“Beyaz Bakireler” katledilirken…

Yayın Tarihi 04 Mart 2021

Uygarlık tarihinin en “derin” coğrafyacısı (aynı zamanda hem filozof, hem de tarihçi) Strabon, “Bu kent, Aiol kentlerinin en büyüğü ve mükemmeli” diyor… Dahası bu kentin bir “başkent” işlevi gördüğüne dikkat çekerek, “ve bu kent Lesbos ile birlikte birkaçı hala ayakta ve sayısı otuz kadar olan diğer kentlerin metropolisi (merkez kent/ana kent) olarak sayılabilir” diye vurgu yapıyor...

Anlattığı yer, KymeBizim Aliağa’daki antik kent!

Binlerce yıldır dayanıp, bundan sonraki geleceğini bizim ellerimize emanet eden bu kentin arkeolojik niteliği (faşist diktatörlük döneminde idam edilmek için yaşı büyütülen gençler misali!) 1. dereceden 3. dereceye düşürülüp, antik bölgede liman projesi için inşaat izni verildi!

Gerçekten böyle bir şey yapıldı!

***

Strabon bir başka yeri anlatırken, “Beyaz mermerlerden gösterişli bir tapınağı, bilge bir rahibi ve bir Apollon Sunağı vardı” diyor; bir başka ünlü coğrafyacı Pausanias, bu kutsal yerin konumundan ve çevre düzenlemesinden söz ederken “Apollon’a adanmış korulukların gelmiş geçmiş en güzeli!” diyor.

Anlattıkları yer GryneionBizim Yeni Şakran’da!

Böyle bir yerin farkında olan kaç kişi var?

***

Bugünlerde (benzerlerine çok rastladığımız) bir haber okuduk ve izledik…

Sular çekilince ortaya çıktı!” başlıklı haberlerden...

Bodrum’daki Gümüşlük Koyu'nda aniden deniz suyu çekilince 3 bin 500 yıllık Myndos antik kentine giden antik yol ortaya çıkmış.

Antik yerleşimin bir bölümünün bulunduğu Tavşan Adası ile anakaranın sahilini birbirine bağlayan 2,5 metre genişliğinde 150 metre uzunluğundaki o muhteşem yolun sahil tarafında üstüne yapılan inşaatlara (Allah kahretsin!) dikkat ettiniz mi bilmiyorum?

Etmediyseniz, açın haberi bir de bu bakış açısıyla inceleyin; en “katı” olanınızın bile içinizin sızlayacağından eminim.

Uzun yıllar boyunca arkeolojik ve kültürel değerlerimiz üzerine çok şeyler yazdım…

Onlara sahip çıkamadığımız için “Zengin toprakların fakir bekçileri” haline geldiğimizi defalarca vurguladım…

O yazılarda, bembeyaz mermerleriyle hiç gitmediğimiz yerlerde pırıl pırıl parlayan ve bizim korumamıza muhtaç oldukları halde hep bizim saldırılarımıza uğrayan antik kentler için

Beyaz Bakireler” ifadesini kullandım…

 

Birkaç “kuruş” uğruna bütün insanlığı ilgilendiren “kayıt”ları tamamen silmek ne büyük bir vebal!

 

Şimdilerde sadece birkaç çaresiz kalmış bilim insanı (hiç duyulmayan) sesleriyle çığlıklar atıyorlar ve kulakları tıkanmış kalabalık hiçbir şey duymuyor ama insanlığın uzun geçmişinde çok defa tanık olduğumuz üzere, “tarih”ten yana olan “kader” sorumlulardan bir gün mutlaka hesap soracak.