“Benden bu kadar”

Yayın Tarihi 25 Haziran 2013

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2009 yılında Güneydoğu’daki “düşük yoğunluklu savaş”ı bitirmek üzere söylediği “güzel şeyler olacak” sözü üzerinden 4 yıl geçti ve adına “barış süreci” denilen bir sürece girildi.

Barış sürecinin sadece Türkiye’nin Güneydoğusu ile yapılamayacağını, Türkiye ile barış sürecinin başlaması gerektiğini bunun için de topyekün bir “Türkiye için demokrasi süreci” başlaması gerektiğini ileri sürenler vardı.

“Türkiye için demokrasi” diyenler haklı çıktı.

Barış sürecinin garantörü Türkiye’de tam demokrasi idi.

 

* * *

 

Taksim Gezi direnişine bir de böyle olumlu yönden baksak nasıl olur?

Bu direnişleri Türkiye’de demokrasi talebi diye okursak nasıl olur?

 

* * *

 

Barış sürecine iyi niyetle aydınlardan bazıları destek verdiler. Aslında herkes barış diyordu. Barış süreci içine girse de girmese de, kıyıda dursa da, bekleyip takip etse de barışa evet diyordu herkes.

Sürecin nereye gittiğini bilmese de, devamında ne olduğunu bilmese de, akan kanın durması adına barışa evet diyordu.

Aziz Kocaoğlu da bu anlamda Diyarbakır’a gittiydi.

 

* * *

 

Barış sürecinin içeriği Taksim Gezi direnişinde dolduruldu. Gerçek barış direnişçilerin dayanışması ile oluştu. Direnişe Türk de, Kürt de katıldı. Bir zamanlar Türk Bayrağı parti kongrelerinde asılıp asılmaması konu olurdu, şimdi bu konu aşıldı ve Türk Bayrağının yeni Anayasası da meydanlarda yazıldı.

Artık Türk Bayrağı ayrıştıran olarak görülmüyor, birleştiren ve tıpkı ilk günkü gibi bağımsızlığın sembolü olarak görülüyordu.

Bir de Türk Bayrağının üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi vardı. Başbakanın eleştirdiği bu Atatürk resimli Türk Bayrağının anlamı neydi?

Bu bayrak ilk kez Atatürk’ün 125’inci doğum yılı olan 2006 yılında İzmir Ticaret Odası tarafından bastırılıp dağıtılmıştı.

Bayrak üzerinde Atatürk’ün kalpaklı ve kravatlı bir resmi vardı. Kalpak; Kuva-i Milliye’yi, bağımsızlığı simgeliyordu, ceket-gömlek-kravat ise çağdaş uygarlığı simgeliyordu.

Bayrak üzerine bu resim çok anlamlıydı. Halk İzmir Ticaret Odası’nı kutlarcasına bu bayrağı balkonlarına astı.

 

* * *

 

Taksim Gezi Direnişinden herkes kendine göre dersler çıkaracak. Umarım olumlu dersler çıkar. Yeni çatışma alanları yerine “demokraside birlik” kararı çıkması güzel olur.

 

Parklarda forumlar yapılıyor. Bu forumlardan demokrasi çıkacağından eminim.

 

* * *

 

Taksim Gezi Direnişi barış sürecine destek veren aydınlarda yeni bir düşünceye yol açtı. Acaba süreç ile Gezi ayrı mıydı, bir miydi? Birbirini engeller miydi?

Akil İnsanlardan Murat Belge dün yazdığı istifaname ile “Benden bu kadar” dedi. Murat Belge Marksist solun saygı duyduğu bir entelektüeldir. Taraf gazetesinde yazmaktadır. Belge, başbakanın Taksim Gezi Direnişi hakkındaki sözlerinden rahatsız olmuştur. İstifanamesinde bunu şöyle ifade etmiştir:

“Nihai raporun yazılması aşamasında Gezi Parkı’nda olaylar başladı. Herkesin ittifakla söylediği gibi, kolayca uzlaşmaya varılabilecek konu, gereksiz ve anlamsız bir polis şiddetiyle karşılaştı ve bugüne geldik. Aynı şaşkınlıkla, Başbakan’ın gerilim körüklemesini seyrediyorum.

“Barış” dediğimiz nesne, bir “iklim”, bir “atmosfer” gerektirir. Oysa yedi düvele harp ilân etmiş, toplumun bir yarısını öbür yarının üstüne sürme tehdidinde bulunan bir “iktidar”la karşı karşıyayız. “Gezi başka, süreç başka” diyemeyiz. Toplumda her şey iç içedir”

 

* * *

 

Murat Belge’den başka Başbakanla yol arkadaşlığından kopan olacak mı?

Başka aydınlar da özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerde sanki AB’yi istemez duruma giren iktidara karşı yol arkadaşlığını bitirecekler mi?

Yoksa iktidarı AB ve insan hakları ve demokrasi sürecine, barış sürecine zorlamak için yol arkadaşlığına devam mı edecekler?

 

* * *

 

Mesela Ertuğrul Günay ve Erdal Kalkan da “benden bu kadar” mı diyecekler.

İran’da Şah’tan sonra mollalar yol arkadaşı solcuları “bizden bu kadar” diye silkeledilerdi.

“Bizden bu kadar” denmeden “benden bu kadar” mı diyecekler, bakıp göreceğiz.

birol_keskin40@hotmail.com