Boğaziçi Üniversitesi el ele…

Yayın Tarihi 01 Şubat 2021

Cumhurbaşkanı’nın Ak Parti’de siyaset yapmış Prof. Dr. Melih Bulu'yu Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör olarak atamasının ardından başlayan protesto eylemleri devam ediyor.

Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör olarak atanması Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrenci, öğretim üyeleri ve mezunlarını derinden etkiledi.

Bununla da kalmayıp kamuoyunda geniş ve haklı bir yankı uyandırdı.

Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasının ardından akademisyenlerden hiç kimsenin şu ana kadar rektör yardımcılığı görevini kabul etmemesi sorunun ne kadar ciddi bir hale dönüştüğünün göstergesi aslında.

Burada akademik liyakat ve yeterlilik esaslarının göz ardı edilmesi en büyük sorun.

Tepkinin diğer nedenleri ise rektörün siyasi kimliğinin bulunması ve söylemleri.

Rektörün belirlenme yöntemi dünyadaki akademik gelenekler ve uygulamalara bakıldığında endişe verici elbette.

Sadece Boğaziçi Üniversitesi değil genel olarak rektör atamalarında söz sahibi olan YÖK’ün aday belirleme ve değerlendirme sürecindeki rolü hiç hoş değil.

Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in atama kararı sonrasında "Boğaziçi göz bebeğimizdir. Öğrencileri kıymetlilerimizdir" dediği 158 yıllık bir üniversiteye idareci olarak deneyimi ve performansı sınırlı birisinin atanması, bu atamanın temelindeki akademik ve idari yetkinlik ölçütlerinin neler olduğuna dair büyük bir soru işareti yaratıyor akıllarda…

Mesele elbette Prof. Dr. Melih Bulu meselesi değildir.

Mesele haksızlık karşısında onurlu bir duruş sergilemektir.

Bu sebeple bu direniş çok onurlu bir direniştir.

Belki yeterince gösterilmiyor ve duyurulmuyor olabilir fakat haklı ve olması gerektiği gibi devam etmesi umut vericidir.

Oldu bitti anlayışına karşı tek ses olarak öğrencisi ve öğretim üyesiyle el ele büyük bir meydan okumadır bu.

Atamanın arkasındaki amaç nedir bilmiyorum.

Ama Boğaziçi Üniversitesi’ni olumsuzlaştırmak yahut marjinalleştirmekse çok yazık. 

“Ben yaptım oldu” anlayışı ile Boğaziçi’ni derdest etmek imkansızdır.

Bir kere kurumun kültürü buna izin vermez.

Eğitim ve öğretim deneyimini yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlarla zenginleştiren, bilim, araştırma, yaratıcılık, yenilikçilik kültürünü güçlendirerek dünyanın lider araştırma üniversiteleri arasında yer alan bir kurumdan söz ediyoruz.

Tekrar ediyorum:

Akademik, bilimsel ve kültürel faaliyetlerle daha iyi bir geleceğin şekillenmesine katkıda bulunan güzide üniversiteyi yapılan bu atama derhal geri çekilmelidir.

 

Eğer devletimiz;

Eğitimde ve araştırmada mükemmeliyetçi, yönetimde ve akademik yaşamda özerk, özgürlükçü, demokratik ve katılımcı olmak istiyorsa,

Farklılıklara saygılı, her türlü ayrımcılığa karşı ve fırsat eşitliği konusunda duyarlı, akılcı ve eleştirel düşünceyi özendiren, etik değerlere sahip çıkan bir üniversite arzu ediyorsa,

Temel hak ve özgürlükleri savunan, kamusal ve sosyal sorumluluğu önemseyen, küresel sorunlara duyarlı ve çözüm geliştirmeyi amaçlayan bir akademik kadro düşlüyorsa,

Derhal ve derhal bu atamayı durdurmalıdır.

Bu oldu bitti anlayışının ne ülkemize ne devletimize ne milletimize ne de saygıdeğer Boğaziçililere hiçbir faydası yoktur.

Benden söylemesi…