Belediyelerde şeffaflık ve katılımcılık…

Yayın Tarihi 17 Aralık 2013

İzmir’de önümüzdeki 5 yılı Bütünşehir Belediye Başkanımız olarak yaşayacağımız Aziz Kocaoğlu’nun yeni dönem için yönetim anlayışının ilk ipucu geldi.¶ Ege Bölgesi Sivil Toplum Platformlar Birliği’nin toplantısında konuşan Aziz Kocaoğlu adeta “Gezi” özeleştirisi yaparak “Hepimizin Gezi’den çıkarması gereken bir önemli ders olduğuna inanıyoruz” dedi.

Katılımcı demokrasi için “Gezi” öncesi elimizde hem teorik hem de pratik pek çok veri vardı. Ama “Gezi” katılımcı demokrasi uygulanmadığında neler olacağını çok açık bir biçimde tüm dünyaya gösteren bir başka örnek oldu.

Aziz Kocaoğlu Tramvay Projesi’nde katılımcılığı uygulayarak meslek odalarının desteğini aldıklarını söyledi. Bu olumlu örnekti. Ve devamla Kocaoğlu, İzmir’de yaşayan 4 milyonu aşkın insanla bir projeyi tartışma imkanlarının olmadığını ancak bunu o bölgenin muhtarları ve sivil toplum örgütleriyle, üniversiteler ve meslek odalarıyla masaya yatırdıklarını belirtti.

Benim yazım da, itirazım da burada başlıyor. Bırakın İzmir’de yaşayan 4 milyonu aşkın insanla bir projeyi tartışmayı, Türkiye ile hatta dünya ile o projeyi tartışmaya açık olmalısınız!

“Gezi” den ders alacaksak, tam alalım!

Taksim Gezi Parkı’nın tarihi Topçu Kışlası’nın tekrar yapımı adı altında süper bir AVM yapılması tartışmasını bir semt insanı ile yapmayanlar bir ilçe ile, bir il ile, bir ülke ile, bir dünya ile yapmak zorunda kaldılar!

İzmir’de de pekâlâ 4 milyon insanla bir proje tartışılabilir. Antik Roma ve Atina’daki gibi doğrudan demokrasi imkanları bugün teknoloji ile oluşmuştur. Televizyonlar, radyolar, bilgisayar programları, gazeteler, internet gazeteleri, feysbuklar, tivitırlar vs. birçok iletişim ve paylaşım tekniği ile katılımcılık ve şeffaflık pekâlâ sağlanabilir.

Geçtiğimiz 10 yılın bir değerlendirmesini yapma sürecinde olan Aziz Kocaoğlu’na yeni dönem için katkı anlamında yazdığım bu yazı Amerika’nın yeniden keşfi değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi binasının başkanlık kapısından girdiğimizde soldaki duvarda Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı yazılıdır. Bu bir Kent Anayasası’dır. Bu Kent Anayasası’nı bir kitapçıkta bastırarak vatandaşlara dağıtılmasını öneriyorum. Bu kitapçıkla birlikte aynı içerikte söyleşiler de düzenlenebilir. Bu önerim daha da geliştirilebilir. (Başkanlık kapısından girenler önce bu anayasayı okumakla işe başlayabilir. Tabii önce duvardan dökülen birkaç hurufatın yenilenmesi, bakımı gerekir)

Türkiye Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na bazı maddelere çekince koymuştur. Yerel demokrasiyi savunuyorsak bu çekincelerin de neler olduğunu öğrenip kaldırılması konusunda çalışma yapmalıyız. Örneğin belediyenin iç idari yapısı da merkezi idare tarafından belirleniyor. Kaç başkan yardımcısı gerektiği, genel sekreterin nasıl atanacağı vs. Yani belediyeye deniyor ki, sen o beldeyi yönetirken kaç başkan yardımcısına ihtiyacın olduğunu belirleyemezsin, ya çok alırsın ya da hiç almazsın, en iyisi ben belirleyeyim. Oysa Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nda belediyenin iç idari yapısının belediyece belirlenmesi ilkesi var!

Geçenlerde bir ilçemizin bir belediye başkan aday adayı ile konuşuyordum, söz bu konuya geldi ve başkan aday adayı şöyle sordu: “Tartışma, görüş alma, katılımcılık, nereye kadar? Öyleleri var ki hizmeti engellemek için çok inatçı davranıyor!”

Hemen cevap verdim: Sonuna kadar! Tartışma, görüşme, katılımcılık, şeffaflık sonuna kadar!

Son vatandaş ikna edilene kadar!

Şimdi bana kızıyorsunuz, değil mi? Hayır kızmayın. Eğer gerçekten sırf hizmeti engellemek için inat yapan olursa o da bu süreçte açığa çıkar. Ama o bahane edilerek gerçekten sürece katılmak isteyenler engellenmez.

Yeni dönem için seçim bildirgesini hazırlamakta olan sevgili Aziz Kocaoğlu umarım katılımcılık ve şeffaflıkla ilgili bir bölüm açar. Bu önerim diğer başkan adayları için aynı zamanda. Ha, bir de içini doldurmadan “ortak akıl” ile yönetim ilkesini yazmasınlar lütfen. İki dönem önce Büyükşehir Genel Sekreteri olan kişi, başkanın “kenti ortak akılla yöneteceğiz” kitapçığını tek başına kendisinin yazdığını söylemişti de…