Belediye başkanlarına tavsiyemiz

Yayın Tarihi 23 Haziran 2014

Belediye başkanları siyasi temsil ettikleri kurumun adayı olarak seçimle iş başına geçerler. Seçildikten sonra belediye başkanı olarak görev yaparlar. Belediyeler siyasi kurumlardır. Siyasi kurum yönetimi partilerinin yerel yönetim programları dahilinde gerçekleştirilir. Belediye başkanları kendi kişisel bilgi birikimleri ve becerilerine göre de yapacakları hizmetler ile iyi veya kötü karne oluştururlar.

Belediyeler vatandaşa hizmet götüren kurumlar olarak tanımlanırlar. Vatandaşın sırtına yük bindiren değil, sırtlarından yük kaldıran kurumlar olarak söz, karar ve yetki sahibidirler. Belediye başkanları seçilmezden önce vatandaşa taahhütlerde bulunurlar. Seçim vaadi olarak da bilinen bu sözler yerine getirildiğinde belediye başkanlarının hakkında takdir edilen konuşmalar yapılır. Aksi durumda ise eleştiriler yapılır. “Elim kırılsaydı da oy vermeseydim” yakınmaları, şikayetleri dile getirilir.

Belediye başkanları hizmete endeksli çalışma yürütürken sosyal belediyecilik anlayışını en önde tutmak durumundadırlar. Belediye başkanı olana kadar bu anlayışını dile getiren ancak belediye başkanı olduktan sonra bu anlayıştan uzak davranan başkanlar ciddi derecede olumsuz eleştirilere maruz kalırlar. Dün söylediğini bugün unutan belediye başkanları başarılarla dolu projeler üretseler dahi vatandaşın gözünde başarısız anılırlar.

Belediye başkanları ne yapmalı, ne yapmamalı?..

Belediye başkanları, halkla ilişkilerini en yüksek seviyede tutmalı. Hümanist olmalı hizmeti ve insanı sevmeli. Bürokrasiye boğulmamalı, bürokratların değil belediye başkanlığının verdiği yetkiye dayanarak hizmet üretmeli. Risk almasını bilmeli, toplum odaklı sorunları kolektif çözüm ve kamuoyu paylaşımlarını aksatmamalı. Kendi bölgesini ve vatandaşını çok iyi tanımalı. Belediye bürokrat kadrosunu çok iyi seçmeli. Siyasi kurum olması vesilesi ile partisinin tüzüğünü ve programını çok iyi bilmeli. Sadece yerel seçimlere odaklı değil, genel seçimlere referandumlar da da aynı mücadeleyi vermeli , partisinin başarısı için çalışmalıdır. Yerel seçim bitti, ben seçildim, gerisi beni ilgilendirmez edasından uzak durmalı. Çalışanı tarafından sevilmeli. İşçisinin çalışanının kıymetini bilmeli, çünkü yapacağı her hizmetin kalitesinin çalışanı ile ortaya çıkacağının farkında olmalıdır. Kolay ulaşılan koruma orduları ile değil halkın koruma kalkanına sığınmalıdır. Özellikle kırsal bölgelerdeki belediye başkanlarının birebir halkla ilişkileri güçlü olmalıdır. Herkesin her kesimin tanıyacağı bir kişi olmalıdır. Belediye başkanları mütevazı olmalıdır…

İşçisi memnun olmayan belediye başkanının başarılı olması, hizmet edebilmesi mümkün değildir.

Üç kuruş ekmek parası için çalışan işçinin işi ile uğraşmamalıdır. Çalışan, üreten, işinden başka geliri olmayan emekçilerle siyasi görüşü düşüncesi ne olursa olsun takışmamalıdır.

Belediye başkanı babacan olmalıdır. Yaptıklarının ve yapacaklarının arkasında durabilmelidir. Çalışanın ekmeği ile oynayan belediye başkanı olmaz, olamaz. Kamuoyundan gördüğümüz kadarı ile başka siyasi parti döneminde işe girmiş olan işçilerin farklı bir siyasi parti adayı seçimi ile değişen belediye başkanının gelir gelmez ilk icraatı personellerin işine son vermek olmamalıdır. Ne acıdır ki bu durumla ilgili İzmir'de duyarsız, düşüncesiz ve faşizan bir biçimde hareket eden bazı başkanlar ile karşılaşıyoruz. Bu tarz başkanlar gaflet, delalet ve hıyanet içindedirler. Çünkü belediye başkanlık koltukları gelip geçicidir. Belediye başkanlarının hiçbirine koltuklar baki değildir. 5 yıllık görev süresi emanet sürelerdir. Bu emanetlere hıyanet edenler geldikleri gibi giderler. Sürekli hizmet aşkı içinde yananlar vatandaşın gözünde, gönlünde taht kurarlar ki kimsenin iki dudağı arasına sığmayacak kadar da büyürler. Kısacası belediye başkanlarına tavsiyemiz: Hizmet üretmeli, çözüm getirmeli ve çalışanlarla değil hizmetleri ile isimleri hafızalara kazınmalıdır.