Bu dünyadan Sultan Süleyman geldi geçti...

Yayın Tarihi 06 Eylül 2017

Osmanlı tarihini kuruluş, ilerleme, duraklama ve çökme aşamalarıyla biliyoruz.

Zaten okullardaki tarih müfredatı bu aşamaları kesin sınırlarla çizmiş.

İlerleme döneminden duraklama dönemine geçişin de Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümüyle olduğu vurgulanır.

Peki kimdir Kanuni Sultan Süleyman?

Sultan Selim Han’dan olma, Valide Hafsa Ayşe Sultan’dan doğma, Hanedan-ı Al-i Osman’ın 10. padişahıdır.

Büyük bir mareşal, usta bir kuyumcu, beğenilen bir şair olan Kanuni bundan tam 451 yıl önce 7 Eylül 1566 tarihinde çıktığı Macaristan seferinde Zigetvar'ı fethedemeden 1 gün önce vefat etmiştir.

Bugün de ölüm yıldönümünde Kanuni'yi yadedelim istedim...

Diğer bir adıyla Muhteşem Süleyman olan...

Öldüğü tarih ile bir devir kapanmış, ilerleyen imparatorluk, birdenbire duraklama dönemine girmiştir.

Bahsettiğimiz kişi iki şehzadesini ve torunlarını katletmiş, en çok sevdiği oğlu Şehzade Mehmet’in ölümünü görmüş, uzun saltanatında bir Avrupa ve Ortadoğu İmparatorluğu’nun sahibi olmuş büyük bir lider...

Seveni kadar sevmeyeni olan bir lider hem de...

Neden mi?

Akıl almayacak şekilde en yetenekli, en parlak şehzade Mustafa yerine, en işe yaramaz şehzade Sarı Selim imparatorluğun başına geçirmiştir de ondan.

Cihana hükmeden, doğuyu ve batıyı dize getiren Süleyman ne yazık ki veliahtını seçme konusunda başarısız olmuştur.

Lakin 1520 ile 1566 arasında dünya tarihi büyük bir komutan, Venedik’in ustalarını bile imrendiren bir kuyumcu, büyük bir şair görmüştür.

"Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir" derken gelecek nesillere makamın, mevkinin, paranın, ihtişamın, sarayların ne kadar boş olduğunu göstermiştir.

O kadar çok şey var ki Kanuni için yazılacak...

Ne yazarsak yazalım birşeyler hep eksik kalacak.

Tarih: 7 Eylül 1566

Yer: Macaristan – Zigetvar Kalesi civarı

Cihana hükmeden Kanuni vefat etti.

Herkes bilsin ki; Bu dünyadan bir Süleyman geçti!

Bitti saltanat!

Bitti güllerin hüznü!

Bitti bu rüya!

Ne hükümdarlık kaldı ne taç!

Elleri boş geldiği bu dünya evinden, elleri boş çıktı.

Kalan ise sadece bir avuç toprak!