Biz İzmirliyiz…

Yayın Tarihi 20 Eylül 2018

9 Eylül’de hem şehrimizin doğum gününü kutlamak hem de emperyalizme karşı ilk kurşunun atıldığı, Kurtuluş Savaşı'nı başlatan kent olan İzmir için bir yazı yazmayı planlıyordum.
Nasip bugüneymiş.
İzmir, güzel mi, çirkin mi diye, mamur mu, değil mi diye, yeni mi, eski mi diye düşünmeden, insanın, bütün zayıflık ve kuvvetiyle, bütün eksiklik ve üstünlüğüyle, sırf insan olduğu, sırf yaşadığı için sevip vurulduğu, ve insanlığın bütün çelişmelerini, insan faaliyetinin değişik yönlü akımlarını bir tek girdapta birleştiren hayatına ister istemez kapılıp tutulduğu şehir...
Ve insanları ancak böyle bir şehrin insanlarının olabileceği kadar sıcak ve canlı.
Ne güzel anlatmış Rahmetli Ecevit…
Hem de 1 Aralık 1959’da…
Henüz İzmir’in kıymeti daha tam anlaşılmamışken yazmış bunları.
Hani İzmir demokrasinin kalesi deniyor ya şimdiler de..
Sırf nefes almak, huzur bulmak için göç edenlerin memleketi oldu ya.
Tüm bunlardan önce.
Ne mutlu bizlere…
Herkes İzmirli olmak için sırada.
Nasıl olmasın?
Günümüzde ön yargısız, aydın, güzel gözlerle yaşama bakar İzmir ve İzmir insanı.
Elbette İzmir’in yaşam tarzı birçok şehri ve insanı kendisine hayran bırakıyor.
İzmir özel bir kent çünkü.
Kimseye eyvallahı yok!
Ne iktidarı ne muhalefeti ilgilendirmez onu.
Yeter ki yaşam tarzına dokunulmasın!
Ne yalan söyleyim İzmir ‘Köy’ diyorlar ya inanın doğru.
Büyük büyük dedelerimiz mezardan çıksa eliyle koymuş gibi bulur evini…
50-60 yıldır binalar bile aynı sizin anlayacağınız.
Herşey bir yana atamızın ilk adresi bu şehir.
Annesi annemiz olan Zübeyde hanımı emanet etmiş bizlere.
Daha ne olsun İzmirli olmak için.
Ne mutlu bize..
Halen dimdik ayaktayız.
Halen Atamızın yolundayız.
Biz İzmirliyiz…
Ya sizler?
Gelin, buraya ama bir şartla.
Atamızı sevin!
Onun değerlerine sahip çıkın.
O zaman herkese gönlü açık İzmirimin ve insanının…