Beşeri sermaye eğitim stratejisi ve ekonomik büyüme

Yayın Tarihi 10 Mart 2021

Ülkelerin gelişmesinde teknolojik gelişmenin ve ekonomik büyümenin arttırılması ve dolayısıyla verimliliğin yükseltilmesinde en önemli faktör insan sermayesidir. Ülkede kalkınma ve eğitim yatırımları ve kalkınmada eğitim ve eğitim politikası büyük ölçüde düzenli bir toplumsal değişimin stratejik amacını gerçekleştirmektedir. Beşeri sermaye olarak tanımlanan İnsan sermayesi; iyi eğitilmiş ve beceri kazandırılmış insan kaynağını ifade etmektedir. Yeterince eğitilmiş insan gücüve yeterli nesnel sermaye birikimi ekonomik kalkınmanın birbirini tamamlayan üretim gücüdür. Beşeri sermayenin daha iyi eğitilmiş ve beceri kazandırılmış, dengeli ve sağlıklı beslenebilen kültürlü insan kaynağı insan sermayesi verimliliğini artıran bir değer olarak bilinmektedir.

ekonomik büyümenin temel kaynağı işbölümü ve uzmanlaşmadır.

İşgücü daha spesifik bir alanda uzmanlaştıkça, o iş hakkında herkesten daha fazla bilgiye sahip olacak ve o işi daha iyi yaparak verimliliği artacaktır. Bu ise, toplumsal refahı arttırarak ekonomik büyümeyi olumlu etkileyecektir.

İş bölümü ve uzmanlaşmaya yönelik eğitim ile geliştirilebilecek girişimci karakterinin; fırsatları değerlendirebilen, risk üstlenen, üretim girdilerini örgütleme ve yönetme niteliği ile yenilikçi ve teknolojiyi kullanabilen insan kaynağını oluşturacaktır.

Bireylerin eğitim için harcadıkları para eğitimin tüketim özelliğini; eğitim alan bireylerin verimliliğe sahip olmaları ve iktisadi büyümeyi arttırmaları ise eğitimin üretim özelliğini göstermektedir .

kalkınmanın temel amacı; sadece maddi anlamda zenginleşmek değil, esas amaç zenginliği

kalıcı hale getirecek yüksek nitelikte kalifiye insan gücü yetiştirmek olmalıdır. Birçok ülkede bu alanda

yapılan yatırımlar aslında kalkınma carisi olarak yapılan; gelecek nesillere yönelik eğitim, sağlık, beslenme ve çevreye yapılan yatırımların önemini artırmaktadır. İktisat bilimi açısından beşeri sermaye ve ekonomik üretkenliğe yönelik değerlendirmelerde Klasik İktisat yazınında; A.Smith, Denison, Schultz ve Becker gibi sosyal bilimciler de insana yönelik yatırımlar içerisinde en önemli yatırımın eğitim yatırımı olduğunu vurgulamışlardır. İşgücü, beşeri sermaye ve verimlilik ilişkisini açıklayan Prebish SİNGER’e göre ise beşeri sermayeyi güçlendirecek eğitim yatırımları; azalan verimler yasasına tabi değil tam aksine artan verimler yasasına tabidir.

Ekonomik açıdan eğitim hem bir tüketim malıdır hem de üretim faktörüdür. Tüketim malıdır; çünkü eğitim temelde pratik olarak kullanılabilmenin dışında bağımsız bir biçimde istenen ve talep edilen bir değerdir.

Emek faktörünün eğitim ile beşeri sermaye stokuna yapılan net ilavelerle sosyo–ekonomik kalkınma

arasında önemli bağlar kurulabilmektedir. Eğitimin bu yönüyle üretim faktörü olarak değerlendirilmesi ise insanın yaratıcı beceri ve davranış biçimlerinin ortaya çıkmasında ki etkisine bağlıdır. Eğitimin amacı, doğrudan doğruya maddi kaynakları değil de insan davranışlarını olumlu yönde değiştirmek olduğu için bu yolla topluma dolaylı biçimde büyük yararlar sağlamış olur. Eğitim yatırımlarının fayda ve maliyeti, ülkenin ekonomik ve sosyal gelişme durumuyla ilişkilidir.
Eğitime ayrılan yatırım miktarı diğer kalkınma carisi yatırım unsurları olan sağlık, beslenme ile birlikte ekonomiye en fazla getirisi olan yatırım olarak değerlendirilmektedir. Bir ülke çok fazla insan sermayesine sahipse, başkalarınca yapılan buluşlara, yeniliklere kolayca uyum sağlar.

insan sermayesi yatırımı, formal eğitim ve işyerinde yetiştirme alanlarına yapılan yatırımlardır. İnsan sermayesi birikimi için harcanan zamandaki bir artış, insan sermayesi büyüme oranını arttırır.

Eğitim süresinin artması yatırımlardaki fiziki sermayeyi de etkiler.