Birikmiş notlar…

Yayın Tarihi 23 Mart 2021

Notlarım” birikti yine; söz fazla uzatmadan bilginize arz ediyorum...

 

 

Rusya’da coronavirus belasına karşı geliştirilen “Dünyanın ilk covid-19 aşısı” Sputnik V’in müşterisi çoğaldı…

Benim anladığım kadarıyla “birbirlerini çok seven iki lider”den Putin’in Erdoğan ile neredeyse her görüşmesinde Türkiye’ye aşı tedarik etmeyi teklif etmesine ve Başkan Erdoğan’ın “talimat niteliğindeki tavsiye”lerine rağmen Türkiye elini çabuk tutamayınca o aşıların da Türkiye gelmeleri (ve burada üretilmeleri) zora girdi.

Çünkü Almanya ve İtalya gibi Avrupa Birliği ülkeleri de dahil herkes artık Sputnik V’in güvenliğini anladı ve bu aşının peşine düştü!

Bize gelmemesinin çok farklı sebepleri var… Gözlerini “Batı düşkünlüğü körlüğü” bürüdüğü için Rus aşısını bir türlü görmek istemeyen, hatta “yok sayan” bir yaklaşım içinde bu aşıdan söz etmeyi bile düşünmeyen “dar görüşlü bilim adamları”, Çin aşısına kolaylıkla onay verdiği halde bu aşı için GLP (Good Laboratory Practice) diye tuttutan ve bu süreci uzattıkça uzatan Sağlık Bakanlığı’nın tutumu vesaire…

Uzun lafın kısası, bu konuda da yaya kalmış olabiliriz.

 

***

 

Son yazılarımdan birinde, “Beyaz Bakireler katledilirken…” başlıklı yazımda, yıllardır yazdığım konulardan birine değinmiş, savunmasız oldukları için bizim korumamıza muhtaç bu güzelim, bembeyaz antik kentler için bu tasviri kullandığımı hatırlatmış, son olarak da Kyme antik kentinin bir bölümünün endüstriyel yatırımlara kurban edildiğini vurgulamış, “zengin toprakların fakir bekçileri” olduğumuzu yinelemiştim.

Altın yumurtlayan tavuğu kesme” çılgınlığımız sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde, Bodrum'daki Antik Kent Pedasa satışa çıkarıldı!

İçinizden kaç kişi “Olamaz!” “Mümkün değil!” “Olacak şey mi bu!” diye bağırır bilmem ama bu şaka değil gerçek!

Pedasa’nın bir kısmını da içine alan 170 dönümlük arazi 35 milyon TL'ye satışa çıkarıldı.

Sözün bittiği yer!

 

***

 

Yazının sonunda size, Türkiye’de bir adamın geleceğinin “sadece birkaç dakika” gibi eften püften ölçütlere (kriter demek istiyorum) bağlı olduğunun son örneğini vereyim…

Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde Ozan Tufan maçın bitimine 1 dakiaka kala Fenerbahçe’nin beraberlik golünü atmasaydı, büyük bir olasılıkla Erol Bulut bugün sarı lacivertli takımn başında olmayacaktı!

Trabzon’da “kredisi yeniden işlemeye başlayan” Erol Bulut, bu maçta da biraz vadeyi uzatmış oldu yani.

Kabahat insanlarda değil, insanların geleceğini ve dolayısıyla hayatını pamuk ipliğine bağlayan ilke fakiri bozuk düzende.