyaseten dibe vurmuşken dahi toparlanmasını bilerek, yükselişe geçmiş ender siyaset adamları arasında yer aldı Bülent Ecevit…
1982 yılında cezaevine girerken, “ Özgürlük insanın kafasının içindedir.Ben kafamın içindeki özgürlüğü içeri götürüyorum. Dışarıda mahkum gibi yaşamaktansa, içeride özgür bir mahkum olmayı tercih ederim” diyordu halkçı Ecevit…
Ne yeni bir gömlek giydi ne de var olan gömleğini değiştirdi. Kendine özgü yaşam tarzı ve ilkeleriyle yaşadı. Bu ilkeleri için tüm yaşamı boyunca mücadele etti.
Tüm bunlara rağmen birgün dahi mağduru oynamadı. 
Gün geldi Kıbrıs fatihi oldu… Gün geldi önüne yazarkasa fırlatılarak protesto edilen bir Başbakan…
Siyasi hayatındaki çizgisini, saygınlığını hiç bozmadı Ecevit…
Siyasi hayatı kadar özel yaşamında da farklıydı. Günümüzdeki aşklarla kıyasladığımızda Rahşan Ecevit ile olan aşkı masal kitaplarındaki gibiydi.
Koca bir ömür miting meydanlarında, sokakta, partide, seyahatlerde ve nihayet hastane odalarında hep elele yüzyüze, gözgöze geçmişti. Onların siyasi kariyerleri aslında bir aşk hikâyesiydi ve bizler bu hikâyeye uzun yıllar boyunca şahit olduk.
Kendi anlatımıyla “Düzenle özlemin, kurallarla değerlerin, yasalara yaşamın çeliştiği; insanların birbirleriyle yahut devletle davalı olduğu, suçsuz kimselerin yıllarca tutuklu kaldığı, bazı gerçek suçluların el üstünde tutulduğu, yaşam ve özgürlük kavgası verenlerin birçoğunun hapishanelerde olduğu” Türkiye profiline,yüreği daha fazla dayanamadı şair Ecevit’in…
Ölümünün ardından 11 yıl geçmesine rağmen; mavi gömleği, kasketi, şiirleri, siyasete ve siyasetçiye yön veren saygınlığı, dürüst ve nazik devlet adamı portresiyle Türk halkı tarafından hiç unutulmadı…