“Beyaz bakireler” ölmesin…

Yayın Tarihi 22 Ocak 2020

Arkeoloji en iyi bildiğim “şey”lerden biri…

Arkeoloji en iyi bildiğim “şey”lerden biri…

Elbette bu konuda eğitim almadığım için “uzmanım” demiyorum ama “aşk her şeye kadir olduğu için”,

bu bilim dalını çok sevdiğim için çok iyi öğrendiğimden dolayı, bu işin gerçek erbapları her zaman “siz de mi arkeologsunuz?” diye çok sorduklarında, bunu hem bir iltifat, hem de bir ölçü kabul ediyorum.

 

Bu “mahvedile mahvedile” tükenmeyen zengin ülkenin kültür değerlerine yönelik saldırıları, bu onurlu gazete Yenigün’de ilk yayın günlerinden beri yazmaya devam eden bir yazar olarak defalarca dile getirdim, kaleme aldım.

 

Taa 2006’larda, 2007’lerde yazmışım, “Beyaz bakireler ölmeden” diye, “Sizi gidi kültür katilleri!” diye, “Berbat masalcılar” (25 Kasım 2008) diye, “Katilleri tanıyorum” (24 Eylül 2010) diye…

 

Arşivimde gururla saklıyorum, çok tebrik yazısı aldım, çok alkışlandım…

Ama alkışlar neye yarar ki?

Talan sürüyor...

 

Beyaz bakireler” benim antik kentler için vurguladığım bir betimleme…

Antik kentleri, bu bizler tarafından korunmaya muhtaç değerleri, kendi öz çocuklarımızı, namusumuzu koruduğumuz gibi korumamız gerektiği için yaptığım bir tarif…

Bir zamanlar baraj yapılmak için kumla örtülüp yok edilen, “yeniden öldürülen” Allianoi için kullanmışım mesela bu tarifi...

Halkımın, “zengin toprakların fakir bekçileri” olmaması için bağırmış durmuşum kendi kendime…

 

Neler neler yazmışım…

 

Neden hep bu barajlar Zeugma gibi, Allianoi gibi antik kentlerin tam da üstüne yapılıyor, neden tümülüslerin tam da ortalarından yollar geçiriliyor, neden Torbalı’da tarihi alana Sanayi Sitesi kurulmaya çalışılıyor, neden İzmir’in tam da göbeğinde, Çankaya’da eskiden Ege TV’nin kullandığı binanın hemen 2 blok yanında liman ya da tapınak kalıntılarının üzerine inşaat yapılıyor, vesaire vesaire, sormuş durmuşum…

 

Ama talan sürüyor...

 

Şimdilerde, bir antik kent daha “saldırı altında”

Bu defa da, Kolophon Antik Kenti ile Tahtalı Barajı arasında mermer ocağı yapılmak isteniyor!

 

Merkezi Diyarbakır'da bulunan bir madencilik firması, Menderes’teki Tahtalı Baraj Havzası'nda mermer ocağı açmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na başvuru yaptı.

Projeye onay verilmesi halinde, dinamitlerin yöreye girmesiyle birlikte, ekmek tekneleri, seraları, zeytinlik alanları, suları mahvolacak yöre halkı ayakta…

 

Haklılar; antik kentle birlikte onlar da yok olmak istemiyorlar doğal olarak.

 

Bakanlık’tan görüş bekleniyor…

Bakalım bu defaki sınavın sonucu nasıl olacak?