Bir maçın çok ötesinde …

Yayın Tarihi 17 Şubat 2020

Edebi açıdan baktığımda “İki Kentin Savaşı” diyebileceğim, toplumsal açıdan baktığımda bir kamu kurumu (belediye)- özel sektör (holding) “çarpışma”sı olarak niteleyebileceğim, spor açısından rakiplerine attıkları büyük fark yüzünden Celtic-Rangers derbisine benzetebileceğim bir “olay” vardı bu hafta sonu Manisa’da…

Edebi açıdan baktığımda “İki Kentin Savaşı” diyebileceğim, toplumsal açıdan baktığımda bir kamu kurumu (belediye)- özel sektör (holding) “çarpışma”sı olarak niteleyebileceğim, spor açısından rakiplerine attıkları büyük fark yüzünden Celtic-Rangers derbisine benzetebileceğim bir “olay” vardı bu hafta sonu Manisa’da…

 

2. Lig Beyaz Grup'taki Manisa FK-Yılport Samsunspor maçı.

 

Diyeceksiniz ki; “ne alakası var!” ben de çok alakası var; çünkü üstüne kitap bile yazılmış (yazarı Simon Kuper); “futbol asla sadece futbol değildir” diyeceğim!

 

Bir tarafta Manisalılar'ın yıllarca oy verip onurlandırıp ödüllendirerek defalarca Belediye Başkanı seçtikleri Cengiz Ergün’ün sırtlayıp omuzlarında taşıdığı Manisa FK, bir tarafta da dünya çapında markalaşmış bir holdingin patronunun devasa bir bütçe ile (adeta ölmekten kurtarıp) “kanatlandırdığı” Yılport Samsunspor!

 

Bir tarafta 50 ülkede iş yapan ve liman işletmeciliği alanında dünya sıralamasında liderliği zorlayan bir holdingin patronu olduğu için devlet erkanı ve ilgili bakanlıkların yakın dostu konumundaki Yılport Holding patronu Robert Yüksel Yıldırım, bir tarafta iktidar ortağı MHP’nin gözbebeği bir “Büyükşehir”i, Manisa’yı liderlik ustalığıyla yöneten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün

 

Manisa FK kazansaydı, “yeni adıyla yeniden doğuş”unun ilk yılında şampiyonluğa oynama başarısı göstereren Manisa ekibi liderliğe yükseleceği için, liderlikten düşme endişesi yaşayan Samsun tarafı, maç öncesi müthiş bir “psikolojik harp” başlattı; 2000 krizi döneminde özelleştirme ihaleleriyle büyüyen, 2008 krizinde de uluslararası liman ihaleleriyle iyice devleşen Yıldırım Holding’te, Holding İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su da olan Yüksel Yıldırım, bizzat, “Biz maçın yayınlanmasını istiyoruz ama Manisa tarafı istemiyor” diye açıklama yaparak, Samsun tarafını günler öncesinden bıçak gibi bileyip, kendi tarafını konsolide etti.

 

Ülkenin dörtbir yanına çağdaşlık ve uygarlık dersi verebilecek bir düzeyde olan, yüzyıllardır açıklık ve şeffaflık kültürünün yuvası olan Manisa kentinin takımını yönetenlerin gizli saklı gündemlerle ve farklı oyunlar ile maça hazırlandığı ve bu yüzden maçın canlı yayınlanmasını istemediği iddialarına kargalar bile gülerdi ama Samsun’da buna inananlar çıktı ve erken final öncesi hava müthiş gerildi.

 

Kendilerini üçüncü sıradan itibaren izleyen takımlara büyük fark atarak zirvede yalnız kalan 55 puanlı lider Yılport Samsunspor ile 53 puanlı şampiyon adayı Manisa FK’yı Manisa’da buluşlturan erken finalden, konuk Samsun temsilcisi galip ayrıldı. Türkiye’nin en golcü takımlarından biri olan Manisa FK (22 maçta 63 gol!), Türkiye’nin en az gol yiyen takımlarından biri olan (22 maçta 8 gol!) Yılport Samsunspor’a 3-1 mağlup oldu.

 

Her ne kadar maçın bütün golleri 2. yarıda atılsa da , gerginliği silah olarak kullanıp Manisa tarafının konsantrasyonunu bozan konuk takım zaten maça 1-0 önde başlamıştı; hiçbir şey onların iddia ettiği gibi olmadı, maç naklen yayınlandı ve üstelik de maçı TRT yayınladı! Zaten Manisa FK tarafı, Samsun tarafının iddialarının aksine, TRT ile maçın yayını konusunda günler öncesinden sözlü mutabakata varmıştı.

 

Yıllar önce “Samsunspor’un tahtasını açtı” diye Yüksel Yıldırım’a “bizi Samsunspor gibi bir beladan kurtardınız, Allah razı olsun” diyen Yıldırım Demirören ile Nihat Özdemir’in bu durumlardan haberi bile yoktur sorsanız(!)…

 

Samsun tarafı Manisa için söylemediğini bırakmadı ama, çağdaş ve uygar yurttaş örneği Manisalılar kritik maçı bu kasti gerilime alet olmadıklarını kanıtlayarak, tek bir “yanlışlık” yapmadan izlediler…

 

Manisa Belediyespor Kulübü’nü amatör küme bataklığından alıp, TRT’nin canlı yayınladığı erken finale kadar yükselten Başkan Cengiz Ergün ise üzgün ama her zamanki gibi kendinden emin ve çok sakin. “Şampiyonluğu elbette son saniyelere kadar kovalayacağız ama bizim yatırımımız başkaları gibi sadece kazanç için değil; biz gençlerimize ve geleceğimize yatırım yapıyoruz” diyor.

 

Bu kadar bilgiyi gözleriniz önüne seren ben Doğan Karabulut, yarışın sertliğine, mücadelenin “vahşi”liğine bakınca sonunda sormadan yapamıyorum; acaba Başkan Cengiz Ergün (fedakarlık konusunda!) yalnız mı kalıyor, tek başına mı bırakılıyor?