Ben Varsam Var!

Yayın Tarihi 03 Şubat 2021

“Ben varsam var, Ben yoksam tu ka ka “ bu sözü egoist bencil kişiler her zaman ön safa çıkarmışlardır. Neden mi?, Ben yani “e’ne” duygusundan ortaya çıkar.

Siyasetçilerde daha çok rastlanan ene duygusu hele hele ilk fırsat kendine tanındığında bir koltuk kaptı ise veya mevkii makam kaptıysa işte o zaman ene duygusu ön plana çıkar kin ben kazandım demeye başlar.

Siyasi partiler kanunu kapitalist sağcı liberal bir düzen inşa ettiği siyaseti ve siyasetçiyi de bu çizgilerde tutuğu için ene duygusu üst seviyede yere ayakları basmaz bir yapılanma içersine kişileri sokar. Aslında kişilerinde bu ene duygusuna kapılmasının toplumsal şımartılmışlıktan dolayı ve siyasi parti kanunu çerçevesinde şekil aldığını söylemeden geçemeyiz.

Birkaç örnekle realiteye dönüştürelim isterseniz;

Çok samimi olduğunuz bir arkadaşınız belediye başkanı olur. Veya milletvekili olur. Veya müsteşar, bakan, genel müdür , daire başkanı olur. Bırakın bir siyasi partinin üst düzey yönetiminde görev alır. Bir bakarsınız dünkü çok samimi olduğunuz arkadaşınızın davranışlarında tavırlarında ciddi değişimler. Bir türlü idrak edemezsiniz. Hatta bir dönem sonra sizde alışır çevredeki insanlar gibi sizde davranmaya başlarsınız. Bu kişilerin en klasik yaptığı şeyler telefon numaralarının değişmesidir. Yaşadıkları konutları evleri evlerinin mobilyaları, kullandıkları cep telefonlarının markaları ve yenilikleri ön plan a çıkar. Giyim kuşam markalaşmaya başlar vs. vs… Bu bahse konu ene duygusunun baskınlığı hatta toplumsal baskı ile de ortaya çıkar. Kişilik şahsiyet duruş pek de önemli değildir. Ne kadar kişilikli olursanız olun herkesin size saygıda kusur etmediği bey bey bey , balkanım bakanım, vekilim vekilim, sayın bakanım , sayın genel müdürüm, müsteşarım dediği süreçlerde siz en karakterli kişilikli dahi olsanız gevşersiniz. Ne oldum ben lannn demeye başlarsınız. Kişilik ve karakter yöneticilik kariyeri yeterince eğitilmemiş yada eğitimini almamış bireyler zor baş ederler ve bir çok zorlukla karşılaşırlar.

Özellikle siyasiler görev sürelerinin süre başında ve süre sonunda ciddi kabuk değişimi yaşarlar. Yılanlar gibi gömlek değişirler. Nasıl mı seçime aylar kalınca partilerinin genel merkezlerinin kapılarını aşındırmaya başlarlar. Genel merkezdeki kapıların açık ve kapalı olması görev süresi içindeki çalışmalarına ikili ilişkilerine bağlıdır. Ya kapılar ardı ardına açıktır. Ene duygusu ile hareket eden siyasilerin çoğu ya gelişmemiş ya da geri kalmış ülkelerden çıkar… Eğitim, kültür, sosyal gelişmişlik alt yapısı yeterince oturmamış bireyler siyasette akraba tanıdık dost ilişkileri ile bir yerlere birilerinin vasıtası ile geldiklerinden oturdukları koltukları hazmedemezler. Koltuğu bölerler. Bir de ene duygusu ile hareket edince yüzlerine gözlerine bulaştırır yaptıkları işleri… dayıları amcaları eşleri dostları sayesinde bir yere gelen getirilen bireyler aşiret yönetim sistemi ile hareket etmiş olurlar ki toplumlarına bir katkı sağlamaktansa siyaseti zenginleşme aracı görerek yaşarlar… Bu kişiler birilerine gebedirler. İşte bu kişiler ben oldum dediklerinde bir yerin kendilerine baki olduğunu düşünürler. Süreli görevlerin sonunun geleceğini hiç haz etmezler. Hele hele tekrar görev alamazlarsa ver yansından, hakaretlere, suçlamalara ve iftiralara kadar kendilerinden başkasının bir şey olamayacağını düşünerek konuşurlar… ülkemizin ene duygusu ile yaşayan siyasetçilerden kurtulması idealist ideolojik siyasilerle yaşamına devam edeceği günler diliyorum. Tunceli belediye başkanı Mehmet Maçoğlu na sevgilerle …