Balbay beni unuttu!

Yayın Tarihi 12 Şubat 2016

Ankara’da yollar açık ama parklarda, çatılarda hala kar var. Sabah eksi dört derece. Paltoyla gittim. Ankara’nın soğuğunu bilirim. Öğlene doğru bir güneş, terledim.

Yargıtay’dan sonra doğru meclis. Birkaç İzmir milletvekilinin meclis odasını aradım. Çıkan danışmanlara kendimi tanıttım. Meclise davet ettiler. Meclis kapısında uzun kuyruk vardı. Vatandaşın kendi meclisine girişi aynı güvenlik önlemleri alınarak kolaylaştırılabilir. Kuyrukta beklerken çektiğim resmin altına “halk meclise akın etti” yazılacak kadar var dedim.

Giriş kartımı alırken sordum, “hangi milletvekili adımı yazdırmış?” diye. İzmir milletvekili Atila Sertel, dedi görevli. TBMM Halkla İlişkiler binasındaydı odası. Fakat CHP Grup Toplantısına katılmak için gitmişti. Ben de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinleyeyim diye CHP Grubuna gittim. Hem resim çekiyorum, hem dinliyorum. Bir baktım arkadan adımla sesleniliyor. Döndüm baktım, bana seslenen Tüm Yerel Sen İzmir 1 nolu Şube Eğitim Basın Sekreteri Özkan Felek. Başkanları Dr. Hakan Kıran ile Kılıçdaroğlu’nu ziyarete gelmişler.

Bir çok defa CHP grubu izledim. Kemal Kılıçdaroğlu gündemin ana konularını gruba gelen milletvekilleri ve partililere öyle ayrıntılı sunuyor ki, adeta gidin bunları illerinizde, bölgelerinizde vatandaşa anlatın diyor.

Grup sonrası bir telefon. Atila Sertel meclis lokantasına davet ediyor. Ben yemeğe değil çaya geldim ama olsun. Salonda baktım bizim emekçi kardeşimiz Seyfi, güler yüzü ile beni masasına davet ediyor. Sertel İzmir’den gelen yol arkadaşları, partililerle hem sohbet ediyor hem yemeklerini yiyorlar.

Atila Sertel atanamayan öğretmenlerle ilgili mecliste basın toplantısı yapacağını söylüyor. Bir öğretmenin çöpten kağıt toplamak zorunda kaldığını tespit ettiğini anlatıyor. Ben de anekdot olarak bir çok atanamayan öğretmenin polisliğe geçtiğini hatta aralarında şehitlerin olduğunu söylüyorum. 30 bin öğretmen atanıyor. Atananlar için sevindirici bir haber. Ama bunun on misli atanamayan var hala. Umutlar bir dahaki atamaya kalıyor.

Atila Sertel ile meclis kulisine geçiyoruz. İçerde oturum devam ediyor. Sertel yoklama kaydını yaptırıp çıkıyor. Gündem dışı konuşan milletvekilleri var. Meclis Somali’ye korsanlarla mücadele için asker gönderme teskeresini tartışıyor. Çaylar geliyor. Kuliste bulunduğumuz yerde Karşı gazetesi Ankara temsilcisi Burcu Oral Evren var. Karşıyakalıyım diyor. Termik santrallere karşı verilen hukuki mücadele ile ilgileniyor.

İzmir Milletvekili Ali Yiğit yanımıza geliyor. Ali Yiğit bana çok samimi geliyor. Daha önce sohbetim olmamıştı. Bundan sonra olacak ama. Söz arasında bir gazeteciyle sohbette ne konuşmuşsa pat diye yazmış, diye yakındı. Ben her duyduğumu, her gördüğümü, yayın kaydı dışı anlatılanları yazmam. Önce insanım, sonra gazeteciyim. Bana içini dökenleri satmam. Bana göre gazetecilik bu değil.

Tuncay Özkan az ilerde bir grup arkadaşı ile sohbet ediyor. Atila Sertel’i bir kucaklayışı, bir sarılışı vardı ki sormayın.

Tuncay Özkan, Sertel’i her gördüğünde bir resim, bir sahne gözünde canlanıyor. “Hücremdeyim. Sabah kalkıyorum. Çağırıyorlar. Bir bakıyorum karşımda Atila Sertel”

Hücreye atılan bir gazetecinin ilk gün meslektaşından destek alması ancak bu kadar içten anlatılabilir.

Milletvekili olmadan önce İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı olan Atila Sertrel benim soru soracağımı anlamış olacak ki, daha ben sormadan “Ama Balbay beni unuttu” dedi.

O an yüreğime bir şey saplanır gibi oldu. Sertel öyle hüzünlü söyledi ki, Mustafa Balbay’a hala sevgisinin devam ettiğini anladım.

Atila Sertel ile sohbetimi yeri geldikçe yazacağım. Bazen “yazayım mı” diye sorduğumda tamamını değil ama bu bölümü yazma dediği oldu. Gerçi yazsam da kızmaz ama, İzmir’de yeni bir tartışma yaratmak istemediğini anladım. Ben dedi, herhangi bir grupla, ekiple değil doğrudan vatandaşla, sivil toplumla birlikte siyaset yapıyorum.

(Meclis izlenimleri devam edecek. Daha sonra HDP grubundan kimlerle görüştüm? Başkanlık ufukta geliyor mu? Vs.)