Azad Fazla’nın ardından…

Yayın Tarihi 28 Nisan 2016

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu İzmir temsilciliği yapmış, CHP İzmir İl Başkan Yardımcılığı ile siyasette bulunmuş, son dört yıl içinde de siyaseti iktidar partisi AK Parti altında sürdürmüş, Karabağlar ve Büyükşehir Belediye meclis üyesi, grup sözcüsü olmuş Azad Fazla geçtiğimiz gün beklenmedik bir şekilde ölümü ile aramızdan ayrıldı.

Azad Fazla için en isabetli anlatımları yapan İzmir milletvekili Necip Kalkan “Herkesin onunla bir anısı vardı” dedi.

Doğruydu. Benim de gazeteci olarak özellikle onun sendikacılık dönemlerine ilişkin diyaloglarım vardı. Sendikacılığı sonlandırdığı bir dönemde Büyükşehir Belediyesi önünde karşılaşmamızda bana yakınlaştı, özellikle sohbet etmek istediğini belli eden diyaloğa girdi. Ben o an önemli bir gündem olmadığı ve rastlantı karşılaşması nedeniyle gazetecilik soruları yerine hoş sohbeti tercih ettim. Ama rahmetli Azad Fazla özellikle konuyu siyasete getiriyordu. Sohbeti uzattı. Belli ki bir şeyler anlatmak istiyordu. Benim televizyon haberciliğimi, programcılığımı iyi biliyordu, gazeteden köşe yazılarımı takip ediyordu. Bunu bana hissettiriyordu konuşmasında. Mutlu olmuştum. Okunduğunu bilmesi bir gazeteciyi mutlu eder.   

Ama sevgili Azad Fazla bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Bense onu önceki dönemde tanıdığım kalıpla dinliyordum. Oysa o bana değişimini ve dönüşümünü anlatmaya çalışıyordu. Sanırım bu iç döküşle siyasi tercihindeki değişikliğin dışarıdan nasıl algılanacağını, nasıl tepki verileceğini test ediyordu. Bana da güvendiği için açılıyordu. Tabii bunu sonraları ancak idrak edebildim. Benim de böyle sonradan idrak diye bir sorunum var.  Azad Fazla AKP’de siyaset yapacağını açıkladığında geriye dönüp benimle yaptığı sohbet gözlerimin önüne geldi. Ben tabii anlatılanı, duyduğunu, gördüğünü şıp diye yorumlayan olmadığım için, gazetecilik tabiriyle adam satan olmadığım için o sohbetimizi yazmadım.

Azad Fazla’nın siyasi dönüşümü bugüne kadar siyaset bilimcilerince irdelenmedi. Soğuk bakıldı. O da bunun farkındaydı. Sadece emeğe verdiği değeri her fırsatta dile getirdi. Yani emeğe ihanet etmediğini vurgulamaya çalıştı. Geçmişine sahip çıktı.

Fakat onun siyasi tercihini CHP’den AKP’ye kaydıran neydi?

Milliyet Gazetesi'nde Hamdi Türkmen Azad Fazla için köşe yazısında bu soruyu şöyle açıklıyor:  “O emekle ilgili birikimlerini üyesi olduğu CHP'de paylaşma olanağı bulamamaktan şikayetçiydi.” (26 Nisan 2016 Milliyet Ege gazetesi)

Azad Fazla için bence daha çok yazı yazılmalı. Hatta keşke ölmeden önce yazılsaydı da o da görseydi. Bu yazılar illa övmek veya yermek için olmamalı. Peki ne için olmalı?

Bir dönemi tanımlamak için olmalı. Emek yelpazesinden siyaset yelpazesine geçiş süreçleri irdelenmeli.

AKP ve CHP kökü Cumhuriyet dönemi öncesine varan derin toplumsal ayrışımların bugüne gelen görünümleriydi. Bu tespit geçen yıl 1 Kasım seçimlerine gitmeden önce CHP ve AKP kurmaylarının aylarca yaptıkları uzun görüşmelerde ortaya koydukları ortak görüştü. Keşke o görüşmelerin tutanakları bir kitap halinde hiç yorumsuz basılsa. Biz de bilsek kısır çekişmelerin ardında aslında ne gibi derin siyasi tahliller yapıldığını. Eminim o tutanaklar siyaset bilimcilerine çok faydalı olacaktır. O tutanaklardan biz de CHP ile AKP arasındaki Cumhuriyet öncesine dayanan ana akım damarlarını öğreneceğiz. Bunun ışığında da Azad Fazla’nın emeğin en önemli sendikal örgütlerinden DİSK’in bölge liderliğinden gelip 'AKP’ye kul, sermayeye köle olmayacağız' dedikten sonra siyasi olarak başka bir rüzgara yönelmenin ne demek olduğunu öğreneceğiz.

Yukarıda dedim ya övgü veya yergi dışında bir dönemin tespiti anlamında tahlil yazılarına ihtiyacımız var. Azad Fazla ile ilgili anıları olan bunları dile getirmeli. Sevgili Necip Kalkan en duygusal haliyle ne güzel söyledi: “Azad Fazla deyince anısı olmayan insan yoktur. Sağcısı, solcusu, ortacısı, kim varsa Azad Fazla ile bir olay yaşamıştır. Çok dolu bir arkadaştı. İzmir siyaseti için bir kayıp. Acımız büyük.”

Sevgili Azad Fazla eğer DİSK bölge temsilcisi olarak vefat etseydi cenazesi binlerce işçinin katılımıyla çok görkemli defnedilirdi. Kader böyle bir şey işte. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Bu arada sevgili Aziz Kocaoğlu’nun annesinin vefatı nedeniyle de başsağlığı diliyorum. Anne kaybını benim gibi yaşınız kaç olursa olsun yaşayan bilir. 

Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Hayat 1 Mayıs alanlarında devam ediyor. Hangi siyasi partiden olunursa olunsun emekten yana olanlar alanlarda kanunen de ilan edilmiş bayramlarını kutlayacaklar. Azad Fazla yaşasaydı 1 Mayıs alanında benim gibi sıradan bir şekilde sessizce yerini alırdı.